Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Din ve inanç nasıl çatışma odağı oldu?

    ÖMER ERDEM
    13.10.2017 - 11:37 | Son Güncelleme:

    Din tarihçisi Mircea Eliade’ın üç ciltlik anıt eseri ‘Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi’ Taş Devri’nden Hıristiyanlığın doğuşuna, İslam’ın ortaya çıkışından Avrupa’nın reform çağına evrilmesine, dini ve inanç düşüncesini inceliyor.

    Din ve inanma olgusu her zaman toplumların güncel konularındandır. Bu güncellik kendi içinde bir kafa karışıklığı ve çatışma da doğurur. Birey bir yandan inancın şahsi dünyasında kendi dinginliğini ararken toplum dinden aldığı ilhamla ona etki eder, birlikte hareket etmenin kurallarını dayatır. Yine de çetin meselelerden birisi, insanoğlunun bir bütün ve topluluk olarak değil tek ve bir yaratılış hikâyesiyle varlık hükmü kazanmasıdır. Böylelikle din, önce toplumdan bireye doğru değil bireyden topluma bir genişlemedir. Din tarihçisi Mircea Eliade da Taş Devri’nden Hıristiyanlığın doğuşuna, İslam’ın ortaya çıkışından Avrupa’nın reform çağına evrilmesine değin, dini ve inanç düşüncesini incelediği üç ciltlik anıt eserinde aslında bu meseleyi de deşer. Bireyin içinden doğan ile onun toplumsallaşması...
    Bütün güncelliğine rağmen düşünsel ve bilimsel derinlikten yoksun tartışmalar karşısında Eliade’ın eseri konunun ciddiyetini bir kez daha vurgular. Ali Berktay çevirisi ile okura ulaşan çalışmasında Eliade, “gerçek ve anlamlı bir dünya bilinci, kutsallığın keşfiyle yakından ilgilidir” derken, hem bireye hem de konuyla ilgilenenlere iki yönden bakmış olur. Küresel ölçekteki çatışma, gerilim, terör, güç ve iktidar tartışmalarının tam merkezine oturan/oturtulan dine; bir bilim adamı, antropolog, tarihçi ve felsefeci gözüyle bakar. O elbette dinlerin siyasal görünüşlerini görmezden gelmez ancak her şeyden önce kutsal (din); “insan bilincinin tarihinde bir aşama değil, bilincin yapısı içinde bir unsurdur”. Daha da önemlisi “insan olmak -ya da insan haline gelmek- dinle ilişkili olmak” demektir.

    Can alıcı soru tam da budur; dün, tarihte ve bugün özünde, ‘insan olmak ile ilişkili’ olan din, bugün nasıl olur da ‘insanlıktan çıkışın’ kaynağı ve göstergesine dönüşür. Ateşin evcilleştirilmesinden insanlığın gördüğü en yüksek sanat eserlerinin doğuşuna, şehirlerin kurulup medeniyetlerin inşasına ilham veren inanç; nasıl olur da korkunun ve çatışmanın odağı olur/yapılır? Eliade’ın bütün derdi, ayrım yapmaksızın ve dikkat mesafesini koruyarak dini inancı, yaşantıyı ve onun ontolojisi yanında pratik karşılıklarını sorgulamak, sembolleri çözmek, insanlık kültürüne ve tarihe katkı sağlamaktır. Doğu ve Batı kültürüne olan hâkimiyeti onun bilgiyi yorumlamasını kolaylaştırmakta, inanç konusunda düşünce aydınlığına ihtiyaç duyanlara rehber olmaktadır.
    “Tüm evrensel din kurucuları içinde yaşamöyküsü ana hatlarıyla bilinen tek kişi Muhammed’dir” cümlesinden hareketle, Eliade’ın İslam’ı incelerken, bilimsel ana kaynaklardan hareket ettiği anlaşılıyor. İslamı aynı zamanda ‘mutlak tektanrıcılığın en katıksız ifadesi’ olarak değerlendiriyor. Ayrıca insanı ‘ilk günahtan ötürü değil’, basit bir mahluktan başka bir şey olmadığı için zayıf olarak nitelendirmesi de dinler arasındaki teolojik ayrıştırmaları incelikle dokuduğunu gösteriyor. Kısacası Eliade, her bakımdan şimdilik ‘mutlak’ kaynaklardan birisi.

    Din ve inanç nasıl çatışma odağı oldu
    DİNSEL İNANÇLAR VE
    DÜŞÜNCELER TARİHİ (1, 2, 3)
    Mircea Eliade
    Çeviren: Ali Berktay
    Alfa Yayınları, 2017
    512-548-368 sayfa.
    Her bir kitap 35 TL.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı