Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dilekçe yeriniz yüce divan

    ANKARA
    24.12.2014 - 01:16 | Son Güncelleme:

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis Soruşturma Komisyonu’na verdikleri dilekçeyle Yüce Divan oylamasını 5 Ocak’a erteleten AK Partili eski bakanlar Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Muammer Güler’e, “O dilekçeleri vereceğiniz yer Yüce Divan’dır” diye seslendi.

    Kılıçdaroğlu, dün CHP Parti Meclisi öncesi özetle şunları söyledi:

    GÖNDERMEYİN DİYE YALVARIYORSUNUZ

    - Mahkemeye vereceksiniz o dilekçeleri. Bilirkişinin yanlış yönlendirdiğini söylüyorsanız, dilekçeyi oraya vereceksiniz. Farz edelim ki AKP milletvekillerinin kararıyla Yüce Divan’a gönderilmediniz, aklandığınızı mı sanacaksınız? Temizlendiğinizi mi sanacaksınız? Çocuklarınıza ‘Biz gittik soruşturma komisyonundan aklandık’ mı diyeceksiniz? Komisyonlar aklanma merkezi değildir. Aklanmanın yeri, evrensel hukukta bellidir ve Yüce Divan’dır. Gidersiniz mahkemeye, aklanır gelirsiniz. Hepimiz şapka çıkarırız. ‘Evet’ deriz ‘Bunlar gittiler aklandılar.’

    - Bu irade, soruşturma komisyonunun iradesinden daha öte doğrudan bakanların iradesi olmak zorundadır. Siz gideceksiniz, siz isteyeceksiniz. Yalvarıyorsunuz ‘Bizi Yüce Divan’a göndermeyin’ diye. Bu sizin suçlu olduğunuzu gösterir. Neden bu telaş? Eğer bu tablo böyle devam ederse, halkın siyasete olan güveni daha fazla zedelenmiş olacaktır. Yolsuzluk yapanın yanına kâr kalacaktır yaptıkları. Hepimiz parlamentoda bulunan 550 milletvekilinin tamamı, siyasetin kirlilikten arınması için ortak çaba göstermek zorundayız.

    - Davutoğlu, ‘Yolsuzluk yapan kardeşimiz de olsa kolunu koparırız’ diyordu. Şimdi Davutoğlu’nun bir kolu gitti. İkinci kolunu bekliyoruz. Bir daha soruşturma komisyonu toplanacak, bakalım ne olacak. Din iman edebiyatı yapıyorlar, köşeyi döndükten sonra akıllarında ne din var ne iman.

    YOLSUZLUKTA PARALEL DEVLET

    - Yeni bir devlet modeli ortaya çıktı. ‘Nasıl yolsuzluk yapılır, devlet nasıl soyulur’, hükümetin temel görevlerinden birisi haline getirildi. ‘Oğlum paraları sıfırla’ diyen kişi, dönemin Başbakanı’ydı. Reza Zarrab’a ‘Senin önüne yatarım’ diyen kişi dönemin İçişleri Bakanı’ydı, savcılara telefon edip ‘Yolsuzluk dosyasını kapatın’ diyen kişi Adalet Bakanı’ydı, polislere telefon edip ‘Savcının dediklerini yapmayın, gerekirse onu da içeri alın’ diyen kişi dönemin Başbakanlık Müsteşarı’ydı, ‘Ben ne yaptımsa Başbakan’ın dediklerini yaptım. Niye ben istifa edeceğim? İstifa edecek birisi varsa o da dönemin Başbakanı’dır’ diyen kişi, aynı kabinede görev yapan kendi bakanı. Demek ki yolsuzluklar konusunda bir paralel devlet oluşturulmuş ve bunlar kendi dünyalıklarını yapıyorlardı.

    - Aslında bugün belki farklı bir şey konuşacaktık. Siyasetin temizliği, duruluğu üzerine konuşacaktık. Parlamentonun üstlendiği görevi yerine getirdiğini konuşacaktık. Yolsuzlukla suçlanan ve görevlerinden istifa eden 4 bakanın kendi arzularıyla Yüce Divan’a gitmek istediklerini konuşacaktık. Ama bunlar olmadı. Bugün farklı bir noktadayız. Parlamentonun itibarı söz konusu. Eğer parlamento, milletvekilleri, hükümet, Başbakan siyaseti kirlerinden arındırmak istiyorsa soruşturma komisyonuna kimse müdahale etmemeli. Dün (önceki gün) yapılan müdahaleler soruşturma komisyonuna gölge düşürmüştür.”

    Halk TV verir

    BASIN açıklamasının ardından, mikrofonun açık olduğunu unutan Kılıçdaroğlu, yanında oturan CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’e dönerek, “Biz konuştuk ama televizyonlar ne kadarını verecek, onu bilmiyorum” serzenişinde bulundu. Tekin “Vermişlerdir” deyince Kılıçdaroğlu da “Halk TV vermiştir” dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı