Gündem Haberleri

    'Dikkat et senin de kasetin çıkmasın'

    A.A
    25.05.2011 - 15:11 | Son Güncelleme:

    Bayburt'ta yaptığı mitingin ardından parti otobüsüyle şehir turu atan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen ilköğretim 8. sınıf öğrencisi Burak Dursun ile ilginç bir diyalog yaşadı.

    “DİKKAT ET SENİN DE KASETİN ÇIKMASIN”

    Kılıçdaroğlu, kendisini çay içmeye çağıran sanayi çarşısı esnafının davetini geri çevirmedi.

    Girdiği oto tamircisinde esnaflarla bir süre sohbet eden Kılıçdaroğlu, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen ilköğretim 8. sınıf öğrencisi Burak Dursun ile ilginç bir diyalog yaşadı.

    Burak isminin anlamını soran Kılıçdaroğlu, öğrenciden “bilirem” cevabını alınca tebessüm etti. Burak'a kız arkadaşının olup olmadığını soran ve “çok” yanıtını alan Kılıçdaroğlu, bu sefer de “Sen çapkın bir erkeksin o zaman. Dikkatli ol kasetin çıkmasın sonra” dedi. Kılıçdaroğlu ile beraberindekiler, öğrencinin “kasetim çıkmaz” cevabına ise uzun süre güldü.

    /images/100/0x0/55eb290ef018fbb8f8af3966Ziyaretlerini şehir meydanında kurulan bir kermeste sürdüren Kılıçdaroğlu, saçı uzun bir genci görünce şaşkınlık yaşadı. Kılıçdaroğlu, “Bende de böyle saç olsa şekil vereceğim, ama o zaman Recep Bey kızabilir bana” dedi.

    'YENİ CHP'

    Kılıçdaroğlu, partisince Saat Kulesi Meydanı'nda düzenlenen mitingde, “Keyfiniz yerinde mi? işsizlik yoksulluk göç var mı?” diye sordu, ardından, “Bunları sordum, Ankara'dan Recep Bey, 'işsizliği de göçü de sen yarattın, Bayburt'u da sen küçülttün' diyecek. Nerede olumsuz bir şey olsa 'bunu CHP yaptı' diyor. Yeni CHP, halkın partisi olacak, ezilenlerin, işsizlerin, işçinin, köylünün, esnafın partisi olacak. CHP sizin partiniz olacak” diye konuştu.

    Bayburt'ta bekledikleri oyu alamadıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, “Kabahat Bayburtluda değil, bizde. Gelmedik, çayınızı içmedik. 'Derdiniz nedir?' demedik. Ankara'da oturduk, 'Bize oy verin' dedik. Bayburtlu da bize oy vermedi. Geldik, çayınızı, kahvenizi içeceğiz, sizinle dertleşeceğiz. Oyunuz benim başımın üstüne. Oturacağız bu işin hesabını yapacağız” dedi.

    Başbakan Erdoğan'ın, CHP'nin, Bayburt'un iki olan milletvekili sayısını bire düşürdüğünü söylediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
    “Bayburtluya ben mi 'Göç edin' dedim, nüfusunu ben mi düşürdüm? Bayburt'a fabrika kurulacaktı da ben mi engel oldum? Çimentonun hammaddesi buradan gider, buraya fabrika kurmazlar. Bunun akılla mantıkla alakası var mı? Allah aşkına benim günahım ne? El alem gider İstanbul'a kanal yapar. Ne olacağı da belli değil. Yani İstanbul'a kanal yap eyvallah da Bayburt'a da bir tane çimento fabrikası yapsan kötü mü olur, yanlış mı olur?

    Bayburt'un sadece ekonomik olarak sanayide gerilemediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
    “Bir şey yapmadılar ki... Bir Allah'ın kulu çıkıp desin ki bana, 'Bayburt'ta devlet geldi şu fabrikayı yaptı'. Yolsuzlukları biliyorsunuz, ulusal medyaya yansıdı. Telefon konuşmaları ortaya çıktı. Bayburt'un eti ne budu ne Allah aşkına. Var olan parayı da halk için değil, kendi cepleri için harcıyorlar. Sadece orada değil, tarımda da geriledi. Bayburtlu sandığa gidecek, elini vicdanına koysun şu sorunun cevabını istesin: Bu ülkede meralar var mı? Ovalar var mı? Güneş, bereketli, yağmurlar var mı? Sularımız var mı? İnsanımız da var, çalışkan. Peki, nasıl oluyor da dışarıdan ithal kurbanlık koyun getiriyoruz. Bayburtlu bunun hesabını sormayacak mı? Önünüzde iki seçenek var. Ya diyeceksiniz ki, 'Biz zaten sürünüyoruz; varsın öyle gitsin' ya da diyeceksin ki, 'Bayburtlunun hakkı sürünmek değil. Biz de hakkımızı istiyoruz, kalkınmak istiyoruz, büyümek istiyoruz'.
    Sürünecekseniz, sürünmekten yana oy kullanacaksanız vallahi gidin AKP'ye oy verin. Ne diyeyim, takdir sizindir. Ama diyorsanız ki 'Ben sürünmek istemiyorum, göç vermek istemiyorum, burada da iş aş olsun istiyorsanız sırtınızı AKP'ye dönün, karşınızda CHP'yi göreceksiniz. 'Halk iktidara seni bekliyor' diyeceksiniz.”

    YAZIK GÜNAH DEĞİL Mİ BAYBURT'A DİYORSANIZ...

    Kılıçdaroğlu, bu ülkede her kuruş verginin hesabını vermenin görevi olduğunu belirterek, “Benim için yandaş yok, sadece vatandaş var. Vatandaşa hizmet etmek de benim görevimdir.
    Bana bir not hazırlamışlar, iki rakam. 2010 başında mazotun litresi 2,20, pancar 1,43 kuruş, 2011'in şu günlerinde mazotun litresi 2,20 den 3,70'e çıktı, pancarın fiyatı da 1,23'e düştü. Diyorsanız ki 'Bu fiyatlar makuldür, niye Bayburtlu kazansın, varsın başkaları kazansın', gidin oyunuzu AKP'ye verin. Hayır, 'Biz de kazanmak istiyoruz, yazık günah değil mi Bayburt'a' diyorsanız yönünüzü bu tarafa çevirin. Biz size hizmet etmek istiyoruz. Cebimize değil, halka hizmet etmek istiyoruz yandaşlara değil.”
    Başbakan Erdoğan'ın “Ben Bayburt'un ikinci milletvekili olacağım” sözünü hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Gözünü sevdiğimin Recep Bey'i Bayburt'un ikinci milletvekiliysen siz hiç TBMM'de kürsüye çıkıp 'Bayburt'un bu dertleri vardır' diyen bir milletvekili duydunuz mu? TRT 3'ü izleseniz Türkiye'nin her yerinin derdi var Bayburt'un derdi yok. Bayburt göç veriyor, beyler keyfini sürüyor. Sanki Bayburt güllük gülistanlık” diye konuştu.

    SİZDEN OY İSTİYORUM

    “Sizden oy istiyorum, açık yüreklilikle hiçbir şeye kapılmadan oy istiyorum, Bayburt'a da Bayburtluya da inanıyorum” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
    “Bayburtlu Zihni'nin türkülerini dinlerdik çocukluğumuzda, gençliğimizde. Bu coğrafyayı dünyaya tanıtabilirsek turistler gelir buraya akın akın. Bayburt'un türkülerini dinlemek isterler. Bayburtlu son gelişmeleri hak etmiyor. Diyorlar ki, 'İstikrar sürsün Türkiye büyüsün'. Siz Türkiye'nin büyüdüğüne gerçekten inanıyor musunuz? Emekli, çiftçi, işçi memnun değil, işsizlik diz boyu. Neymiş 2023. Sonuna ünlem işareti koymuşlar gazete reklamlarında. Onlar da inanmıyorlar. Sen 2011 de milletin karnını doyur, 2023'e Allah kerim.
    2011'de 2,5 aylık Kübra annesinin kucağında açlıktan ölüyorsa o ayıp Ankara'da oturanlarındır. Bir anne 4 çocuğuna sabah kahvaltısı veremiyorsa, o ayıp Ankara'da yan gelip yatanların ayıbıdır. Bir gazi yatağında açlıktan ölü bulunuyorsa o ayıp Ankara'da oturanların ayıbıdır. Size sözüm var. Aile sigortasını getireceğim. Bu ülkede hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Bu ülkede herkesin karnı doysun, çocuklar karnı tok yatağa girsin istiyorum. 'Parayı nereden bulacaksın?' diyor bana. 2,5 aylık bir çocuk annesinin kucağında açlıktan ölür beyefendinin bana sorduğu soru 'Sen parayı nereden bulacaksın?' Bayburt'un meydanından söylüyorum AKP genel merkezine bağlanan hortumları keseceğim, o paraları bu millet için harcayacağım.”

    HORTUMCULUĞUN USTASI OLANLAR BENİMLE YARIŞAMAZLAR

    Siyasete yeni atıldığını, 2 dönemdir milletvekili olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
    “O yüzden bana 'çırak' diyor. Kendisi usta. Neyin ustası olduğunu biliyorsunuz siz. Geçen Ardahan'da güzel bir pankart vardı. 'AKP'nin en sevdiği hayvan fil, çünkü filin hortumu var' diyor. Hortumculuğun ustası olanlar benimle yarışamazlar. Onlar hortumun ustası, ben halka hizmet etmenin ustasıyım. Onlar hortumculuğun ustası ben bir evde akşam tencere kaynamazsa onu dert edinen adamım. Diyorum ki: Gel beraber çıkalım televizyonlara. Senin istediğin televizyon kanalında, senin istediğin gazetecilerle oturalım, konuşalım. Sen bana sor, ben sana sorayım, cevap ver. Recep Tayyip Erdoğan benim karşıma çıkabilir mi? Niye çıkamaz biliyor musunuz? Kemal kardeşinizin karşısına çıkması için geçmişinin temiz olması, kul hakkı yememiş olması lazım, mangal gibi yürek lazım.”

    Miting alanındaki “Silkele Kemal Abi hepsi kaçacak' yazılı pankartı okuyan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
    “Ben bunları silkelemeyeceğim meraklanmayın. Geçenlerde bir mitingde Hazreti Ömer'in adaletinden söz etti. Eyvallah. Hazreti Ömer sadece İslam dünyasının değil, bütün dünyanın kabul ettiği en adil zattır. Kendi işini yaparken kendi mumunu, devletin işini yaparken devletin mumunu yakacak kadar adildir. Bu lafı etti ya sinirlerime dokundu. Sen kim hazreti Ömer'den söz etmek kim. Sen kızının düğün davetiyesini devletin uçağına binerek Ürdün Kralına götürüp elden verdin mi vermedin mi? Önce inkar etti, en ağır küfürleri yaptı, sonra kabul etti. 'Gayri resmi ziyarettir bu' dedi. AKP genel merkezi sana uçak kiralasa gitsen davetiyeyi versen, eyvallah itirazım yok. Ama bu ülkenin fakir fukarasının ödediği vergiyle devletin uçağıyla gideceksin, Ürdün Kralına vereceksin. 'Gel benim düğünüme katıl' diyeceksin. 2,5 aylık Kübra da annesinin kucağında açlıktan ölecek. Sonra sen kalkıp bana Hazreti Ömer'in adaletinden bahsedeceksin.”

    PIRLANTADA VERGİYİ SIFIRLADI

    “Benim bildiğim Bayburtlu erkekler centilmendir değil mi?” diye soran Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
    “Centilmen Bayburtlu kardeşlerime benim bir tavsiyem var. Bugün eve giderken hanımlarınıza bir tane pırlanta yüzük alın, olmaz mı? 'Para yok' diyorlar. Para mı yok, hiç mi para yok? Bunu niye söyledim biliyor musunuz? Ben de para olmadığını biliyorum. Para olsa önce ekmek alınır, iş güç yapılır pırlanta yüzüğe Allah kerim. Bunu niye söyledim biliyor musunuz? Adaletten bahseden Başbakanın gerçek yüzünü görün diye. Kendi oğlu kuyumcu dükkanı açtı, pırlantada vergiyi sıfırladı. Ekmek alırsınız vergi var, su içersiniz vergi var. Telefonla konuşursunuz vergi var, hastaneye gidersiniz vergi var, ama pırlanta, inci yakut alırsanız vergi yok. İşte buna Recep'in adaleti diyorlar.
    Bunları söylüyorum hiç ses çıkıyor mu? 'Böyle bir şey yoktur' diyemiyor. Desin o kanun hükmünü götüreceğim Recep Bey'in yakasına asacağım. Öyle çıksın mitinglere. Kemal kardeşiniz bunların maskesini indirecek, indireceğim maskelerini ya adam gibi adam olurlar ya bütün kirliliklerini ortaya çıkaracağım.
    Diyor ki, 'O kameralara düşkündür, onun yüzünden gitsin bilmem ne dizisinde oynasın'. Ben kameraya da düşkün değilim. Arzu ediyorsa istediği tarihte gelsin Bayburt meydanına iki kürsü koyalım, burada konuşalım. O bana soru sorsun, ben onu dut yemiş bülbüle çevireyim. Gelsin buraya. Ha diyebilir ki, 'Benim yeteri kadar bilgim yok'. Eyvallah olabilir. Arzu ederse bütün bakanlar kurulunu getirsin. Ben yine tek başıma çıkacağım. Korkmuyorum. Ama o korkuyor. Korkan adam bir ülkeyi sağlıklı yönetebilir mi?”
    Hükümetin 49 yeni fabrika kurmadığını, ama 49 tane yeni hapishane yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Niye yapıyorlar? Çünkü 2002'de tutuklu hükümlü sayısı 59 bindi, 2011'in Nisan ayı itibarıyla tutuklu hükümlü sayısı 123 bine çıktı. Çoğu da çek, senet mağduru. Diyorlar ya, 'Türkiye büyüsün istikrar sürsün'. O AKP'ye oy verirseniz 123 bin mahkumun sayısı bir dahaki seçime 223 bine çıkar. 'Varsın çıksın, biz hapse girmeye razıyız diyorsanız' mesele yok” dedi.

    BURAYA GELİP ÇİMENTO FABRİKASININ TEMELİNİ ATACAĞIZ

    Bu ülkede herkesin karnının doymasını, herkesin üretmesini istediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
    “Doğu, Güneydoğu ile ilgili bizim projelerimiz de var. Devlet doğrudan gelip fabrika kuracak. Benim sözüm, ilk 100 günde buraya gelip çimento fabrikasının temelini atmak. Buradaki gençler gidip orada çalışacaklar. Çimentoya talep var, ihracatımız var. Buradan alıyorsun hammaddeyi dünyanın öbür tarafına götürüyorsun, burada bir tane fabrika kurmuyorsun. Bayburtluya zulmetmek için değil, Bayburtluya hizmet etmek için sizden oy istiyoruz. Bize oy verirseniz halka hizmet edeceğiz. Hesabını vermezsem 4 ay içinde burada çimento fabrikasının temelini atmazsam, eğer ben istifa etmezsem namerdim. Bizim sözümüz söz, halka verdiğimiz söz, o sözümüzün arkasında dururuz.
    Pancarlarınız kapıda, niye almıyorlar biliyor musunuz? Bursa'da nişasta bazlı fabrika niye kuruldu? Amerika'ya gidip onun sözünü verdiler. Pancardan sadece şeker üretilmiyor, hayvan için besin maddesi üretiliyor. Niye gidip Amerika'nın şekerini alayım? Sizin için, kanunun iptali için mücadele ettik Mecliste. Bu ülkenin pancar üreticisi kazansın diye mücadele ettik. Ama onlar ABD'ye hizmet ediyorlar.
    Halk bunu yemezse başımızın üstünde eyvallah. Ben bir yere gitmedim, kimsenin önünde diz çökmedim, kimseye verilecek hesabım yok, kimseden talimat almadım. Talimatı kendi halkımdan, sizden alırım. Öyle gideceğim ABD'ye yardım etsin diye diz çökeceğim. Bunların bir bakanı demedi mi 'Onu kullanın deliğe süpürmeyin' diye. Kullanıyorlar şimdi. Söz sizde güç, sizde yetki sizde. 13 Haziran'da sandığa gidin Bayburt'un yiğit insanları seçin milletvekilinizi, gönderin halkın iktidarını, kurun Türkiye rahat bir nefes alsın. 9 yıldır iktidardalar. Milletin önüne hangi yüzle çıkıyorlar ben anlamıyorum. Tutturmuşlar 2023. Ne 2023'ü. Ben onları çok iyi biliyorum. İnanmadıkları için de ünlem işareti koymuşlar. Onlar da inanmıyorlar.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı