Eğitim Haberleri

    Din dersi için AİHM freni

    Arzu ÇAKIR MORIN-PARİS
    17.09.2014 - 09:17 | Son Güncelleme:

    AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’deki din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde “Sünni inanışının öne çıkarıldığı ve Alevi ailelerin çocuklarının da bu dersleri almaya zorunlu kılındığına” ilişkin şikayeti ‘oybirliğiyle’ haklı buldu. AİHM, “Türkiye’nin bir an evvel dini eğitiminde, ailelere, inançlarını belirtmeye zorlanmadan seçme hakkının” verilmesi yönünde düzeltme yapılmasını istedi. Mansur Yalçın, Yüksel Polat ve Hasan Kılıç’ın da aralarında bulunduğu 14 Türk vatandaşı, 2 Şubat 2011’de “Din derslerinde Sünni inanışın öne çıkarıldığını, diğer inanışlara sahip ailelerin çocuklarının ise bu dersleri almasının zorunlu olduğunu” belirterek, hem adil eğitim hakkının hem de inanç ve ifade özgürlüğünün çiğnendiği iddiasıyla AİHM’ye başvurmuştu. Başvuruyu inceleyen 7 hakimli AİHM heyeti, Türkiye’nin, orta eğitimde uyguladığı din derslerinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eğitim hakkını düzenleyen 1 No’lu Protokolü’nün 2’nci maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Kararda, “Mahkememiz, Türk eğitim sisteminin, din eğitimi konusunda, ailelerin inançlarına saygı gösterecek uygun metotları halen yürürlüğe koymadığını tespit etmiştir. 1 No’lu Protokol’ün 2’nci maddesi ihlal edilmiştir” denildi.

    DERHAL AVRUPAİ SİSTEME GEÇİN

    Kararda, AİHM kararlarının uygulanması zorunluluğunu düzenleyen 46’ncı maddeye de atıfta bulunularak, Türkiye’ye bu konuda adım atma yükümlülüğü hatırlatıldı. Türkiye’nin din kültürü ve ahlak bilgisi kitaplarında yaptığı değişikliklerin yeterli olmadığı; Anayasa’nın laiklik ilkesi de anımsatılarak, devletin dini alanda yaptığı düzenlemelerin “tarafsız ve adil olması gerektiği” vurgulandı. Bu konuda Avrupa’da uygulanan sistemlere de yer veren AİHM kararında, Avrupa’da din dersinin zorunlu olmadığı ya da bu ders yerine başka alternatifler sunulduğu hatırlatıldı. Türkiye’nin din eğitimi konusunda hâlâ Avrupa standartlarını yakalamadığı vurgulanan kararda, Türkiye’ye derhal Avrupa’dakine benzer bir sisteme geçmesi gerektiği uyarısı yapıldı ve “Hasan ve Eylem Zengin davasında olduğu gibi ihlalin yapısal problemden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Türkiye durumu düzeltmek için hiç gecikmeden harekete geçmelidir. Özellikle öğrencilerin, anne ve babalarının dini ya da felsefi görüşlerini açıklamadan din ve ahlak derslerinden muaf olabilecekleri bir sistem sunmalıdır” denildi. Mahkeme, Mansur Yalçın, Namık Sofuoğlu, Serap Topçu, Ali Yüce, Ali Kaplan, Eylem Onat Karataş, M. Hüseyin Kaya, Sevinç Ilgın, İsmail Ilgın, Cafer Aktan, Hakkı Saygı, Kemal Kuzucu, Yüksel Polat ve Hasan Kılıç’ın, bu uygulama ile ayrımcılık yapıldığı ve böylece AİHS’in ayrımcılığı düzenleyen 14’üncü maddesine aykırı davranıldığı talebini ise yerinde bulmadı. Aileler maddi ya da manevi tazminat talebinde bulunmadığı için AİHM de tazminat cezasına hükmetmedi.

    1000’İ AŞKIN AİLE BAŞVURMUŞTU

    Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde tek yönlü eğitime zorlandıklarından şikayet eden Alevi inancına mensup aileler, 2005 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) başvurarak bu uygulamanın kaldırılmasını ve kendi inançlarının da eğitim müfredatında yer almasını istemişti. MEB, başvuruyu reddedince sayıları 1000’den fazla olan aileler Ankara İdare Mahkemesi’nde yürütmeyi durdurma davası açtı. Ancak bu başvuru da “Alevilik bir din değil, kültürdür” denerek reddedilince, aileler bu sefer davayı Danıştay’a götürdü. Danıştay’ın Ağustos 2010 tarihindeki ret kararı ile iç hukuk yollarını tüketen aileler, Şubat 2011’de AİHM’ye başvurmuştu.
    İşte AİHM’nin ihlal kararı verdiği madde
    AİHS 1 No’lu Protokol, 2’nci Maddesi : “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.”

    Çok önemli bir karar

    AİHM’de 9 yıl yargıçlık yapan CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, AİHM kararıyla ilgili şunları söyledi: “AİHM’nin bu konuda 2007’deki Zengin kararı, yine bir Alevi ailenin açtığı davayla ilgili. Bu kararda, zorunlu din dersi uygulamasının hem eğitim hakkı hem de din vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermişti. ‘Alevi kültürüyle ilgili hiçbir şey okutulmuyor ve okutulan din kültürü dersi objektif ve eleştirel olmaktan ve çoğulcu nitelikten uzak’ gerekçeleriyle ihlale karar vermişti. AİHM ‘Ders kitaplarını değiştirin’ demişti. Hükümet bunun üzerine bazı değişiklikler yaptı ve ‘Ders kitaplarına Alevilikle ilgili bilgiler konuldu’ dedi. Şimdi bu değişiklikler üzerine alınmış bir karar bu. AİHM bir kere ‘Bu değişiklikler yeterli değil. Zorunlu din dersinin din, vicdan özgürlüğü ve eğitim hakkı açısından yaratttığı ihlal giderilmiş değil’ diyor. İkincisi Alevi çocukların evde öğrendikleriyle okulda öğrendikleri arasında o kadar büyük fark var ki, bunun kitaplara Alevilikle ilgili birkaç bilgi koyarak ortadan kaldırılamayacağını belirtiyor. Bu fark ancak derse katılmak istemeyen çocuklara bu dersten çekilme hakkı tanımakla giderilebilir. Zaten Avrupa’da böyle. Din dersinden çekilme hakkı olmayan tek ülke Türkiye’dir. Çekilme hakkını kullanırken de inancını açıklamak zorunda bırakılmamalıdır. ‘Ben Aleviyim veya bu inançtan değilim’ diyerek çekilmek zorunda olmamalıdır. Çünkü bunu açıklamak zorunda bırakılması da inanç özgürlüğüne aykırıdır. Davayı açanlar okul kitaplarında Alevilikle ilgili bilgilerin de tamamen Sünni inanç yaklaşımıyla hazırlandığını ve kendileri açısından bu bilgilerin yanlış olduğunu belirtiyorlar. AİHM de bu itirazı yerinde buluyor. Çok önemli bir karar. Bu karar aslında din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması anlamını taşıyor. Bu kararın uygulanması ancak böyle söz konusu olabilir.” Bülent SARIOĞLU/ ANKARA

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı