Dikkat... Para muslukları kapanıyor

Hürriyet Haber
18.05.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

Türkiye ekonomisinin resmini ünlü akademisyenlerle çekmeye devam ediyoruz. Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi Doç.Dr. Erhan Aslanoğlu, cari açık, seçim öncesinde ve sonrasında uygulanması gereken ekonomi politikaları ve kurlardaki hareketlere yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

 İşte o röportaj:          

 

--Türkiye'nin en büyük problemlerinden cari açıkla ilgili görüşleriniz nelerdir. Önlenmesi için ne tür tedbirlere ve ne kadar süreye ihtiyaç var? 

 

Ben de cari açığın yüksek ve oldukça riskli bir yerde olduğunu düşünüyorum. Geçmişe bakarak, dünyadaki diğer örnekler ve finansman koşullarına bakarak, cari açığın geldiği noktanın ve gidişatının bir riske işaret ettiğini düşünüyorum. Burada en temel gösterge, ülkenin büyüklüğüne ve gayri safi yurtiçi hasılasına (GSYİH) oranının hızla artıyor olması. Dolayısıyla bir risk var ve önlem gerekiyor. Artık cari açık ve dış denge için kısa, orta ve uzun vadeli düşünmek gerekiyor.

 

Kısa vadede yapılabilecek şeylerin; para ve maliye politikaları ile olabilecek önlemler olabileceğini düşünüyorum. Para politikası derken, sadece Türk lirası değil, döviz politikasını da vurgulamak istiyorum.

 

LİRANIN DEĞERİNİ DÜŞÜRECEK POLİTİKA İZLENMELİ

 

--Merkez bankası eliyle uygulanacak döviz politikasından bahsediyorsunuz. Öyle değil mi?

 

Evet. Biraz daha yönetilebilir bir kur sistemine giden, bu tür mesajlar veren bir merkez bankasının daha isabetli bir politika uygulayacağını düşünüyorum. Şu anda bunun çok kolay olamayacağını ancak seçim sonrası merkez bankasının daha yönetilebilir bir kur politikasına gideceğini düşünüyorum. Aslında bu üstü kapalı şekilde uygulanıyor. Ama bunu daha açık ve net şekilde, kısa vadeli politikalardan birisi olarak; bir miktar Türk lirasının değer kaybını öne alan, rekabet gücünü artıracak bir kur politikasını yönetmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. 

Emek KAPLANGİLhurriyet.com.tr

 

Ama esas olarak, ekonominin ne yazık ki soğutulması gerekiyor. Önce bir daha büyük tehlike yaratmayacak, tabiri caizse bir yangını söndürme, soğutma işlemine ihtiyaç var. Bu da sıkı para ve maliye politikalarıyla olması gereken bir şey…Merkez bankasının döviz alımlarını güçlü tutarak, Türk lirasının rekabetçi gücünü artırarak, dış talebi biraz iç talebin yerine ikame etmesi gerekiyor.

 

SEÇİM ÖNCESİ YAPAMAZ

 

- Merkez bankasının bu müdahaleyi seçimden önce yapma aciliyeti var mı?  

 

Yok. Yapamaz da diyebilirim. Çünkü kurla ilgili politikalar risklidir, kontrolden çıkabilir, spekülatif çok boyutu olabilir. Seçim öncesinde böyle bir politika olacağını beklemiyorum. Ancak kurun çok iyi yönetilmesi gerekiyor ve piyasanın dabuna hazırlanması gerekiyor.

 

Ayrıca, Türkiye'nin kısa vadeli dış borçları artıyor bu nedenle merkez bankasının döviz rezervlerini artırması gerektiğini düşünüyorum. Kısa vadeli borçlar, gelecek bir iki yıl içinde daha da hızlanacak gibi görünüyor. Merkez'in elindeki rezervin, kısa vadeli yükümlülüklerin üzerine çıkması gerekiyor. O nedenle şu andaki rezerv miktarının en az 15 ile 20 milyar dolar civarında artırılması gerekiyor.

 

Şu anda kısa vadeli borç miktarı 68 milyar dolar civarındayken, rezervimiz ise 80 milyar doların üstünde. Ancak 2013 yılı başlarında kısa vadeli borç 90 milyar dolara çıkabilir. İki yıl için hızlı artış göstermeye aday. O yüzden bizim de rezervimizi 100 milyar doların üzerine çıkarmamız gerekiyor. Bu durum aslında merkez bankasının döviz alması için fırsat yaratıyor. Bir taşla iki kuş vurulması gibi. Bunun rastlantısal değil de öngörülebilir bir şekilde götürülmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.

 

- Merkez bu politikayı benimserse TL’nin nereye kadar gerileyeceğini düşünüyorsunuz?

 

Bu zor bir soru. Ancak reel kur endeksi, liranın çok değerli olduğuna işaret etmiyor. Lira, benim hesaplamalarıma göre olması gereken yere yakın seyrediyor. Ancak, bir süre dış talebi biraz desteklemek için daha değersiz bir lira olabilir. Aslında ihracatcıların da kurun mevcut seviyelerinden çok rahatsız olmadığını düşünecek olursak, sepet bazında yüzde 5, yüzde 10'luk bir değer kaybının kısa vadede etkili olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca, euro/dolar paritesindeki hareket de doların, lira karşısında yüzde 10'dan daha fazla değerlenmesini sağlayabilir.

 

ETKİLERİNİ YILSONUNDA GÖRÜRÜZ

 

— Politikaların etkilerinin görünmesi için zaman konusunda ne diyorsunuz? Piyasalar ve yatırımcıları rahatlatacak sonuçlar ne zaman ortaya çıkar?

 

Eğer sıkı , para ve maliye politikasına geçirilirse. Yılsonuna doğru bir miktar, kredi kullanımı, ithalatın ve cari açığın artış hızında aşağıya doğru bir yönelme olacağını düşünüyorum. Sıkı para politikasının daha sıkılaştırılması ve maliye politikasıyla destek verilmesi durumunda elbette.

 

Kur politikası da buna eşlik ederse daha güçlü sinyaller gelir diye düşünüyorum. Her halükarda yılsonuna doğru bir sinyal alacağız.

 

Buradaki başarı kriteri şu olacak. Türkiye'de yüzde 2 ya da yüzce 3’e düşmüş bir cari açık oranı beklenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzde 5, yüzde 6 ya da yüzde 7 olabilir.

 

CARİ AÇIKTA ‘YENİ NORMAL’

- Yeni normalimiz bu mu hocam?

 

Evet. Yeni normal bu olabilir. Onemli olan bunun daha yukarı gitmemesi. İlk etapta başarı kriteri bu olmalıdır. Çift haneli oranlara giden ya da daha nerelere gideceği belli olmayan bir açık, risk algısını daha da artırır. Kimsenin de, büyük bir kriz yaşanmadığı takdirde; Türkiye için yüzde 2, yüzde 3 gibi oranları beklediğini sanmıyorum.

 

 

ORTA VADEDE POZİTİF BEKLENTİ YARATILMALI

 

Orta vadede ise Türkiye şunu yapabilmeli. Türkiye ve dünyada, cari denge açısından Türkiye ile ilgili gelecek 5 ile 10 yıllık beklentilerin pozitife çevrilmesi gerekiyor. Türkiye, yatırımcıların karşısına ciddi projelerle çıkmalı. 2020'ye doğru, artık cari açık sorunu azalmaya aday bir ülke beklentisini yaratmalı. Burada, Türkiye'nin alternatif enerjiler konusunda bir stratejisi olmalı. Türkiye enerji yatırımını yapıyor, 2020'de bugünkünden daha az dış enerjiye bağlı olacağını sadece sözel olarak değil, net olarak, güvenilir biçimde vermesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Ya da Türkiye'nin turizm gelirlerinin şu, şu nedenlerle 40 milyar dolara çıkacak diyebilmeli.

 

- Bu anlamda da 'Çılgın projeler ' olmalı mı diyorsunuz?.

 

Evet. Mesela, alt yapı tarafında Çılgın Projeler olabilir. İstanbul'un alt yapısını geliştirecek olan projeler Çılgın projelerdir. Kanal tartışılabilir ama havaalanı, otel sayılarının artması gibi altyapı projelerini kastediyorum.

 

İspanya, yılda turizmden 60-65 milyar kazanıyorsa. Türkiye 'de 20 milyar doları , 40 ile 45 milyar dolara çıkarabilir. Buradaki 20 milyar dolar bizim için önemli kaynaktır. Örneğin, enerji faturamızın finansmanı için önemli bir miktar.

 

CARİ AÇIĞIN FİNANSMANI SORUN OLMAZ

 

İhracatta da katma değeri daha fazla artıracak selektif, stratejik sanayi planlarına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. İhracatın artış hızının, ithalatı neden geçeceğinin nedenlerini ortaya koymamız gerekiyor. Bu beklenti olursa, gelecek yıllarda Türkiye’nin yüksek çari açıkla gitmesi ve finansmanı da çok sorun olmaz. Ekonomide beklentiler, fonksiyonun içerisindedir bu nedenle de beklenti kısmını çok iyi yönetmek gerekiyor. Türkiye bunu yapmalı.

 

Dikkat... Para muslukları kapanıyor

 

- Turkiye'nin cari açığı hangi aşamada sürdürülemez hale gelir. Bunun sınırı nedir.

 

Dünyadaki finansman olanaklarını da dikkate alarak çok kabaca bir sınır çizmek gerekirse,  GSYİH'nın yüzde 10'u ya da çift haneli rakamlara gidecek bir seviye çok tehlikeli olur. Dünya büyük şoklar yaşamadığı ve böylece enerji maliyetlerinde çok büyük düşüşler yaşanmadığı sürece yüzde 6'nın altında cari açık oranını görmeyiz. Yüzde 9, yüze 10 seviyelerin üzeri de çok riskli olur.

 

Dünyada para musluklarının kapandığı bir döneme gidiyoruz. O nedenle de sıkıntı yaratır.

 

Seçim sonrasında para ve maliye politikalarında daha aktif olunmazsa, beklentiler konusunda hemen bir takım projeler ve çalışmalar yapılmazsa, daha riskli ve daha kırılgan bir ortam olabilir.

 

SEÇİM SONRASI ZAM VE VERGİ ARTIŞI GELEBİLİR

 

- Seçim sonrası daha aktif olmaktan kastınız nedir. Hükümetin alabileceği en hızlı önlemeler arasında neler olabilir. Örneğin zamlar gelir mi?

 

Gelebilir. Vergi artışları olabilir. Bekletilen zamlar olacaktır. Kamu tasarruf etme tarafında çok daha net mesajlar verebilir ve bazı ödenekleri sarkıtabilir.

 

- Yani bir yağmuru bekleyin diyorsunuz?

 

Çok zam yağmuru olmayabilir. Talep bir taraftan kısılacağı için enflasyonun çok hızlı artacağını düşünmüyorum. Dünyada da emtia fiyatları çok artmayacaktır. Enflasyonist baskı sınırlı olacaktır ancak zamlar olacaktır. Asıl sorun enflasyon değil de işsizlikle, büyüme tarafı olacaktır.

 

İŞİ EKONOMİK DİNAMİKLERE BIRAKMAYIN

 

Politikalar devreye sokulmazsa, ekonomi kendi dinamikleriyle önlemler alınmasını zorunlu kılacaktır. Ama iş bu noktaya gelirse, etkileri daha ağır olur. O nedenler, iş o noktaya gelmeden önlemleri almak gerekir. Ne yazık ki, ekonominin soğuması gerekiyor bu da işsizlikle ilgili çok iyi bir durum değil.

 

YUNANİSTAN, LEHMAN GİBİ RİSK YARATIYOR

 

- Dışarıya bakacak olursak, Yunanistan'ın yeniden yapılandırılması sorunu gündemden düşmüyor. Elinde, Yunan tahvili bulunduran bankalar böyle bir adımdan sonra yeni bir krize sürüklenir mi?

 

Yunanistan'ın yapılandırılması, ABD'nin Lehman Brothers olayı gibi bir risktir. Herkes Lehman'ın kurtarılacağını bekliyordu. Şimdi ise herkes Yunanistan'ın kurtulamayacağını bekliyor. Şu anda bir şeyler fiyatlanmış durumda. Burada kontrolün elden kaçmaması gerekiyor. Yeniden yapılandırmanın, geçmişteki deneyimlerden çıkarımlarda bulundurularak iyi dizayn edilmesi gerekiyor. Vadeyi uzatmak ve ana paradan biraz düşme gibi. Hemen arkasından, Yunanistan'ın uzun vadeli yeni tahvilleri olacak. Burada da ECB'nin yeniden garantörlük yapması gibi adımlar atılabilir.

 

Ya da bonolar ve tahvillerin, bundan sonra ülkenin büyümesine endekslenmesi gibi uygulamalara da gidilebilir. Yapılandırma sonrası hem ECB'den destek gerekiyor, hem de borç verenlerin tüm riski karşı tarafa atmaması gerekiyor. Bu biraz da hisse senedi ortaklığına benzeyebilir. Bonoların tanımları biraz değişmeli. Bonoların faizi sadece enflasyonla değil de büyüme ve ihracat performansı ile ilişkilendirilebilir.

 

Avrupa bankalarına sermaye artırımı gerekecektir. Bu nedenle, Avrupalı fonların da hazırlıklı olması gerekir. İnce ayarı iyi yapılmış bir süreç gerekiyor. Aksi takdirde çok tehlikeli bir süreç yaşanabilir. Geçmişte, Latin Amerika'da olduğu gibi işlemeyen sadece vadeyi uzatan ve başarısız olup anaparayı da kaybeden uygulamalar oldu. Bunun gibi olmamalı. Geçen sene Yunanistan'a verilen yardım gibi de olmamalı.

 

Burada dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü Avrupa bazı süreçleri iyi yönetemiyor.

 

STRAUSS KAHN OLAYI TUHAF

 

- Avrupalılara bu dönemde çok güvenmemek gerekiyor diyorsunuz? IMF Başkanı da bir Avrupalı ve başına gelenler ortada. Burada bir komplo seziyor musunuz?

 

Tuhaf bir olay. Açıkçası, birilerinin deşmesi gerekiyor. Şu ana kadar ulaşan verilerle yapmadığını kesin anlamda ortaya koyan çok rahatlatan bir şey de bulunmuyor. Ama çok şaşırdım... Belki Sarkozy ya da Berlusconi olsa anlardım. Ama şaşırdığımı söyleyebilirim.

 

DOLAR YÜKSELİŞİNİ SÜRDÜRECEK

- Yunanistan'daki gelişmelerle euro nereye gelir. Kısa süre önce herkes euro/dolar paritesinin 1.60'a gideceğini öngörürken bugün yeniden 1.40 sınırında. Sizin öngörünüz nedir?

 

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) bir dahaki toplantısına kadar euronun değer kaybedeceğine dair bir durum olur diye düşünüyorum. Avrupa'da bir faiz artırımı olacak mı olmayacak mı? Bir kere daha faiz artıracaksa bu euroyu güçlü tutabilir. Çünkü Fed henüz, faiz artırımı konusunda bir işaret vermedi. ECB, geçen toplantıda faiz artırımının pek de yakın olmadığının işaretini verdi. Bunun netleşmesini bekliyorum. Bu dönemlerde euro biraz volatil olabilir. Ama bundan sonraki dönem, Fed'in faiz artırımı beklentisine odaklanacak. Yani, doların güçleneceği bir süreç yaşanacak gibi görünüyor.

 

Sonbahara yaklaştıkça, Fed'den bir işaret beklenecek. Bence piyasalar bunu, Temmuz sonrası yavaş yavaş fiyatlayacaktır. Tabi Avrupa'da euronun çöküşüyle ilgili spekülasyonun artabileceği bir noktaya gelinirse, elbette dolar daha sert şekilde değer kazanabilir.

 

Ama esas olarak faiz beklentilerinin fiyatlandığı, doların yavaş yavaş değerlendiği bir dönem bizi bekliyor. Obama'nın, Bin Ladin hamlesi sonrasında yeniden Süper Güç olarak algılanması da doları yeniden güçlendirebilir.

 

Yılın ikinci yarısında özellikle, dolar daha yukarı yönlü gider diye düşünüyorum.

 

FAİZ ARTIRIMI 2012’Yİ BULABİLİR

 

- Faiz demişken, bizim Merkez Bankamız faiz silahına ne zaman sarılır?

 

Fed'in faiz artırımına çok yakın bir dönemde, biraz öncesinde ya da sonrasında olur diye düşünüyorum. Yurtdışında Fed'e çok bağlı bir süreç olacak diye düşünüyorum. Fed, gelecek yıl bu zamanlar, faiz artırımına başlayabilir. Tabi, Aralık mı, Ocak mı, Şubat mı olur onu bilemiyorum.

 

- Faiz artırımı için gelecek sene uzun bir süre değil mi?

 

Merkez bankası gecelik borç verme faizini artırınca borçlanma faizlerini de artırması gerekiyor. Bu sıcak parayı çekecek bir şey olur. O yüzden merkez bankası, gecelik çok kısa vadeli faizleri düşük tutup, kredi ve mevduat faizlerinin maliyetini artıracak. Yani dolaylı yoldan faizleri artıracak. Bir de benim beklentim, Hazine’nin yılın ikinci yarısında itfadan daha fazla borçlanıp piyasadaki likiditeyi azaltması  yönünde. Yani bankaların krediye vereceği parayı azaltacak.

 

EKONOMİ TARİHİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR

 

- Sizin genel olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı hocam?

 

Evet. Dünya ekonomisi tarihi bir dönemden geçiyor. Yaşadıklarımız ilerde tarih kitaplarında önemli yer tutacak. Avrupa'nın borç sorunu ekonomi kitaplarında ders olarak okutulacak. Ortadoğu ve Avrupa'daki olaylar da çok önemli. Özellikle, Asya'daki gıdalarda radyasyonla ilgili olarak, Japonya'daki nükleer felaketinin yansımalarının, risklerinin ortaya çıkma ihtimalini düşünüyorum. Gıda fiyatlarındaki şokun tekrarlama riski olabilir. Çok riskli bir yolda gidiyoruz. Çok tarihsel olayların yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. O yüzden tüm dünya ekonomisi, riskli bir yolda ilerliyor. Her zamankinden de fazla risk var. Dikkatli olmak lazım. Dünya ekonomisi bu süreçte beklenmedik bir anda ikinci dibi de görebilir. Bu da bizim için olumsuz bir haber.

 

Hala baz senaryoya göre, yüzde 60, yüzde 70 oranında yavaş da olsa küresel ekonomi yukarı yönlü gidecek. Ancak, yüzde 30, yüzde 40 ihtimalle de ciddi risklerle karşılaşıp aşağıya yönelebilir.  Bu risk miktarı az değil. 

 

- Pembe gözlükleri biraz daha aşağı indirmek gerekiyor diyorsunuz yani?

 

Evet. Çin ve Hindistan'ın etkisiyle hala pozitif taraf daha güçlü ama riskler de az değil.

 

http://twitter.com/emekkaplangil

ekaplangil@hurriyet.com.tr

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı