"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Dilekçe

Beni bazen nasıl olup da benden daha iyi anladığına şaştığım tüm Sevgili Okurlarım,

Bazı haftalar inanılmaz büyük bir gazla, konulardan konu seçme sıkıntısı içinde, neyi daha önce yazacağımı şaşırmış bir şekilde yazıyorum.

Hatta bazen aynı gün 2-3 yazı yazacak kadar fikrim, enerjim, isteğim, hayalim, kelimelerim oluyor.

Yazmalara doyamıyorum.

Ama...

Bir gün geliyor, kimi zaman nedensizce, kimi zaman da gerçekten işten güçten ondan bundan tükenmişlik hissiyle kafamda bir sürü şey olmasına rağmen ekran bana bakıyor ben ekrana ve iki kelimeyi biraraya getiremiyorum.

Bu son yazdığım olay feci bir şey.

(Dilekçemin tam burasında mesela kafamda Bülent Ersoy çalmaya başladı;
"Bir ben bir Allah biliyor!” diye naralar atıyor! Klipteki tırnakları orama burama saplanıyor!)

İnsan bu duygu içine düştü mü, kendinden nefret ediyor.

Allah hiç kimseye, hiçbir yaratıcı aktivite içinde bulunan insanın başına bunu asla vermesin.

Böyle bir durumda iki seçenek var:

1- Ya oturup saçma sapanca hırsla ve aman meydan boş kalmasın duygusuyla -ki var böyle bir ayıp duygu- yazacaksın
2- Ya da yazmayacak, yatıp uyuyacak beyninin dinlenmesi için iki dakka bi nefes alacaksın, sonunda ölüm yok diye sürekli kendine tekrarlayacaksın

Arada bir, birinci seçenek cazip geliyor. Çok korkuyorum çünkü burada bir gün yazmazsam sanki dünya başıma yıkılacak gibi hissediyorum. Sanki bütün okurlarım bana küsecek filan gibi geliyor. Sapıkça bir duygu. Sorumluluk duygusunun annesel boyutu işte. 

Başkaları nasıl yapıyor hiç bilmiyorum. Belki onların daha iyi seçenekleri vardır. Bir gün bana da anlatırlarsa o kadar büyük sevap olur ki!

Üstelik birinci seçenek çok da samimiyetsiz bir seçenek, ne yalan söyleyeyim o histen utanıyorum.

Ama şu anda, yaklaşık 3 saattir ekrana bakıyor, sırtımdan soğuk terler döküyorum.

Sanki Fetih filminin fragmanındaki Osmanlı saldırısında kullanılan bütün oklar bana yönlendirilmiş orama burama saplanıyorlar. 

Ben bu işi, yazmayı yani, keyifle yapmayı seviyorum. Zaten nefret ettiğim bir başka işim var şu hayatta.  

O yüzden bugün size yazı yazamadım. 

Hepinizden sadece bir, belki iki günlüğüne mazaretim gönülsel yorgunluk ve kafa dumuru gibi saçma sapan bir durum olsa da utanarak izin istiyor, özür diliyorum.

Affım için bu dilekçemi bilgilerinize arz ediyorum.

Yonca
“kafa molası”

X