Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dinlenme paranoyasından kurtulma jimnastiği

TÜRKİYE yine ihlal etti, yine tazminat ödeyecek.<br><br>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) örnek bir karar var. O kararda Türkiye tazminat ödemeye mahkum oluyor.

Şimdi AİHM’de karar bekleyen yaklaşık bin beş yüz dosya aynı içerikte. Milyonlarca liralık tazminat için sırada.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin dün, aralarında benim de bulunduğum bir gurup gazeteciyle son dinleme olayları, yargıya baskı iddiaları ve dinlemeye verilecek ceza artışıyla ilgili olarak sohbet toplantısı düzenliyor. Ergin, dünya görüşüne katılmadığım bir politikacı. Ancak, makul ve mantıklı. Her soruyu sabırla yanıtlıyor.

Çevresiyle iyi diyalog kuruyor. Bilgi verirken, ideolojik tavırdan uzak durmaya çalışıyor.


O zaman karşılıklı diyalog bilgi alış verişi düzeyinde akıyor.

SAVUNMA ALINACAK


Türkiye’nin tazminata mahkum olduğu örnek karar ve ona paralel, AİHM’de bekleyen bin beş yüz dosya, Ergin’in aktardığı bilgiler arasında.


Örneğin, bir tutuklu ya da hükümlü cezaevinde disiplin suçu işliyor. Şu andaki uygulamaya göre, disiplin suçunu işleyen kişinin savunması alınmadan, hakkında karar veriliyor, ona ek bir ceza veriliyor.


Kişinin savunması alınmadan verilen ceza nedeniyle, o kişi AİHM’e gidiyor. Bir süre önce AİHM’den çıkan kararda, Türkiye insan hakkı ihlali nedeniyle, tazminat ödemeye mahkum oluyor.


Bekleyen bin beş yüz dosyayı düşününce, Adalet Bakanlığı harekete geçiyor.


Şimdi, ceza evinde disiplin suçu işleyenlerin savunmasının alınmasını öngören bir tasarı hazırlanıyor. O kişi savunması alınınca mahkemeye verilebilecek.


Ergin’in dünkü sohbet toplantısında, bütünü içinde, marjinal yer tutan bir olay.

DİNLEME ŞİKAYETİ


Asıl mesele, toplumda oluşan dinlenme paranoyası.


Adalet Bakanlığı önceki gün Bakanlar Kuruluna bir brifing sunuyor. Bu paranoya nasıl giderilecek?


Bir dizi karar var. Bunların tepesinde, yasal olmayan dinleme cezalarının artması var.


Dinleme üzerinden insanlar kendilerini toplum karşısında çıplak hissediyor. Buna büyük tepki gösteriyor. İlginç olan, o tepkiye rağmen, “beni dinliyorlar”, şikayetinde bulunan resmen yok.


Çünkü, mağdur olan dinlenmekte olduğunun bilinmesini istemiyor. Ya bir de, gerçekten dinleniyorsa! Bunu kendisi bile resmen öğrenmek istemiyor.


Şimdi hükümet bu yönde çarpıcı bir adım atıyor.


Şikayet yoksa bile, yasa dışı dinlemeyi savcılık kendisi soruşturacak. Soruşturmadan ancak mağdur olan kişinin, “durun” demesi halinde vazgeçiliyor.

Adalet Bakanlığı gelişi güzel dinlemenin önene geçecek bir paketi gelecek hafta Bakanlar Kuruluna sunacak.


Dinleme, sanıldığının çok ötesinde, az olabilir. Önemli olan, Bakan Ergin’in dün vurguladığı gibi, olgu ile algı arasındaki fark.


Toplum dinlemenin yoğun olduğu inancında. Hazırlanan paket bu algıyı ortadan kaldırabilirse, amacına ulaşmış olur. Mesele zaten bu.

 

Kilit görev TİB Başkanlığı

 

ADI biraz uzun ve karışık, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, kısaca TİB.


Böyle bir başkanlığın varlığından dinleme furyasıyla farkına varıyoruz. Oysa, o kadar önemli ki, teknik açıdan tüm yasal dinlemelerin merkezi TİB.


Başkanı doğrudan Başbakan bağlı ve Başbakan atıyor.


Oysa, bana kalırsa, o başkanın da RTÜK üyelerinin belirlenmesi gibi, Meclis tarafından seçilmesi daha isabetli. Başkanlık son derece sorumlu bir görev.

 

82 Anayasası ve müfettişler

 

82 Anayasası’nın hangi maddesine baksanız, altından bir olumsuzluk çıkıyor.


Bu anayasaya göre, Adalet Bakanlığı müfettişleri Adalet Bakanına bağlı.


Bu müfettişler, son zamanlarda özellikle yargıç ve savcıların dinlenmesi ile ilgili olarak devrede. Çok etkin. Adalet Bakanına bağlı olarak çalışmaları akla bin türlü soruyu getiriyor.


Adalet Bakanlığı şimdi hazırladığı pakette, buna ilişkin bir öneri getiriyor. Adalet Bakanlığı müfettişlerini Hakim ve Savcılar Yüksek Kuruluna bağlamak.


Bu da, iyi bir adım. 

X