Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dinlemezsen dinletirler sayın vatandaşım

    Hürriyet Haber
    25 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 25 Aralık 2000 - 00:01

    İlyas ÖZGÜVENTEKNOLOJİ gelişti mertlik bozuldu. Bir resmi kurumu, şirketi telefonla aradığımızda karşımıza mekanik bir ses çıkıp kendini tanıtıyor, çeşitli numaralar veriyor. Geçen süre ise TELEKOM'a müessesenin ikramı. Ben bekleme süresinde telefonda dinletilen müziklere taktım. Neler mi var? ESKİDEN telefonla biryeri aradığında karşınızda santral görevlisini bulurdunuz. İstediğiniz kişiyi bilmesiniz de derdinizi anlatıp sorununuzu çözerdiniz. Şimdi öylemi ya. Telefonu çevirdiğinizde karşınızda mekanik bir ses. Ardından kurumun tüm birimlerini saymaya başlıyor. Hepsini dinleyip, hangi tuşa basacağınızı kaçırmamaya çalışıyorsunuz. Doğru tuşu bulursanız ne mutlu size, bulamazsanız bekleyin operatörü. Acaba TELEKOM bu bekleme ve anoslar nedeniyle yılda kaç trilyon lira kazanıyor? BU uygulamadan en fazla yaşlılarımız şikayet ediyor. Neyse asıl gelmek istediğim konu bu değil. Yakında Hürriyet'in santrali de böyle olacağından ‘‘Bu durum teknolojinin kaçınılmaz sonucu’’ deyip konuyu kapatmak gerekiyor. GEÇTİĞİMİZ günlerde Çanakkale'de çöp araçlarında Vivaldi'nin Dört Mevsim'inin çalınması konusundaki tartışma sürerken bir dostum kamu kurumlarının telefon santrallerinde dinletilen müzikleri gündeme getirdi. Gerçekten bu konu daha önce hiç dikkatimi çekmemişti. Gerçekten de Mehter Marşın'dan, 10. yıl marşına, Güz Güllerinden 9. senfoniye, Ankaralı Turgut'a kadar ne ararsanız var. ÖNCEKİ iktidar döneminde, Konak Belediyesi'nde telefon bağlanırken Sezen Aksu'nun ‘‘Gel gel sarışınım gel’’ nakaratını dinlemek zorundaydınız. Esmer tenine karşın renkli kişliğiyle tanınan Konak'ın CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Sarışın, soyadı ile çağrışım yaptırıp kişisel propagandasını gerçekleştiriyordu. Hoş bu da bir dömem işe yaradı ama o dönemde bu durumu biraz komik bulup üzerinde durmadık. ANCAK dostumun anlattıkları artık bu işin biraz çığırından çıktığını gösteriyor. Tarım İl Müdürlüğü'nün bir biriminin santralında ‘‘Ölürem Türkiyem’’ diye bir türkü çalıyormuş. DOĞRUSU ben bu türküyle polisiye haberlerle tanıştım. Çiğli'de bir birahanede oturanlar şantözden defalarca bu türküyü istemiş, birkaç tekrardan sonra reddedilince de ortalığı dağıtmıştı. Nedense, barlarda, pavyonlarda hatta düğünlerde bu türkünün çalınıp çalınmaması yüzünden ortalığın karışması benim de kafamı karıştırdı. BİR dönem televizyonlar da bu türküyü çalmaya başlayınca anladım işin sırrını. Meğer bir siyasi görüşün marşı olmuş. TÜRKÜLERİ severek dinlerim. Hele Ege'nin efe türkülerine bayılırım. Tarihin süzgecinden akan bu türkülerdeki ince mesaj, ilmik ilmik dokunmuş melodi bende arınma duygusu yaratır. Doğrusunu söylemek gerekirse ‘‘Ölürem Türkiye’’ türküsünü sevemedim. Güzel yurdumu sevmenin, gerekiyorsa da ölmenin kimsenin tekelinde olmadığına inanıyorum. EH ‘‘Sevmediysen dinleme’’ diyebilirsiniz. Bu da doğru. Ama bir kamu kurumunun telefonunundan sırf siyasi mesaj vereceğim diye kimsenin de bana bu müziği dinletmeye hakkının olmadığını düşünüyorum. BİR düşünün; her kamu kurumunun başındaki yetkili kendi siyasi görüşünü yansıtan müzikleri dinletmeye kalksa? Hatta bazıları telefonda slogan attırsa? BENCE bu iş iyice zıvanadan çıkmadan Vali Alaaddin Yüksel el koymalı. Elbette ‘‘Tüm telefonlarda İstiklal Marşını dinletelim’’ demiyorum ama bu işe de bir çeki düzen verilmeli. O kurumların hükümetin, partilerin, derneklerin, ocakların değil, devletin kurumu olduğunun unutulmaması, unutanlara da ‘‘Hatırlatılması’’ gerekiyor. Şeker gibi bir Ramazan Bayramı geçirmenizi yürekten diliyorum.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı