Dünya Haberleri

    Deyrizor karşılığında Akdeniz’e çıkış sözü

    Hürriyet Haber
    04.12.2017 - 00:47 | Son Güncelleme:

    Suriye’de bir süre terör örgütü PKK’nın kolu YPG’nin ana unsuru olduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sözcülüğünü yaptıktan sonra bölgeden kaçan Talal Silo’nun, ABD’nin SDG’ye silah yardımlarıyla ilgili Anadolu Ajansı’na (AA) verdiği röportajın dün ikinci bölümü yayınlandı. Silo, ABD’li bir istihbarat yöneticisinin kendilerine, “Eğer siz Deyrizor’a yönelirseniz, ABD de SDG ve Suriye Demokratik Meclisi’ne, denize doğru bir nokta sağlama konusunda gereken desteği verir” dediğini aktardı.

    ESKİ SDG Sözcüsü Talal Silo, ABD’nin “Akdeniz’e çıkış projesi”ne bakışı, örgütün silah depolarını Türkiye’ye karşı nasıl koruduğu, Afrin’deki durum ve petrol ticareti gibi konularda AA’nın sorularını yanıtladı. Silo’nun açıklamaları özetle şöyle:

    9 Eylül’de (DEAŞ’a karşı SDG adıyla) operasyonu başlattık. Duyurusunu bizzat ben yaptım. Hedef Suriye’nin el-Cezire bölgesinin kalanını ve Fırat Nehri’nin kuzeyini almaktı. Ne bizim ne YPG’nin DEAŞ’a karşı operasyon başlatma imkânımız vardı. Bu operasyon ABD’nin isteğiyle oldu. Konu kesinlikle petrol ile alakalı değildi. Hedef bu güçlerin SDG adı altında rejimden önce Bukemal ve Meyadin ilçelerine varmasıydı. Böylelikle Irak ve Suriye arasında bir barikat kurulacaktı. ABD başında yardım etmeye çalıştı ama başarısız oldu. İlk başlarda Rusların tacizine uğradık. Hatta birçok kişi Rus ve rejim saldırılarında öldü. ABD ile SDG omuz omuza savaşıyordu. Rejim uzaktaydı. Ama ABD, rejimin hızla o bölgelere ulaştığını görünce SDG’yi harekete geçirdi. (YPG’li) Şahin Cilo’dan bu işi yapmasını istedi. Çoğu kimsenin bilmediği bir şey var. Alınan birçok nokta Ruslara bırakıldı. Hatta Konoko gaz tesisi ve çevresindeki petrol sahaları Ruslara terk edildi. Bunlar devredilince rejim ve Ruslar daha fazla ilerlemedi.

    PETROL TİCARETİ

    YPG ve PKK, 2012’de Rumeylan’daki petrol kuyularını ele geçirdikten sonra işletmeye başladı. Önceleri bu petrolleri, DEAŞ bölgeleri üzerinden ihraç ediyorlardı. PKK kadrolarının Cezire’deki parasal işlerinin sorumlusu Ali Şeyr, Kamışlı’da yaşıyor. PKK elebaşlarıyla doğrudan bağlantılı. Petrol anlaşmaları yapmaya yetkili olan kişi. Elde edilen gelirleri sadece o bilir. Bu, PKK’nın sırrıdır. Ali Şeyr, 2012’den beri petrolü dışarıya satıyor. Eskiden satış sadece DEAŞ bölgeleri üzerinden sağlanırdı. Rejim ordusunun subayı el-Katırcı, PKK’dan petrol alan genel sorumludur. Sattıkları petrolün parası, Lübnan bankalarında kendilerine yakın bazı isimlerin hesabına yatıyordu. Sonra para Avrupa’ya aktarılıyordu. İsimlerin hepsi PKK’lı. Konu
    çok büyük.

    SDG’NİN DENİZE ERİŞİM HEDEFİ

    Proje değil, bir sözdü. Araştırma merkezinden geldiği söylenen bir Amerikalı ile görüştük. Görüşmeyi onlar istemişti. Çok sayıda koruması vardı. Daha sonra ABD istihbarat yöneticisi olduğu ortaya çıktı. Bize dedi ki ‘Eğer siz Deyrizor’a yönelirseniz, ABD de SDG ve Suriye Demokratik Meclisi’ne, denize doğru bir nokta sağlama konusunda gereken desteği verir.’ Bunun için söz verildi. Ancak şu anda Deyrizor’u alma operasyonu başarısız oldu. Asıl mesele köylerin ya da petrol sahalarının alınması değil. Şahin Cilo ve SDG’ye (Akdeniz’e çıkış için) söz verildi. Ben de orada hazır bulundum, oradaydım. Bu (Deyrizor) operasyon başarıyla sonuçlansaydı, zafer kazansaydık ABD belki SDG için denize doğru bir koridor açmaya çalışacaktı. (Amerikalı istihbarat yöneticisi) ‘Böyle bir oluşumun denize bir erişimi olmazsa, bir geleceğinin olması mümkün değil’ dedi.”

    Deyrizor karşılığında Akdeniz’e çıkış sözü

    Brett McGurk (Ortada)

    ‘ABD, AFRİN İÇİN GÜVENCE VERMEDİ’

    SORU: Türk ordusu, 25 Nisan’da Irak’ın Karaçok mevkiinde YPG hedeflerini vurdu. Karaçok’ta YPG’nin ne tür unsurları vardı?

    Karaçok, YPG’nin silah ve mühimmat depoları ile para kasasının bulunduğu başlıca üstü. Bahoz Erdal ile Şahin Cilo oralarda ikamet ediyordu. PKK liderlerine ideolojik eğitim verilen yerdi aynı zamanda. YPG’nin arşiv ve basın merkezi de Karaçok’taydı. Burada bulunanların hepsi lider kadroydu.

    SORU: ABD’li komutan Karaçok’ta vurulan yere gelince neler yaşandı?

    İkinci gün ABD’li sıradan bir komutan oraya geldi. 5 gün kadar sonra Cilo bize, ABD’nin Türkiye ile konuştuğunu ve hiçbir saldırı olmayacağını anlattı.

    SORU: ABD’nin, YPG’yi koruyan tavrı Afrin için de geçerli mi?

    ABD, Afrin için hiçbir güvence vermedi. Hatta (Brett) McGurk ile ilk görüşmemizde sordum. O zaman daha Afrin ile (doğudaki alanların) hiçbir iletişim yolu yoktu. Ona Afrin’e desteği sordum. ABD yönetimi olarak Afrin’e destek vermeyeceklerini söyledi. “Afrin’dekiler başka bir destekçi istiyorsa arasın bulsun” dedi. “Ben de belki Rus tarafı olur” dedim. O da “Bizim için bir mani” yok dedi.

    SORU: Türkiye’nin Afrin’e müdahalesi PKK’yı ne kadar endişelendiriyordu?

    Türk kuvvetleri (Afrin’e) müdahale ederse çok hızlı şekilde kenti ele geçirebilirlerdi. Aslında Afrin’deki durum örgütün dışarıya gösterdiği gibi değil. Bundan dolayı çok korkuyorlardı. Mesele sadece Afrin’in düşmesi değildi. Türk güçlerinin kuzey kırsalını kesmesi, tüm (Akdeniz’e çıkış) projelerinin başarısızlığa uğraması demekti. Suriye rejimi, Afrin’de Türklerle herhangi bir temas durumunda Suriye bayrağı çekilmesini istedi. Ama rejim bayrak asılan noktaların kendine devrini şart koştu. İşte bu talebi Kandil reddetti.

    SORU: YPG, silah deposu sorununu nasıl halletti?

    Ağır silah ve mühimmatlar Hemin’e teslim ediliyordu. Hemin de bunları depolara bırakıyordu. Türkiye, Amerikalıların koruduğu bu depoları hedef almadı. Birçok silah ve mühimmat Türkiye hedef almasın diye ABD’lilerin olduğu (üslere) yerlere bırakılıyordu.

     

    Etiketler: gazetehaberleri
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı