"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Direnişin şarkısı

Gezi Parkı direnişinin dördüncü gününün akşamında internete bir Duman şarkısı düştü...

“Eyvallah” diye bir şarkı...
Kaan Tangöze’nin bildik üslubuyla, “Biberine gazına, copuna sopasına” diye başlayıp “şerefe hepinize” diye bitirdiği müthiş bir parça.
Hiçbirimizin bilmediği, duymadığı, “Kaan böyle bir şarkı yapmış” diye haberini bile almadığı bir şarkı.
Sanki son beş gündür yaşananlar için yazılmış.
Sanki hemen bestelenip piyasaya sürülmüş.
İşin aslını sordum.
Duman’ın ağustos ayında çıkacak yeni albümünde yer alan bir şarkıymış “Eyvallah”.
İstanbul’da 48 saat süren gaz bombardımanı bitmeyince yaşananlara tepki olarak hemen bu şarkıyı internete vermiş Duman grubu.
Bir anda da direnişin şarkısı oldu.
Sadece Youtube’da bir günde 900 bin kişi tarafından dinlendi şarkı.
Marş gibi olduğundan, Gezi için direnenlerin hissiyatını çok iyi anlattığından, bir anda herkesin diline dolanan bir şarkıya dönüştü “Eyvallah”...
Radyolar çalar mı, Duman bu şarkıya video çekse yayınlayacak bir müzik kanalı çıkar mı? Zor ama hiç önemli değil.
Önümüzdeki günlerde bu şarkı dilden dile o kadar çok söylenecek ki, illa ki duyacaksınız...

İşte  sözler

Saldır bana utanmadan, sıkılmadan...
Gözlerim yanar ama ezilmedim, azalmadım...
Özgürüm dedim hâlâ, haklıyım dedim hâlâ sana...
Sana insanım dedim hâlâ vazgeçer miyim söyle bana...

Biberine gazına, copuna sopasına...
Tekmelerin hasına, eyvallah eyvallah...
Şamarı yüzümüze, garezi dilimize...
Şerefe hepinize, eyvallah eyvallah...

Kaldırın eli çekinmeden ve korkmadan...
Meydanlar bizim unutmayın, bu vatan bizim...
Özgürüz dedik hâlâ, haklıyız dedik hâlâ sana...
Sana insanız dedik hâlâ vazgeçer miyiz söyle bana...

Biberine gazına, copuna sopasına...
Tekmelerin hasına, eyvallah eyvallah...
Şamarı yüzümüze, garezi dilimize...
Şerefe hepinize, eyvallah eyvallah...

Haber kanalları işini yapmazsa...

Bu süreçte medyanın iyi bir sınav verdiğini söylemek komiklik olur...
Çoğunluğun aksine ben Show TV, Star TV, Kanal D, atv gibi ‘entertainment’ kanalların olayları aktarmamasını eleştirmiyorum.
Haber bültenlerinde verdiler, onların işi o kadar.
Ama haber kanalları?
İşte onlara haber kanalı demeyeceğiz artık!
Şehrin göbeğinde 48 saat kesintisiz süren bir olayı görmezden gelemezsin.
Saat başı bülteninde vererek geçiştiremezsin.
Haberi karartırsan, Halk TV’ye mahkum edersin seyirciyi.
Orada yapılan yayıncılık da ne zaman çekildiği belli olmayan ham görüntüleri peş peşe veren, tekrar tekrar aynı malı yayınlayan ilkel bir yöntem üzerine kurulu.
Oysa bu olayları büyük haber kanalları tarafsız şekilde aktarsalar, Halk TV’nin ve sosyal medyanın ‘gaza getiren’ haberciliği de engellenmiş olacaktı.

Bu şarkıları yapanlar oldukça

Ha bu arada;
Bu şarkıları yapanlar çıktıkça...
Oyuncular, sanatçılar...
“Neden sesleri çıkmıyor?” dediğim şarkıcılar bile seslerini yükselttikçe...
En önemlisi halk, meselesine böyle bayrama gider gibi sahip çıktıkça.../images/100/0x0/55eaf76ef018fbb8f8a23d6e
Bırakın Gezi Parkı’nı, bu ülkenin taşına bir şey olmaz taşına!

Gazdan düğüne...

Cumartesi öğleden sonra polis Taksim’den çekilince, millet bayrama gider gibi çıktı Taksim’e.
Bayrağını kapan meydana koştu.
Bu fotoğraf da Taksim yolunda Dolmabahçe’den...
Gelinle damat üstü açık pembe bir Volkswagen’le düğünlerine giderken halkı selamlıyor.
Gelinin yüzünde gazdan korunmak için maske...
Sokakta herkes öylesine mutluydu ki...
Ama bu fotoğrafın çekilmesinden az sonra Beşiktaş’ta başlayan çatışma, cumartesi gece yarısına kadar devam etti.

5 günün özeti

Bunca yıldır bunca eylem, protesto gösterisi, polisle çatışma gördüm, ben böyle kararlı bir topluluğa daha önce hiç rastlamadım.
Son gün arabaları yakanlar hariç polise dört gün boyunca taş atan bile yoktu. Son derece iyi görünümlü gençler, her kesimden insanlar, hayatlarında bir tek protesto gösterisine katılmamış gruplar tamamen kendi inisiyatifleriyle günlerce direndi.
Toplumların nasıl küçük bir olaydan patlayabileceğine gözlerimizle şahit olduk.
100-200 kişinin Gezi Parkı’nda son derece masumane başlattığı bir olaydı bu. Parktaki gazlı saldırı ve çadırların yakılması kıvılcım oldu.
O kıvılcım “yetti artık” diye ülke çapında yüzde 50’nin isyanına dönüştü.

X