Dink kararı kamuoyunu şoka soktu

Hürriyet Haber
19 Ocak 2012 - 11:03Son Güncelleme : 19 Ocak 2012 - 11:13

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, “Bu toprakların ve toplumun sevdalısı bir vatansever” olan Hrant Dink'in öldürülmesi davasında iki gün önce açıklanan mahkeme kararlarının duyarlı kamuoyunu şoka soktuğunu ve vicdanları sızlattığını belirterek, “Bu davanın akışında önümüze çıkan şey en somut haliyle Türkiye'de adalete olan inancın sarsılması, hukuk anlayışımızın zaaflarıdır” dedi.

Boyner, TÜSİAD'ın 42. Olağan Genel Kurulunun açılışında yaptığı  konuşmada, dünyanın ekonomik krizden geçtiği sırada genel kuruldaki konuşmasında  görüşlerini yalnızca ekonomik konulara odaklamayı planladığını ancak bir vatandaş  olarak da başka bir maddeler dizisinden bahsetmeden konuşmasını sonlandırmaması  gerektiğine inandığını söyledi.

Bu maddelere girmediğinde ülkesini seven bir vatandaş, bir iş kadını  olarak vicdanen rahat edemeyeceğini ifade eden Boyner, “Üstelik değinmek zorunda  kaldığım konuların netameli olması nedeniyle, 'her gördüğün haksızlığı dile  getirme', 'her aklına geleni söyleme', 'dikkatli ol, başını derde sokma'  uyarılarının arttığı bir ortamda bunları söylemenin daha da gerekli olduğuna  inanıyorum” diye konuştu.

Boyner, “Bu toprakların ve toplumun sevdalısı bir vatansever” olarak  nitelediği Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in 5 yıl önce bugün  katledildiğini anımsattı.
         
“Hrant Dink davası, bir gazetecinin öldürülmesinden büyük anlamlar  taşıyor”
         
Ümit Boyner, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aradan geçen zaman zarfında örtbas etme çabaları ortaya çıkarılmasına,  eldeki delillere ve bulunan bağlantılara rağmen bu cinayetin gerisindeki asıl  sorumlulara erişmek mümkün olmadı. İki gün önce açıklanan mahkeme kararları ise  duyarlı kamuoyunu şoka soktu, vicdanları sızlattı. Bir yandan bu kararlara doğru  ilerlenirken, diğer yandan cinayetin arka plan bağlantılarını bazı görevlilerin  cinayetin işlenmesindeki ya da önlenmemesindeki sorumluluklarını ortaya çıkaran  bir gazeteci, deşifre ettiğini sandığı yasa dışı örgütlenmenin parçası olduğu  iddiasıyla tutuklandı."

Hrant Dink davasının, bir gazetecinin öldürülmesinden daha büyük anlamlar  taşıyan, temsili bir olay olduğunu ifade eden Boyner, bu davanın seyrinin, alınan  kararların Dink'in avukatlarının her aşamada gerçeğe ulaşmak için dişleriyle,  tırnaklarıyla mücadele etmek zorunda bırakılmasının, davanın adil bir sonuca  ulaşmasını sağlamak için getirdikleri taleplerin geri çevrilmesinin neredeyse  sistematik denilebilecek özellikler taşıdığını söyledi.
         
“Olur böyle şeyler' diyenler de yargıda usulün önemini kavramak zorunda  kaldı”
         
Boyner, şu görüşleri paylaştı:

"Bu davanın akışında önümüze çıkan şey en somut haliyle Türkiye'de  adalete olan inancın sarsılması, hukuk anlayışımızın zaaflarıdır. Dink cinayetine  ve onun davasının seyrine dönüp göz ucuyla bakmamış olanlar bile, kamuoyunda  dikkat çeken başka birçok davada adalet mekanizmasının işleyişini sorgulamak  zorunda kaldılar. Masumiyet karinesi, delillerin sağlam dayanakları bulunması,  tutukluluğun istisnai bir hal sayılması konularında şikayetler çığ gibi büyüdü.  Bir zamanlar 'Olur böyle şeyler, kurunun yanında yaş da yanabilir' diye  düşünenler ateş ocağa düştüğünde, yargıda usulün önemini daha iyi kavramak  zorunda kaldılar. Bu olgular ışığında hukukun üstünlüğü, yargının işleyişi ve  adalet duygusunun zedelenmemesi konularında ciddi adımlar atmamız gerektiğine  inanıyorum. Kıssadan hisse, çok sıradan da gelse hukukun hepimize gerekli  olduğudur. Eğer Türkiye kendi büyük iddialarının altında ezilmeyecekse, o zaman  önündeki belki de en önemli hedef gerçek anlamıyla bir hukuk devleti olmayı  başarmaktır."

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı