"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Diplomasi tarihine geçmeye aday bir karambol

OBAMA Yönetimi’nin bir numaralı dış politika önceliği ve bu çerçevede Birleşmiş Milletler’e de yansıdığı üzere dünya politikasının bugün için en sıcak konusu İran’ın nükleer programının denetim altına alınması.

İşte dünyanın en kritik dosyası üzerinde bir ucunda Washington, diğer ucunda Tahran’ın yer aldığı, arada Türkiye-Brezilya ikilisinin de üzerine oturduğu bir tahterevalli üzerinde hafta başından bu yana yaşanmakta olan kargaşa muhtemelen dünya diplomasi tarihinin en büyük karambollerinden biri olmaya adaydır.

OBAMA’YI KARARINDAN VAZGEÇİRMEYE YETMEDİ

Henüz yere inmemiş olan toz bulutunun gerisinde yatan gerçeği kavrayabilmek için önce kısaca yaşananları hatırlayalım:

Pazartesi sabahı Tahran’da Türkiye, Brezilya ve İran liderleri arasında bu ülkenin nükleer programına belli bir denetim mekanizması getiren bir anlaşma imzalandı. Ancak, imza töreninden kısa bir süre sonra İran Dışişleri, uranyum zenginleştirme programının devam edeceğini açıkladı.

Tahran’dan yansıyan coşkulu hava içinde her şeyin barışçı bir çözüm menziline girdiği zannediliyordu ki, aynı gün Beyaz Saray bu anlaşmayı yetersiz bulduğunu açıkladı. Beyaz Saray, Türkiye ve Brezilya’nın çabasını “teslim etmekle” birlikte, İran’ın nükleer programına ilişkin “ciddi kaygıların sürmekte olduğunu” duyurdu.
Ertesi gün ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Güvenlik Konseyi’ne sunulacak olan İran’a yaptırımlara ilişkin karar tasarısı için Rusya ve Çin de dahil olmak üzere Konsey’in daimi üyeleri ile anlaşmaya varıldığını açıkladı. Özetle, Tahran anlaşması, Başkan Obama’yı İran’a yaptırımları Güvenlik Konseyi’ne götürme kararından vazgeçirmeye yetmedi.

WASHINGTON İLE KOORDİNE EDİLMEDİ Mİ?

Bu durum öncelikle şu soruya yanıt verilmesi ihtiyacını ortaya çıkarıyor: Ankara aylardır süren bu yoğun diplomasi girişimini Washington’la koordine etmedi mi ki, Tahran anlaşması Beyaz Saray’dan vize alamadı?

Ankara’daki yetkililere bakarsanız, sürecin her aşaması Washington ile yakın bir diyalog içinde yürütüldü. Anlaşmanın içeriği Amerikalılar tarafından bilinmeyen hususlar değildi. Bu yetkililere göre, dahası, 25 Nisan tarihinde ABD Başkanı Barack Obama’nın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdiği İran’la ilgili mesajda üzerinde durduğu noktalar aynen Tahran anlaşmasına da yansıtıldı.

Bu durum özellikle İran’ın Türkiye’de depolatmayı kabul ettiği zenginleştirilmiş uranyumun miktarı konusunda geçerli. Başkan Obama’nın mektubunda açık bir şekilde 1.200 kg miktarını geçirdiği anlaşılıyor.

Bu çok önemli bir ayrıntı. Çünkü geçen ekim ayında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın getirdiği ancak Tahran’ın kabul etmediği öneride de bu miktar vardı. Geçen altı aylık süre içinde İran’ın zenginleştirilmiş uranyum miktarını bunun neredeyse iki katına çıkardığı belirtiliyor.

Amerikan tarafının anlaşmaya getirdiği önemli bir eleştiri, İran’ın uranyum zenginleştirme programını sürdürecek olması. Miktarın da arttığı dikkate alındığında önemli bir miktarın denetim dışı kalacağı kaygısını belirtiyor Amerikan tarafı.

Sonuçta Ankara ile Washington arasında bir karambolün yaşandığı ortada. Ankara “Biz Amerikalıların bildirdiği hususları İranlılara kabul ettirdik” derken, Washington bütün resmi açıklamalarında “Ortaya çıkan çerçeve yetersizdir” diyor.

Peki gerçekte ne oldu?

DİPLOMASİ İKİ AYRI DÜZLEME YAYILINCA

Amerikan basınına bakılırsa, ABD’nin geçen hafta özellikle Rusya ve Çin ile yaptırım tasarısına ilişkin pazarlığını önemli ölçüde sonuçlandırdığı anlaşılıyor. ABD Dışişleri, geçen hafta perşembe günü “Anlaşma yakın” açıklamasını yapmıştı. Bir başka deyişle, Rusya ve Çin’in İran’a karşı ABD’nin yanına geçtiği önemli ölçüde geçen hafta sonuna doğru belli olmuştu.

Bu noktada, Türkiye ve Brezilya liderlerinin de hafta sonunda Tahran’a gitmelerine dönük bir girişim sürüyordu. Bir düzlemde ABD’nin İran’ı BM’de köşeye sıkıştırma stratejisi yürürken, ikinci bir düzlemde ABD’yi durdurabilmek için İran’ı ikna etmeyi hedefleyen Türkiye-Brezilya girişimi yürüyordu. Ankara ikinci düzlemin de ABD ile koordine edildiğini ileri sürse de burada ciddi bir senkronizasyon sorunu yaşandığı aşikâr.

Bir yoruma göre, Amerikalılar, İranlıların uzlaşıya yanaşacaklarına hiç ihtimal vermedikleri için Türkiye-Brezilya girişimini pek de önemsemiyorlardı. Ancak Amerika’nın üzerine gerçekten geldiğini anladığı noktada İran birdenbire yaptığı manevra ile bütün oyunu tersyüz etti. Böylelikle, ABD Güvenlik Konseyi’ne giderken uluslararası kamuoyunun bir bölümünü yanına çekmeyi başarmış oldu İran.

X