Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dilim varmıyor söylemeye, gidip görmek yetiyor

DANİMARKA eski Bekaa Vadisi gibi.<br><br>Suriye’de Bekaa Vadisi 80’li, 90’lı yıllarda PKK’yı barındırıyor. Günümüzde Danimarka PKK’ya öyle arka çıkıyor ki, PKK’nın yayın organı ROJ TV ile ilgili girişimi müthiş.

Danimarka’da yılın ifade özgürlüğü ödülü ROJ TV’ye verilmek isteniyor.
Bunu Avrupa’dan, hatta Güney Afrika’dan önde gelen kişilerin önerisi izliyor.
ROJ TV’ye Nobel Barış Ödülü verme girişimi. ROJ TV’ye, yani PKK’ya.
Orada barış ödülü girişimi hız kazanıyor, burada PKK yeniden masum insanları öldürmeye başlıyor. Masum bir polis PKK kurşunlarıyla hayatını kaybediyor.
Başbakanın konvoyuna saldırıyı PKK misilleme olarak niteleniyor. Bir kaç gün önce Tunceli’de yapılan askeri operasyon sonucu yedi PKK’lı ölüyor. Saldırı buna karşı. Misilleme dedikleri bu.
ROJ TV’nin kapatılmasıyla ilgili dava Danimarka’da sekiz yıldır sürüyor. Bizde terör yaklaşık otuz yıldır sürüyor.
Bin Ladin’i terörist diye öldüren Amerika, önde gelen sekiz PKK’lının Amerika’daki mal varlığını donduruyor. Gerekçesi harika:
PKK’lıların mal varlığı terörden değil, uyuşturucu kaçakçılığından dolayı donduruluyor.
Amerika’da mal varlığı ha. Dağda vuruşurken, nasıl oluyor da, önde gelen isimlerin Amerika’da parası, pulu oluyor, o da herhalde diğer PKK’lıları ilgilendirir.
ATEŞ KES BİTTİ
Başbakanın konvoyuna saldırı günlerdir görmek istenmeyen bir gerçeği açığa çıkartıyor.
Ateş kesin sonuna gelindiğini ilan ediyor.
Son bir aylık olaylara bakıldığında, orada bir operasyon, burada bir çatışma, adı konmasa da, ateş kesin sona erdiğini gösteriyor. Yüksek Seçim Kurulu vetolarından sonra bölgedeki yakıp yıkmalar, gösteriler, farklı yerlerde silahlı çatışmalar hep bu sonu işaret ediyor.
Ayrıca, Ilgaz Dağında Başbakanın konvoyuna saldırı Karadeniz Bölgesinde ilk değil. Sekiz, on yıl önce de, PKK Karadeniz’de kendine üs yaratmaya çalışıyor. Zaman zaman Karadeniz’den gelen terör haberleri bize yabancı değil.
DEMOKRATİK ÖZERKLİK
Çıkan çatışmalar bir yandan da, Başbakan Erdoğan’ı tekzip ediyor. Erdoğan “Kürt Sorunu yoktur” diyor. Yoksa, PKK’nın eylemleri Kürt Sorunu için nihai çözüm isteği değil de, ne? Ya da bölgedeki manzaralar ne?
Bölgeyi gidip görmek gerek. Dilim varmıyor söylemeye, gidip görmek yetiyor.
BDP’nin, İmralı kaynaklı istekleri arasında yer alan en önemli başlık demokratik özerklik. Kilit kavram bu. Orada insanlar bölgeye özerklik fiilen gelmiş gibi davranıyor. Sivil itaatsizlik çadırları, Apo posterleri altında cuma namazları bu davranışın tipik örnekleri.
Hepimiz dalmışız seçime gidiyoruz, doğru elbette seçime dalacağız.
Ama, Kürt Sorunu bütün haşmetiyle ayakta. Görmek istemiyoruz, hatta belki unutmak istiyoruz, ancak bizim ruh halimiz gerçeği örtmeye yetmiyor.

İnternet üzerinden terbiye etmek

- Bu porno, çok ayıp, izleyemezsin.
- Bu senin çocuğuna zararlı, izleyemezsin.
- Bu çıkarlarımıza aykırı, izleyemezsin.
- Bu ideolojimize aykırı, izleyemezsin.
Sana ne, istediğimi izlerim, istediğimi izlemem, sana ne. İnternet üzerinden o yasak, bu yasak.
Yasakların provası internette başlıyor. Sözüm ona, kamu güvenliği ve genel ahlakı koruma adına. Bu o kadar tehlikeli ki, sonunda gelip düşünce özgürlüğünü askıya almaya gelir, dayanır.
Yurt dışından gelen bilgiler doğru ise, felaket. Buna göre, Türkiye’de yedi bin siteye erişim yasak. Bu açıkça sansür. Düşünce özgürlüğüne vurulan ağır darbe. Milyonlarca insan düşüncesini, ister geyik muhabbeti, ister ciddi analiz, internet üzerinden yapıyor ve bu çok yaygın.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu porno, ülke çıkarı, çocuklara zararlı gerekçeleriyle hepimizin düşüncesini, bir adım ötesi, hepimizin hayat tarzını internet üzerinden denetim altına almaya hevesleniyor.
Teknik olarak, dört filtre tipi varmış da, kullanıcılar dört tipten birini seçecekmiş de, bilmem ne. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre deyip kafa karıştırmak anlamsız, filtre açıkça sansür.
Olay genelde “ben devletim, hepinizi ben terbiye ederim” gibi otoriter bir mantığa oturuyor. Böylelikle internette özgürlük kısıtlanıyor. Günümüzde internette özgürlük, en genel anlamda ifade ve düşünce özgürlüğü demek. Engellenmek istenen bu.
Olay büyük tepkiyle karşılaşınca, ikinci Yüksek Seçim Kurulu vakası yaşanıyor. YSK’nın vetolardan geri dönmesi gibi, İletişim Kurumu da geri adım atmış görünüyor.
Toplum haklı olarak öyle tepkili ki, 22 Ağustos’ta seçmek zorunda kalacağımız filtreler şimdiden hükmünü yitiriyor.

X