Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dışardan nanik yapanlar

Tufan TÜRENÇ

Türkiye'de yıllardan beri hırsızın hırsızı koruyup kolladığı kokuşmuş bir düzen hiç aksamadan tıkır tıkır işliyor.

Bir takım adamlar devleti, piyasayı, vatandaşı soyup soğana çeviriyor, hiçbir zorlukla karşılaşmadan paraları yurtdışına kaçırıyorlar.

Bakıyorlar ki işin cılkı çıkıyor, o zaman ellerini, kollarını sallayarak, gazetecilere gülücükler dağıtarak uçağa atlayıp tüyüyorlar.

Bakıyorsunuz alımlı, çalımlı bir sosyete güzeli çıkıyor, tarihi eserleri topluyor, kimini satıyor, kimini yurtdışına kaçırıyor.

Bu arada bir terslik oluyor ve suçüstü yakalanıyor ama kurtulmyı beceriyor.

Bir afra-tafra ile basın toplantıları yapıp basını haysiyetlerle oynamakla suçluyor.

Sonra yargılama ters gitmeye başlayınca, karardan bir-iki gün önce mahkûmiyet tiyosunu alıp Amerika'ya kaçıyor.

Yine bir başka kadın, koca belediyeyi babasının çiftliği gibi yiyip bitiriyor.

Sonra bakıyor ki işler sarpa sarıyor, yeni evlendiği kocasının özel uçağına atladığı gibi yurtdışına uçuyor.

Bu örnekler saymakla bitmez.

Ama nedense devlet birbiri ardına oynayan ve üç aşağı beş yukarı aynı olan bu tiyatroyu seyrediyor.

Trilyonları vuran bu insanlar yurtdışında krallar gibi yaşarken 62 milyon insana nanik yapıp dalgalarını geçiyorlar.

* * *

Şimdi şu Mehmet Okumuş rezaletine bakın.

Bu işin iler tutar tarafı var mı?

En ilkel toplumlarda bile böylesine sabıkalı bir adam bu kadar pervasızca insanları dolandırmaya cesaret edemez.

Adam devlet bankalarından ayarladığı milyarlarca lira krediyi ödemeyip, iflas ettim diye üzerine yatıyor.

Sonra bir süre kendisini unutturup bu kez bankacı olarak sahneye çıkıyor ve vatandaşı dolandırıyor.

Ben bu marifetli adamı yıldızının en parlak olduğu dönemde tanıdım.

O zamanlar dünyaca ünlü modacı Pierre Cardin'i bile kafaya almış ona mal üretiyor, ihracat rekortmenleri arasında adı geçiyordu.

Sonra foyası meydana çıktı.

Özellikle devlet bankalarından aldığı kredileri ödememeye başladı.

O zaman biraz süngüsü düşmüştü.

* * *

İşte o sallantılı günlerde işadamları ve politikacılardan oluşan bir grupla İspanya'ya gitmiştik.

İspanya'daki gazeteci arkadaşlarımız Madrid'in en ünlü flamenkosunda yer ayırttıklarını, gece oraya gideceğimizi söylediler.

Bu o kadar ünlü bir flamenkoymuş ki bir yıl önceden yer ayırtılması gerekiyormuş.

Bu konuşmalar yapılırken Okumuş, kenardan lafa girip bizim arkadaşlara o flamenkonun adresini sormuştu.

Arkadaşlar, ‘‘Verelim ama yer bulmanız imkânsız’’ demişlerdi.

Okumuş yine de adresi istemiş, ‘‘Merak etmeyin biz buluruz’’ diye konuşmuştu.

Akşam salona girdiğimizde Okumuş ile iki arkadaşının en ön masada oturduğunu hayretle görmüştük.

Biz onların çok gerisindeki masamıza geçince bir ara bana dönüp kadeh kaldırmış ve ‘‘Ne haber’’ der gibi göz kırpmıştı.

O gece bu adamın ne kadar şeytan olduğunu anlamıştım. Çünkü gruptaki bir çok bakan ve milletvekili bütün ricalara rağmen orada yer bulamamıştı.

Evet bu Okumuş beni yıllar sonra yine mahcup etmedi!

İflas ettikten sonra bir süre kendini sakladı sonra izin almadan açtığı banka şubesiyle 2 trilyonu tokatlayıp tüydü.

Kimbilir şimdi dünyanın hangi ülkesinde keyifle viskisini yudumluyordur.

Ve eminim bir Türk'e rastlayınca da kadehini kaldırıp ‘‘Ne haber’’ der gibi göz kırpıyordur.













X