Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Diken eken, gül toplamayı ummamalı!

BELEDİYELER, vatandaşın dertleriyle yeteri kadar uğraşamayınca, o bölgelerde dünya başa zindan olur.

Birçok yerden, AKP’li belediyeler hakkında şikâyetler geliyor... Geliyor da... CHP’li belediyeler hakkında şikâyet gelmiyor mu?
Gelmez olur mu? Geliyor tabii ki...
Tüm yakınmaları, bu sütunun çerçevesi içine sığdırmam mümkün değil. Bu nedenle sadece İstanbul’daki CHP’li iki belediyeden söz edeceğim.
Beşiktaş ve Sarıyer!
* * *
Ağacı kurt, insanı dert yer.
Beşiktaş ilçesinin sahil kesiminde oturan vatandaşları da “gürültü terörü”  yiyip bitiriyor. Neredeyse tüm Boğaz, özellikle Ortaköy-Kuruçeşme bölgesi “gürültü kirliliği” içinde yüzüyor.
Boğaziçi’nden bıkmak, yaşamaktan da bıkmaktır.
Boğaziçi, İstanbul’un tartışmasız en güzel yeridir ve hayata hayat katar. Yüzyıllardır, resim sanatına, şarkılara, şiirlere konu olan Boğaziçi’nin “gürültü terörüne teslim edilmesi” vatandaşı canından bezdirmişe, Boğaz’dan bıktırmışa benziyor.
Bu konuda Beşiktaş Belediyesi de, güvenlik kuvvetleri de etkisiz ve çaresiz görünüyor. Kısa süreli göstermelik kapatmalar dışında bir şey yapamıyorlar!
Bana gelen çok sayıdaki şikâyete göre “gece kulübü” “diskotek” “bar” adı altında faaliyette bulunan eğlence yerlerinde, gece saat 24.00’ten sonra da, neredeyse sabah ezanına kadar devam eden müzik gürültüsü, Boğaz’ın öbür yakasında (Beylerbeyi ve dolaylarında) bile şiddetle duyulup tüm uykuları tarumar ediyor, dağıtıyor!
Oysa yasalara göre, gece saat 24.00’ten sonra gürültülü müzik yasak! Hani, nerede?
Gelen şikâyetlerdeki ortak soru:
“Bu gürültü kirliliğine dur diyecek yok mu?”
Biz de okurlarımız adına, İstanbul Valisi’ne, Beşiktaş Kaymakamı’na, Beşiktaş Belediye Başkanı’na soralım:
“Gece yarısından sonra gürültülü müzik yapmak yasal mı? Yasal değilse, buna nasıl göz yumuyorsunuz ya da terörün değişik bir çeşidi olan Boğaz’daki gürültü kirliliğini önlemeye gücünüz yetmiyor mu?”
* * *
İstanbul’un en güzel ilçelerinden biri olan Sarıyer’de oturanların dertleri de bir başka... Diyorlar ki:
“Sarıyer’in simgesi olan Balıkçılar Çarşısı’nı yıkıp dağıtan ve koca ilçede balıkçılara doğru dürüst bir yer bulamayan eski ve yeni tüm belediye başkanlarından şikâyetçiyiz!”
Gerçekten eskiden Sarıyer denilince balıkçılar akla geliyordu.
Sarıyer’e gelip de, taze balık almadan dönen azdı.
Geçtiğimiz yıllarda belediye, “Balıkçılar Çarşısı”nı yıkıp yerle bir etti. Ne oldu?
Yeni bir yer gösterilmeyen balıkçılar dağıldı, çarşı, küçük küçük birimler halinde oraya buraya saçıldı!
Bu, daha önceki AKP’li belediyenin günahıdır ama şimdi Sarıyer’de CHP’li belediye var. Ne yapıyor? Hiç! Koskoca Sarıyer bölgesinde, balıkçıları bir araya toplayacak “eli yüzü düzgün” bir yer bulunamıyor. Ayıp değil mi?
* * *
Sarıyer Belediyesi’nin daha büyük ayıbı, ilçenin merkezindeki trafik kargaşası...
Aslında kargaşadan da öte bir facia bu...
Özellikle tatil günleri otomobille Sarıyer tarafına giderseniz, ilçenin merkezinden geçebilirseniz geçin... Dipsiz bir kuyuya saplanmış gibi oluyorsunuz...
İleri de gidemezsiniz, geri de... Sağa da dönemezsiniz sola da...
 Bir okurum yazdığı şikâyet mektubunda:
“Yürüyerek beş dakikada geçeceğim yolu, otomobille zaman zaman bir ya da bir buçuk saatte aşıyorum. Belediye, hafta sonlarında düğümlenen trafiği açmak için kılını bile kıpırdatmıyor. Saldım çayıra, Mevlam kayıra! Biz Sarıyer’de AKP’li Belediye’den şikâyet edip onu devirdik ama ne yazık ki, gelen gideni arattı!” diyor ve ekliyor:
“Seçimi kazanınca halkı unutuyorlar. Fakat unutmasınlar, bunun yarını da var.”
Okurum haklıdır. Bazı belediyeler diken ekiyor. Diken ekenler gül toplamayı ummamalıdır!
X