"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Dışardaki Abuziddin’den önce legal paralara kapı açmayı deneyin

PAZAR sabahı Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’la bir grup gazeteciyle birlikte sohbet ettik, "Varlık Barışı" yoluyla Türkler’in yurtdışında tuttukları "kayıtdışı" paralarının getirilmesi çabalarının ayrıntılarını öğrenmeye çalıştık.

Unakıtan, ne Türkler’in yurtdışındaki paralarının büyüklüğü, ne de çekmeyi planladıkları miktar hakkında net veriler sunma yanlısı değildi: "Maliye Bakanı’yım. Böyle rakamları ortaya koymam, kendimi bağlamak da istemem."

Unakıtan, sorularla, "Varlık Barışı, o paraları zor getirir" havasının oluşması üzerine bir noktanın altını çizdi: "O paralar geldiğinde bizi ’abad’ etmez, gelmese de zora sokmaz."

Pazartesi sabahı Türkiye’nin önde gelen işadamlarından biri aradı:

 Hükümetin yurtdışındaki parayı çekme çabasına katılıyorum. Ancak, genelde hiç kayda girmemiş para üzerinde duruluyor. Neden Türkler’in yurtdışındaki legal paraları üzerinde durulmuyor.

- Konuyu biraz daha açar mısınız?

 1990’ların ikinci yarısında yurtdışında şirket kurdum. 35 milyon dolar götürdüm. Sonra birara Hazine’yi yokladık. O parayı geri getirebilir miyiz diye.

- Ne yanıt aldınız?

 Ana paranın kur farkından vergi alınacağını söylediler. Ayrıca, iki yıl önce çıkan kararla, ’yurtdışındaki şirketinizden kazandığınızın vergisini de burada ödeyin’ kararı çıktı.

- Şimdi ne istiyorsunuz?

 Madem dışarıda tutulan paralar için ’Varlık Barışı’ düşünülüyor. Öyleyse legal paramı aynı çerçevede getirmeme izin versinler.

İşadamı, bununla da yetinmedi, bir başka örnek daha verdi. 1990’lı yılların başlarında, bir Avrupa ülkesinde 4 milyon dolara otel almıştı. Onun parasını da yine aynı şekilde legal yollardan yurtdışına çıkarmıştı. Bir süre önce otelin yöneticileri, işadamına bilgi iletmiş: "Otele müşteri var. 40 milyon dolar fiyat veriyorlar."

4 milyon dolara aldığı otelin değeri 40 milyon dolara çıkmıştı. Zaten otel beklediği gelire de ulaşamamıştı. Bu yüzden oteli satma düşüncesi cazip geldi. Soruşturdu, oteli 40 milyon dolara satıp, parasını Türkiye’ye getirse, yüzde 35’i vergiye gidecekti. Yani, 14 milyon dolar vergi ödeyecekti. Oteli satmaktan vazgeçti.

İşadamı, otel örneğini de anlattıktan sonra sordu: "Hükümetin dışarıdan çekmeyi düşündüğü para konusunda önceliği ’legal’ olanlara vermesi gerekmez mi?"

Sonra içini kemiren bir kuşkusunu dile getirdi: "Başta yerel yönetimler olmak üzere, birçok yerde, rüşvet döndüğü söyleniyor. ’Varlık Barışı’ sırasında yurtdışına yatırılmış ’rüşvet’ler de gelecek mi?"

İşadamı, bunun için de bir formül önerdi: "Gelen paradan hesap sormayın, sembolik vergi alın ama kimin olduğu kayda geçsin. Yani, rüşvet belediyelerdeki ’Abuziddin’e gitmişse, onu bilelim. Ama ’Abuziddin’ tahsildarsa ve rüşvet ’legal para’ya dönüşürken asıl sahibine yönelecekse, onu da anlayalım."

Düşündüm, işadamı haklıydı. Kayıtdışı paraya ’sıfıra yakın vergi’ kolaylığı sağlanırken, dışardaki legal paraya da aynı kapı açılamaz mı?

Belki birileri ürküp, parayı getirmez ama yine de "Rüşvetçi Abuziddin"leri öğreneceğimiz formül bulunamaz mı?
X