"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Dibe düşen armutlar

KABUL ediyorum:<br><br>Bazen evlatlar, anne-babalarından çok farklı noktalara giderler.

Dünya görüşleri değişir... Hayata bakışları değişir...

Her zaman armut dibine düşmez yani.


Birçok durumda aileler de, çocuklarında hayal ettiklerinin tam tersi durumlarla karşılaşabilirler.


Klasik baba-oğul çatışması falan...


Anlıyorum... Gayet iyi anlıyorum.

* * *


“Darbe”
planı yapmakla suçlanan Albay Dursun Çiçek’in oğlu “demokrat” çıktı.


Bir süre önce de...


“Kemalist Baba” Mustafa Özyürek’in kızı Esra Özyürek, akademik bir disiplin içinden günümüz Kemalistlerini eleştiren bir kitap yazmıştı.


Biraz daha geriye gidersek...


“İttihatçı dede”
nin torunu Hasan Cemal örneğini bile gündeme getirebiliriz.


Benim anlamadığım şu:


Neden hep “cumhuriyetçi aileler”in çocukları farklı yollara gitmeye ve gittikleri bu yolun savunuculuğunu yapmaya cesaret edebiliyorlar?


Ve neden “cumhuriyetçi aileler”, çocuklarının farklı yollara gitmesini fazla mesele etmiyorlar?


“Olabilir”
diyorlar... “Kendi tercihi” diyorlar.


Neden bu cenahta “medeni bir yaklaşım” söz konusu?


Neden buradan “Davadan döneni vurun” çığlıkları yükselmiyor?


Neden iftiralar, hakaretler birbiri ardına gelmiyor?


Sözün kısası:


Cumhuriyet ideolojisi gibi katı ve otoriter bir ideolojiyi savunan aileler, neden kendi çocuklarının siyasal tercihleri söz konusu olduğunda alabildiğine “demokrat” olabiliyorlar?

* * *


Ve daha da önemlisi:


Neden bizim “muhafazakâr aileler”imizin çocuklarından da farklı yollara gidenler çıkmıyor?


Neden bu kesimde armut hep dibine düşüyor?


“Gizlice bira içen imam hatipliler”
ya da fikirlerini değiştirip uzaklara giden “muhafazakâr aileler”in çocuklarını bir tarafa bırakırsak...


Şöyle çıkıp, “babasının ideolojisi”ni sert bir şekilde eleştiren, o ideolojiye karşı kıyama kalkışan çocuklar neden çıkmıyor?


* * *


Acaba bu durumu, benim başıma gelenlerle açıklayabilir miyiz?


Hani hafiften aykırı gittim diye...


Biraz değişik kelam ettim diye...


Hakkımda atılmadık iftira, edilmedik hakaret bırakılmadı ya.


İşte bundan söz ediyorum.


Yoksa...


“Muhafazakâr aileler”
in çocukları, “Bize de Ahmet Hakan’a yapılanlar yapılır” diye endişe edip...


Hep “dibe düşen armut” olmayı mı seçiyorlar?


Başıma gelenlere bakıp “Haksız da sayılmazlar hani” diyebilirim.

 

Çivisi çıkmış Türkiye

 

* Herifin biri 28 Şubat’ta “asker partisi” DSP’den aday adayı olmuştu... Sonra MHP’ye yanaşmaya çalışmıştı... En sonunda AK Parti’ye kapılandı... Ve bugün tutmuş bana köşesinden “Ergenekoncu” ve “Darbeci” diyor... Kuldan utanmaz, hiç Allah’tan korkar mı?


* 28 Şubat’ın “cadı avı”na çıkmış McCarthy bozuntuları, “şeriatçı kebapçı”, “dinci börekçi” ya da “namaz kılan bürokrat” peşindeydi... Bugünün “cadı avı”na çıkmış McCarthy bozuntuları ise ellerindeki “Ergenekoncu” karasını önüne gelene çalıyorlar.


Albay Dursun Çiçek’in askeri mahkemede değil de sivil mahkemede yargılanması için kampanya üstüne kampanya yaptılar... Dursun Çiçek sivil mahkemeye çıkarılıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı... Bu sefer de “Ergenekon’un uzantıları yargıya sızmış” demeye başladılar... Demokrasiye bak sen... Bu mudur yani?


* Annem bile telefonlarının dinlendiğinden kuşku duyuyor... “Bugün taze fasulye yaptım” derken bile aşırı ihtiyatlı... Demokrasi böyle mi gelecek yahu?


“Kürt açılımı”nda alabildiğine demokrat, gazetede çıkan üç-beş eleştiri karşısında alabildiğine ceberrut... Dağdan inene bile “hoşgörü” gösteriyor, Meclis’te pankart açanlar için “Tutuklayın hepsini” diyor... Vallaha ben korkuyorum böyle demokrasiden...

 

Onur Öymen’e acil telgraf

 

ONUR Öymen Bey...


Bazen böyle olur... Bazen “Ben Atatürk’ü savundum” demek bile Dersim’in geçmişine ağıtlar yakan insanların incinmişliklerini gidermeye yetmez.


Bu yüzden Atatürk üzerinden kendinizi bağışlatmaya çalışmaktan vazgeçin...


Munzur Çayı kan aktı mı? Aktı... 50 bini kişi katledildi mi? Katledildi... Boşaltıldı mı orası? Boşaltıldı... Sayısız hukuk ihlali söz konusu oldu mu? Oldu...


O zaman bitmiştir tartışma...


Ayrıca 1930’larda yaşamıyoruz... 2009 yılındayız...


Dünü unutabiliriz unutmasına ama sizin Güneydoğu’nun üzerine “Dersim yöntemi” ile gidilmesi önerinizi asla unutamayız.


Kemal Kılıçdaroğlu
az bile söylemiş:


Derhal gereğini yapmanız gerekir. Stop... 

X