"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

‘Direniş Geleneği’ sürüyor, mutluyuz

<B>DEVLET TİYATROSU</B>’nun üst kademelerinde geçen olayları, konuşmaları yakın bir tanıktan dinledim.

Genel müdür, müdür yardımcıları ile tiyatro çalışanları, özellikle bakanla aralarında geçenleri anlattı:

‘Bakın ben burada anlattıklarımla kimseyi savunmuyorum, ne Lemi Bilgin’i öveceğim ne de yerine atanan Mine Acar’ı yereceğim. Lemi Bilgin ve arkadaşlarının uygulamalarıyla yaz tatilinde de her yere tiyatro götürüldü.

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu zamanında müsteşar Prof. Dr. Mustafa İsen ile yasa konusunda bilgilendirme çalışması yapıldığını biliyorum. Sivil toplum örgütlerinin bu konuda görüşleri alındı, hatta onları da teker teker okuduk.

Bakan değişti, yeni bakan bizden brifing aldı. Sonra da yeni Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, yasayı çıkarmaktan vazgeçti.

Siz bu yasanın değişik dönemdeki serüvenlerinden söz ediyorsunuz, her seferinde Devlet Tiyatrosu yöneticileri birçok kez bunun gerçekleşmesi için çaba gösterdi. Engel hep dışardan geldi.

Benim bildiğim birkaç istek ve bunlara karşı genel müdür retleri var. İki üç müdahaleden örnek vereceğim:

Başrejisör emekli oldu, bakanlıktan bir ad verildi, genel müdür hayır, dedi, kendisinin bir aday seçeceğini, bakanlığın da onaylaması gerektiğini belirtti. Buna rağmen bakanlıktan ısrar edildi.

Müsteşar yardımcısı geldi, bir bölge müdürü ataması için genel müdüre baskı yaptılar. Genel müdürün bu tavrını doğrusu hepimiz savunduk.

Lemi Bilgin’e istifa et dediler, o da etmedi, onlar da görevden aldılar. Zaten biz genel müdürün bu özgürce tutumunun benimsemeseydik, istifa etmezdik.

‘Oyuncular sahneden, çalışmaktan kaçıyor,’ sözü bana göre doğru değil, çünkü İstanbul’da yeni sahneler açma girişimi vardı, yerine getirilmedi.

Devlet Tiyatrosu dışındaki işlerimiz esas görevimizi etkilemez. Ama diziler iyi oyuncuyu nereden bulacaklar. Bunu da düşünmek gerekiyor. Can Gürzap’ın özel tiyatroda görev alması da bu şekilde değerlendiriliyor.’

DRAMATURGDAN YÖNETMEN OLABİLİR

Devlet Tiyatroları’nda başdramaturgluk yapmış, bir dönem Kültür Bakanlığı’nda müsteşar yardımcılığı görevini üstlenmiş Gülşen Karakadıoğlu’nun verdiği bilgiler, sanırım bu tartışmalara aydınlık getirecektir.

Karakadıoğlu’ya göre; o Almanya’ya gittiğinde bir dramaturg olarak Berlin Tiyatrosu’nun başına getirilmiş. Dünyada böyle bir ayrım olmadığına değindi.

‘Tiyatro dünyasında çalkantılar olur, 1960 yıllarında Bedrettin Tuncel ile İrfan Şahinbaş’ın kurdukları Tiyatro Enstitüsü için de tiyatro çevreleri ne lüzum var, demişlerdi. Benim bir önerim var. Hemen hemen bütün dünyadaki tiyatroları dolaştım, bir genel müdüre 4 tiyatrodan fazla bağlandığını görmedim. Düşünün ki bizde bir genel müdüre 32 tiyatro bağlı. Fikri Sağlar Kültür Bakanı iken müsteşar Emre Kongar’ın başkanlığında; ben, Mehmet Ege, Yücel Erten, Tamer Levent, Bozkurt Kuruç, Ayten Gökçer’den oluşan bir grup yasa taslağını hazırladı. Telefonla görüştüğüm Emre Kongar, değişik düşünce ve eğilimlerde olan kişilerin mutabık kaldığını söyledi. Ne yazık ki, bu taslak koalisyon yönetiminde yasalaşamadı.’

Bu taslağı hazırlamak için Gülşen Karakadıoğlu, bütün dünyanın tanınmış tiyatrolarının yasalarını ve yönetmeliklerini çevirtip, hazırlayanlara sunduğunu belirtti.

Karakadıoğlu, şunları da ekledi: ‘Ben doğrusu Devlet Tiyatrosu’nun Direniş Geleneği’ni sürdürdüğünü görmekten mutluyum. Dönemin genel müdürü Ergin Orbey görevden alınıp yerine Cüneyt Gökçer getirildiğinde 3000 imza toplanmıştı, bu kişiler farklı siyasal anlayışlarda, farklı tiyatro görüşleri taşıyan insanlardı. İmza listesi hem Süleyman Demirel’e ve Kültür Bakanı Tevfik Koraltan’a gönderilmişti.’

* * *

DEVLET TİYATROSU
dosyasını burada kapatıyorum. Böylece kulise çekilip sahneyi sanatçı arkadaşlarıma bırakıyorum. Tek beklentim, bu önemli sanat kurumunun çalışmalarının dostluk, anlaşma içinde sürmesi.

Bizim maaşlarımız Avrupa’da işsiz parası

Tamer Levent anlatıyor: ‘Ben önce alınan maaşların doğrusunu anlatmak istiyorum. Sanatçı maaşı 1400 YTL.’dir. Bordrolarda bütün maaşlar yazılı. 2000 YTL alıyorlar, diye bir söylenti dolaşıyor, bazı kimseler de bunu doğru diye yazıyorlar. Bugün bir sanatçının çıplak maaşı 1250 YTL.’dir ki, bu da en yükseğidir. Ortalama 1000 YTL veya 900 YTL’dir. Bir sanatçının altı ay çift, altı ay tek maaş aldığı hesaplanırsa yıllık geliri -ortalama olarak en yükseği- 1800 YTL olacaktır. Bu hesapla en yüksek maaş 1000 Euro’ya denk gelir, Avrupa’da ise en az 2000 - 5000 Euro arasıdır. 1000 Euro, Avrupa’da işsizlik sigortasıdır. Tiyatro yöneticilerinin ataması konusunda Avrupa’da değişik seçim yöntemleri var. Örneğin Almanya’da bir komite kurulur, genel yönetmen olmak isteyenlerin talepleri değerlendirilir, seçilenler basına duyurulur, öne çıkan bir isimle kontrat yapılır. Bu nedenle yönetimin başına geçen, toplumun tanıdığı, ünlü insanlar olur. Bana göre; bu karmaşık durumda, oyuncular motive olamayacaktır. Yanlış atamalar, sanatçı dengesini bozuyor.’

SAYGISIZ TUTUM

Tamer Levent
’in para konusunda söylediklerini dikkatle okumanızı isterim. Gerçekten de, yukardaki aylıklar, bugün bir kişinin geçinebileceği miktarlar değildir, ayrıca sanatçı bir ek gelir sağlamak gereğini duyacaktır. O zaman, başka çalışmalar da yapabilmelidir. Ayrıca birçok alanda, futbol ve sahne dünyasında alınan astronomik rakamları nedense olağan gören bizler, Devlet Tiyatrosu sanatçısı söz konusu olunca tartışıyoruz. Bu da bence sanatçıya karşı en az mali açıdan saygısız tutumumuzu gösteriyor.
X