Dış Ticaret Müsteşarından “DİR” değerlendirmesi

A.A.
17.10.2007 - 10:37 | Son Güncelleme:

Dış Ticaret Müsteşarı Tuncer Kayalar, “ithalatı artırdığı, yerli üreticiyi olumsuz etkilediği” gerekçesiyle eleştirilen Dahilde İşleme Rejiminin (DİR), aksine “ithalatı değil, ihracatı artıran bir sistem” olduğunu söyledi.

 Kayalar, DİR kapsamındaki ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 235 olduğuna dikkati çekerek, “'DİR'i, iç piyasadaki imalatçının rakibi olmasından ziyade, ihracatçıya ek avantaj sağlayan bir sistem olarak değerlendirmek gerekir” dedi.

Toplam ithalatın sadece yüzde 13,5'inin DİR kapsamında yapılmasına karşın, ihracatın yüzde 51'inin DİR taahhütlerini kapatmaya yönelik gerçekleştirildiğini vurgulayan Kayalar, “yerli üreticinin DİR kapsamında yapılan ithalattan dolayı değil, doğrudan iç piyasaya yönelik ithalatın yarattığı rekabet ile karşı karşıya bulunduğunu” kaydetti.

DİR'in ihraç ürünlerine dünya piyasalarında rekabet gücü kazandırmak, bu piyasalardaki ihraç pazarlarını geliştirmek, ihracatı artırmak ve ihraç ürünlerini çeşitlendirmek amacıyla ihracatçılara, dünya piyasa fiyatlarından gümrük muafiyetli olarak ham madde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul, değişmemiş eşya ile ambalaj ve işletme malzemeleri ithalatı yapmalarına imkan sağlayan bir rejim olduğunu hatırlatan Kayalar, ara malı ithalatındaki artışın, sadece DİR ile bağlantılı olmadığına, yurt içi piyasadaki gelişmelerden ve talep artışından da kaynaklandığına dikkati çekti.

Yurt içindeki ara malı üreticisi ile DİR kapsamında ithalat yapan üretici arasında prensipte hiçbir fark bulunmadığını vurgulayan Tuncer Kayalar, “Zira ikisi de yerli üreticidir ve üretimin yapısı gereği iç piyasada ara malı üretimi yapan ortalama imalatçı da her sektör için farklı olsa bile ithal girdi kullanabilmektedir. Bu açıdan DİR kapsamında ikame edilecek ara ürünlerin bünyesinde yine ithal girdi kullanıldığını görmek mümkündür” dedi.

DTÖ kurallarına göre DİR uygulamalarının sübvansiyon kapsamında değerlendirilmediğine, dünyada da yaygın bir şekilde kullanıldığına işaret eden Kayalar, Türkiye'de de sistemin gümrük birliği çerçevesinde AB müktesebatına uyumlu hale getirildiğini kaydetti.

Yurt içi üretimin yetersizliği, tercihler, kalite, temin süreleri ve finansman avantajı gibi hususlar nedeniyle, DİR tamamen kaldırılsa dahi mal ikamesinde ithalatın yine önemli rol oynayacağına işaret eden Kayalar, “Bu anlamda, DİR’in iç piyasadaki imalatçının rakibi olmasından ziyade, ihracatçıya ek avantaj sağlayan bir sistem olarak değerlendirilmesi gerekir” dedi.

KURLAR NEDENİYLE, DİR'İN MALİYET AVANTAJI REKABETTE BELİRLEYİCİ

Kurdaki değişiklikleri, rekabet baskısı nedeniyle fiyatlara yansıtamayan ihracatçıların kar marjlarının giderek daraldığına da dikkati çeken Kayalar, bu nedenle DİR kapsamında yapılan ara girdi ithalatının yarattığı ek maliyet avantajının uluslararası rekabette belirleyici hale geldiğini vurguladı.

DİR kapsamında ithal edilen ara malının, ihraç edilen malın bünyesinde kullanılarak yurt dışı edildiğini anlatan Kayalar, şöyle devam etti:
“DİR kapsamında yapılan ithalatın dış ticaret açığına olumsuz bir etkisi olduğunu iddia etmek gerçekçi bir yaklaşım değildir. DİR’in tam tersine cari açığı azaltıcı etkisi vardır. 2006 yılında DİR kapsamında yapılan ve toplam ithalatın yüzde 13,5’ine tekabül eden 18,5 milyar dolarlık ithal girdi ile toplam ihracatımızın yaklaşık yüzde 51’ine denk gelen 43,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. DİR kapsamında genel ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 235 seviyesinde. 2002-2006 arası dönemde de, DİR kapsamında gerçekleştirilen ihracatın DİR kapsamında gerçekleştirilen ithalata oranının 2,4 seviyesinde oldu. Yani DİR kapsamında gerçekleştirilmiş olan her 1 birim değerindeki ithalat, Türkiye’ye yaklaşık 2,4 birim değerlik ihracat imkanı sağladı. DİR kapsamında yapılan her bir birimlik ithalatın sadece kendini değil, iç piyasada yapılan ithalatın 1,4 birim değerlik bir bölümünü de finanse etti ettiğini söylemek mümkün.”

ARA MALI İTHALATININ YÜZDE 19'U, DİR KAPSAMINDA

DİR kapsamında yapılan ithalatın ara malları ithalatına oranının yüzde 19 olduğuna da işaret eden Dış ticaret Müsteşarı Kayalar, “Bu oran, toplam ara malı ithalatının büyük oranda iç piyasada yerli üretimin girdisi olarak kullanıldığını gösteriyor” dedi.

Kayalar'ın verdiği bilgiye göre, DİR kapsamında yoğun olarak, iç piyasadaki arz eksikliğini gidermek amacıyla tarım ürünleri, yerli üretimi olmayan veya kısıtlı olan kimyasal ürünler, tekstil ve hazır giyim, demir çelik sektörü için hurda demir, (ana firmaların tedarik sistemi ve merkezi politikalarının etkisiyle) otomotiv paçaları, elektrikli makine, cihazlar-TV-beyaz eşya vs. (TV tüpü dünyadaki belirli merkezlerde üretiliyor)ithal ediliyor. Bunlar, yine ihracat sektöründe de ağırlıklı bir yer alıyor.

DİR kapsamında en yoğun ithal edilen ürünlerin önemli bir kısmının, yurt içi üretimin bulunmadığına veya yetersiz olduğuna işaret eden Kayalar, “Bazı sektörlerde üreticinin uluslararası tedarik sisteminin parçası olması, kimi sektörlerde yerli girdilerin istenilen nitelikleri haiz olmaması ve temin süreleri gibi maliyet dışı koşullarla tercih edilmeleri; bu ürünlerin ancak orta ve uzun vadede Türkiye sanayinde yapısal bir dönüşüm sonucunda yerli üretim ile ikamesinin mümkün olacağını göstermektedir” dedi.

“DİR'DE KISITLAMA, İHRACAT PAZARLARINI KAYBETTİRİR”

DİR kapsamındaki ithalatın yurt içi üretim ile ikamesi konusunda sınırlayıcı politikalar benimsenmesi halinde, çok az miktarda ürün için bunun mümkün olabileceğini anlatan Kayalar, şu değerlendirmede bulundu:
“DİR’e yönelik olası önlemlerin sektör/mal grubu spesifik olarak tespiti halinde, piyasadaki arz ve fiyat mekanizmasının iyi değerlendirilmesi, ihracatçının olumsuz etkilenen maliyet yapısını emme ya da yansıtma kabiliyetinin de iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Bu sağlandığı takdirde, olumlu ihracat performansının devam edeceği belirtilebilir. Piyasadaki fiyat dengelerinin oluşumu açısından ise DİR sisteminde bir kısıtlamaya gidilmesi halinde ihracat için girdi niteliğinde olan ara malı fiyatı mevcut seviyesinden daha yüksek bir fiyat seviyesinde dengeye oturacak ve DİR’de getirilen bir kısıtlama, ihraç edilen ürünün maliyet yapısını değiştirecektir.

Sonuç, kaçınılmaz olarak fiyat ayarlaması yapabilen sektörlerde düşen kar marjları, fiyat ayarlaması yapamayan sektörlerde ise ihracatın ikinci plana itilmesi olacaktır. Ancak, daha sonra bu kısıtlamalar kaldırılsa ve DİR kapsamında ithalata tekrar izin verilse dahi ihraç pazarlarının kaybedilmiş olması, söz konusu kısıtlamanın kalıcı bir sonucu olacaktır.”

Tuncer Kayalar, DİR kapsamında ithalatın kısıtlanmasının yerli ara malı üreticisinin kısa dönemde karına olsa dahi, ancak ve ancak yeterli miktarda, aranan özelliklerde ve rekabetçi fiyatlarla üretebilirse orta ve uzun vadede olumlu bir etkiden söz edilebileceğine dikkati çekti.

“CARİ AÇIĞI DÜŞÜRMEK İÇİN, İHRACATA DÖNÜK ÖNLEM ALINMALI”

Cari açığa olumlu katkıda bulunmak için, yüksek ekonomik büyüme ve ihracat artışına paralel gelişen ara malı ithalatını engellemek yerine, ihracatın artırılması gerektiğini vurgulayan Müsteşar Kayalar, “İhracatın artırılarak devam ettirilmesi büyük önem taşıyor. Kurlardaki mevcut durumu önümüzdeki dönem için veri olarak aldığımızda, ihracatın arttırılması için ucuz girdi maliyetlerinin ihracatçıya rekabet avantajı kazandırmak açısından ülkemizin elindeki en etkin enstrümanlardan biri olduğunu kabul etmek gerekiyor” dedi.

Kayalar, ithal girdinin yerli ara malı tarafından ikame edilmesini teminen, üretim girdilerinin yerli üreticilere rekabet avantajı sağlayacak şekilde dünya fiyatlarından temin edecek politikaların oluşturulmasının, ihracatçıyı ithalat yerine yerli üreticiye yönlendirecek en etkin yöntem olduğuna vurgu yaptı.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı