"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Dilerim sizin de her şeyiniz yeterli olur

Bir genç okurum tarafından gönderilen bu yazıyı okuyunca gözlerimin buğulanmasına engel olamadım. O yaşlı adamın duygularını paylaştım. Hele insan belirli bir yaşa geldiğinde ayrılıklar çok daha zor oluyor. İnsan her zaman zorunlu ayrılıklar yaşıyor. Bazen ailesinden, bazen sevgilisinden, bazen çoluk çocuğundan... Evlilik bile aileden bir kopuş değil mi? Ya iş gereği evinden çok uzaklara gidenler?

Bana çok dokunan bir TV reklamı vardır. Sanırım bir motor yağı reklamı. Aklımdan hiç çıkmayan ise, TIR şoförünün eşinin sözleri. ‘O mutlaka cuma akşamı döner. Biliyorum geç kalmaz’ der ve gözleri dalar uzaklara. Doğuya mal taşıyan kamyon şoförü eşini düşünür. O sırada adam gece yarısı direksiyon başındadır. Karşısında ise küçük bir fotoğraf sallanır. Minik oğlunun fotoğrafı. Ona bakıp gülümser. Bana nedense çok dokunur bu reklam. O anda o kadının gözlerindeki endişeyi, eşini uzun süre görememenin burukluğunu ama bir yandan da ona olan güvenini hissederim. Aynı anda da adamın gülümseyişindeki özlemi, yaptığı işin tehlikesinin bilincinde oluşunu ve ayrılığın yüreğinde yarattığı burukluğu hissederim.

Yıllar önce kızımı Londra’ya lisan kurslarına gönderdiğim o dönemi hatırladım. Hiç ayrı kalmadığım kızımı aylar boyu görememenin endişesini, onun yaban ellerde nasıl tek başına yaşamla başa çıkacağını düşünerek duyduğum korkuyu. Ve bütün bunları ona hissettirmemek için gösterdiğim çabayı. Ve de kızımın evlenmek üzere evden ayrılışını. Evlilik telaşı ve kızını evlendirmenin mutluluğu nedeniyle fark edemediğimiz bir gerçeği. Salonun ortasına yığılı eşyalarını; o bavullar, hurçlar ve kutular kamyonu beklerken, benim de babasıyla aynı anda ‘Kız gidiyor yahu’ deyişimizi, birlikte gözyaşı döküşümüzü...

İşte bu yüzden bu yazı bana ayrılıkları düşündürdü.



Geçtiğimiz günlerde, havaalanında bir baba ile kızının ayrılıktan önce, son dakikalarda aralarında geçen konuşmaya kulak misafiri oldum.

Kızın bineceği uçağın kalkmak üzere olduğu anons edilmişti. Güvenlik kapısının yanında duruyorlardı. Birbirlerine sarıldılar ve baba, ‘Seni seviyorum. Her şey yeterli olsun’ dedi. Kız, ‘Baba, birlikte geçirdiğimiz günler gereğinden fazla güzeldi. Sevgin, ihtiyacım olan tek şey. Ben de senin için her şeyin yeterli olmasını diliyorum’ diye karşılık verdi.

Birbirlerini öptüler ve kız babasının yanından ayrıldı. Baba, yanında oturduğum pencereye doğru yürüdü. Ayakta dururken ağlamak istediğini ve buna ihtiyacı olduğunu görebiliyordum. Özel konulara girmemeye çalıştım; ama o birdenbire bana dönerek, ‘Birine sonsuza kadar ayrı kalacağınızı bile bile hoşça kal dediniz mi hiç?’ diye sorarak adeta beni sohbete davet etti. ‘Evet, demiştim’ diye yanıtladım. Bunu söylemek, beni anılara, benim için yaptıklarından ötürü babama duyduğum sevgiyi ve minneti ifade etmeye çalıştığım anlara götürdü. Zamanının sınırlı olduğunu bildiğimden, benim için ne kadar önemli olduğunu yüzüne söyleyebilmek için özel zaman ayırmıştım.

Dolayısıyla, bu adamın neler hissettiğini anlıyordum. ‘Sorduğum için bağışlayın; ama neden bu sonsuza kadar sürecek bir veda?’ diye sordum. ‘Yaşlıyım, o da çok uzakta yaşıyor. Önümde bazı ciddi mücadeleler var. Gerçek şu ki, onun buraya bir sonraki gelişi cenazem için olacak’ dedi. ‘’Her şey yeterli olsun’ dediğinizi duydum. Bunun ne anlama geldiğini sorabilir miyim?’ dedim, gülümsedi. ‘Eski nesillerden kalma bir dilektir bu. Annem ve babam bunu herkese söylerlerdi.’

Bir an duraksadı, sanki daha detaylı olarak hatırlamak istermiş gibi baktı, yüzü aydınlandı . ‘Her şey yeterli olsun dediğimizde, karşımızdaki kişinin onu ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmesini dileriz’ diye devam etti ve şu dizeleri ezbere okudu:

‘Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum / Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum / Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum / Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum / İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum / Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum/ Son Elveda’yı atlatmana yetecek kadar merhaba diliyorum.’

Bunları söyledikten sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı ve kalktı, hiçbir şey söylemeden yürüdü gitti. Dilerim sizin de her şeyiniz yeterli olur.’ n Y.D.
X