Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Din ve vaaz

Hadi ULUENGİN

Latince ‘‘parochia’’ kökeninden inen ve değişik Batı lisanlarında aynı kelimenin varyantlarıyla ifade edilen sözcük, her hangi bir kilise etrafındaki haneler bütününü tanımlar. O kiliseye giden yakın çevre insanlarını betimler.

İster Katolik, ister Protestan, ister Ortodoks, ister laik, ister ateist veya ister agnostik olsunlar, Hıristiyan kültürden bireyleri bugün dahi, en küçük insan coğrafyası birimini anlatmak ‘‘parochia’’ terimini kullanırlar.

Papaz ile cemaat arasındaki ilişki İseviliğin sosyoloji lügatini belirler.

Biraz farklılık arzetse bile aynı şey Musevilik açısından da geçerlidir.

* * *

BU olgu Müslüman kültürden insanlar için de söz konusudur.

Toplanmak anlamına gelen ‘‘cem’’ sözcüğünden türemiş cami kelimesindeki sosyolojik anlam bir yana, Kur'an-ı Kerim'in 62. suresinin 9. ayetinde farz kılınan Cuma namazını eda etmek için imamdan başka üç erkek mümin gereklidir.

İseviliğin ‘‘parochia’’ ve Museviliğin ‘‘mirvan’’ı gibi Muhammediğin en küçük sosyolojik birimi budur. Ve, pazar ayininde nasıl papaz ve cumartesi şabbatında nasıl haham vaaz veriyorsa, cuma namazında da imam vaaz eder.

Kitle ve mekan büyüse de, en küçük birimde geçerli olan ritüel değişmez.

Başka bir deyişle, İsevi ayin ha münzevi köy kilisesinde yapılsın ha devasa Köln katedralinde gerçekleşsin; Musevi dua ha gizli getto mahzeninde okunsun ha aleni Kudüs sinagogunda söylensin; Muhammedi namaz ha gurbetçi mescidinde kılınsın ha ferah Süleymaniye camiinde eda edilsin, din töresi dönüşmez.

Zira, ilahi mesajları bir yana bütün dinlerin sosyolojik işlevleri vardır.

Bu sosyolojik işlevlerin başında da papaz ile cemaat, haham ile cemaat ve imam ile yine cemaat arasında kurulan veya kurulduğu varsayılan ilişki gelir.

Söz konusu ilişkinin ise aracısız ve direkt olması gerekir

Çünkü, camiaya aidiyet duygusu ruhban - dindar bütünleşmesini getirir.

Kaldı ki, dindarın ruhbanını seçmek hakkı da vardır. Falanca Katolik Papa'yı eleştirdiği için diğer papazın ayinine gider; filanca Musevi anti siyonist tutum takındığı için uzaktaki hahamın şabbat duasına katılır; fişmekan mümin de hutbe sesini beğendiği için cuma namazını öteki imamın camiinde eda eder.

Bu, bütün dinlerden bütün dindarların özgürlüğüdür.

Zira, dinlerin tek bir dogması olsa da, dinlerin yorumu farklıdır.

* * *

ŞUNU söylemek istiyorum: İlahi bab'da Allahla kul arasında bir ilişki; dünyevi temelde ise sosyolojik bir vakıa olan din ancak kendi doğal evriminde ve çok, çok geniş bir zaman sürecinde dönüşebilir. Ona müdahele edilemez.

Mahpuslara tek tip elbise giydirir ve öğrencilere tek muhteviyatlı tarih kitabı okutur gibi, cuma namazlarında tek sesli vaaz verilemez.

Önemli olan dindarların yorum seçeneğine sahip olmasıdır.

Ama, teknolojinin gelişmesi gibi ancak çocuk kandırabilecek argümanlara başvurarak cuma vaazını tek merkezden okumak, seçenek sunmak değildir.

Katı bir ruhban sınıfı hiyerarşisinin mevcut olduğu ve Karun servetiyle oynayan Vatikan bile, ‘‘encyclia’’ denilen çok nadir Papa emirleri dışında, papazlarına ayinde ne söyleyecekleri hakkında emir yollamaz. Serbest bırakır.

Bunun tersi bir yaklaşım ‘‘resmi din’’in empoze edilmesi anlamına gelir.

Oysa ‘‘resmi din’’ tutmaz. Din sosyolojisini dışlayan mantık da tutmaz.

Tıpkı, merkezi idari yapıyı yerleştirmiş Fransız Devriminden iki yüz küsur yıl sonra, Fransızların en küçük sosyolojik birimi tanımlarken, hala Latince ‘‘parochia’’dan türeme ve kilise etrafındaki hanelerini betimleyen ‘‘paroisse’’ kelimesini kullanmaya devam etmesi gibi...

X