Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Diana neredesin ?

Hadi ULUENGİN

Allah ruhuna rahmet eylesin ve taksiratını af eylesin, dün, müessif bir kaza neticesinde bizi derin yeislere ve onulmaz acılara garkederek aramızdan ayrılan Britanya tahtı gelini Diana'nın birinci ölüm yıldönümünü idrak ettik.

Tabii ya hatırlayın ! Gözümüzde pazar ekabirliğinin mahmur çapağı geçen 31 Ağustos sabahı radyo ve televizyonları açtığımızda müthiş dehşete kapılmıştık.

Arabi yavuklusu Dodi'nin kolunda Paris kaçamağı yapan Pamuk Prenses'imizin 5. Corc otelindeki ala yemekten sonra heyüla ‘Mercedes’in koltuğuna oturduğunu ve o ‘paparazzi’ denilen mendebur gazeteci taifesinin şirretinden kurtulmaya çalışırken de takla atan otomobilde can verdiğini öğrenmiştik.

Sonra, Çin'den Maçin'e bütün dünya olarak iki gözümüz iki çeşme ağlaştık.

Bilhassa da Leydi'nin vefatı ertesinde histeri krizleri geçiren ve feryat figan haykıran İngiliz milletinin kederini paylaştık. O'nu avutmaya çalıştık.

Rabb'ın mağfireti üzerinde olsun, geçen yıl bu vakitler Diana'yı yitirdik.

* * *

RABB'ın mağfireti mutlaka Diana'cığın üzerinde olacaktır ama doğrusu şu İngiliz kavminin adam olacağı yok. Kadirşinaslık kim, o kim. Yanına uğramamış.

Neden mi böyle konuşuyorum ? Çünkü hazin ölümün birinci sene-i devriyesi nedeniyle yayınlanan bütün neşriyatı alıcı gözüyle okuduğumda şaşkına döndüm.

Ötesi, cinlerim başıma üşüştü. Majestelerinin tebasına dümdüz gittim.

Zira, meğer geçen yıl Diana diye vaveyla kopartarak neredeyse onunla birlikte mezara girmeye kalkışan İngiliz milleti şimdi zavallıcığı unutmuş.

İki talihsiz öksüzün melek annesini anmak için düzenlenen yürüyüşe hemen hiç kimse teşrif buyurmamış. Kensington Sarayı'ndaki son çiçekler de solmuş.

Üstelik, Kraliçe ailesinin Galler Prensesi'ne çektirdiklerini vefat ertesi hatırlayıp ‘demode hanedanı istemezük’ diye bağıran halk artık tersine dönmüş.

Başta o hayırsız koca Charles, 2. Elizabeth familyası popülarite kazanmış.

Bir de, ahlakçı damarı kabaran Anglikan Klisesi Di'nin ruhunu sızlatmış.

Hatta Dover'li bir peder ‘Diana cennete değil cehenneme gidecek’ buyurmuş.

* * *

HADDİNİ bil papaz efendi, haddini bil ! Sen kim, bizzat kendisi melaike Diana'mı cehenneme yollamak kim ? Ağzından yel alsın. Şeytan diyor ki o iblis ağzını yırtayım da Canterbury Piskoposu'nun özel cerrahı bile dikemesin.

Ne yani, haksız mıyım ? Yok Leydi Di kocasına sadakatsizlik etmişmiş de...

Peki o beygir suratlı Charles Prenses'in üzerine gül değil alenen bok çiçeği koklayıp kızcağızı boynuzlu geyiğe çevirirken malum klise neredeydi ?

Sonra dediğim gibi, evvel emirden beri bu İngiliz milletinin adı kalleşe çıkmıştır. Kendisine güvenilmez. Dün salya sümük ağlarken bugün Di'yi satar.

Kara hummaya tutulmuş gibi geçen bütün bir yıl ‘Dianamania’ nöbetlerinde inlerken ölüm sene-i devriyesi geldiğinde artık onu unutmuş olur.

İngilizler de bütün halklar gibi modern efsaneleri kısa zamanda tüketir.

* * *

ŞAKA bir yana, geçen yılki ölüm ertesinde yazdığım ilk yazıda Barthes'in ‘modern mitologya’ kavramından söz etmiş ve Di'nin de çağdaş bir efsane imajı olarak kitlelere sunulduğunu, kitlelerin ise bunu tükettiğini belirtmiştim.

Ama adı üstünde, modern efsaneler klasik efsanelere benzemezler. Kısa süre içinde yitip giderler. Mekanda yerleşiklik ve zamanda kalıcılık edinemezler.

Küçük ekranın ‘melek tanrıçası’ Diana Latin mitolojinin av tanrıçası Diana olamaz. Onun gibi ölümsüzleşemez. Tersine, imajı tüketildiğinde biter.

Dolayısıyla, İngilizleri eleştiremeyiz. Kadirşinas olmamakla suçlayamayız.

Zaten biz de tıpkı İngilizler veya Papunezyalılar gibi modern efsanenin tüketicileri olduk. İmajı oburlukla yuttuk. Sonra maymun iştahlılıkla bıktık.

Yaşayan Diana'yı tükettiğimiz gibi ölen Diana'yı da tükettik.

Vefatının birinci yıldönümünde Allah O'nun olduğu kadar ve bizim de taksiratımızı affetsin.













X