Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Devrim mi, ne devrimi?

    Times
    13.05.2011 - 13:01 | Son Güncelleme: 13.05.2011 - 14:29

    Altı gün boyunca Suriye'deki gelişmeleri takip eden Times muhabiri Martin Fletcher, Batı medyasındaki haberlerin aksine Esad rejiminin büyük bir devrim hareketinin tehdidi altında olmadığını ifade eden bir yazı kaleme aldı.

    Suriye’deki isyan hareketi, Devlet Başkanı Beşar Esad ve babası Hafız’ın 41 yıllık hanedanlığına karşı en büyük tehdidi oluşturuyor. Ancak isyanın yakın gelecekte başarıya ulaşma şansı az. Bu yıl, Mısır ve Suriye’deki devrim hareketlerini takip ettikten ve son altı günü de Suriye’de gizlenerek geçirdikten sonra, Suriye’de ayaklanmanın hız kazanmaya devam ettiğine yönelik bir izlenim almadım. İsyan, ülkeyi kasıp kavurmak bir yana dursun, Şam’daki rejim kontrolü kaybetmenin yakınında bile değil.

     

    Geleneksel protesto günü olan Cuma gününün ve Dera, Humus veya Banyas gibi hareketli şehirlerin dışında, Suriye’yi ziyaret edenler bir isyan olduğunu anlamakta zorlanır. Duvarlar, hükümet karşıtı yazılarla dolu değil ve Rastan ile Borsa gibi küçük yerleşim birimlerini çıkarırsanız, Esad veya babası Hafız’ın yırtılmış bir posterini ya da hasar görmüş bir heykelini görmedim.

     

    Ruh hali ökeden çok kızgınlığa işaret ediyor. Üstelik bu kızgınlığın bir kısmı hükümete değil ancak protestolardan dolayı ortaya çıkan düzensizliğe yönelik. 22 milyon nüfuslu ülkede sokaklara dökülen insan sayısı ne yüzlerce, ne de binlerce; sadece onlarca kişilik gruplarla sınırlı.

     

    Yukarıda bahsettiklerimin hiçbiri Mısır, Libya, Tunus, Bahreyn veya Yemen’de yaşanan devrimler için söylenemez. Suriye’deki muhalefet cesaret gösterdi. Bu tür protestolar düzenlemek, polisi acımasızlığıyla bilinen bir ülkede geçmişte yaşanmamıştı. Ancak Suriye’deki isyan hareketi, Arap dünyasının geri kalanında geçerli olmayan büyük zorluklarla karşı karşıya

     

    MUHALİFLER NEDEN GÜÇSÜZ

    Bunlardan ilki, Esad’ın Mısır’ın devrik lideri Hüsnü Mübarek veya Libya lideri Muammer Kaddafi’ye kıyasla daha sevilen bir lider olması. Suriyeliler yolsuzluğa batmış ve yetersiz hükümeti genel olarak sevmiyor ancak Esad arabasını kendi süren ve yoksul mahalleleri ziyaret eden bir imaj yarattı. Esad, Sünni işadamları arasında olduğu gibi, Irak’taki gibi mezhep çatışmaları yaşanmasından korkan Hıristiyan ve Alevi azınlıkların da önemli desteğine sahip.

     

    Batılı bir diplomatın dikkat çektiği husus, “Suriyelilerin yüzde 15’inin Esad’dan nefret etmesi, diğer yandan yüzde 60’dan fazlasının sadece sakin bir yaşam sürmek istediğini belirtmesi.”

     

    İkinci unsur, rejimin dikkat çekici biçimde bütünlük halinde olması. Dera’da, ordudan birkaç askerin firar ettiği ve Baas Partisi’nin üst düzey olmayan 300 kadar üyesinin istifa ettiğine dair haberler var. Ancak Libya’da, ordunun yarısı, çok sayıda bakan ve birçok büyükelçi muhalefetin yanına geçti. Mısır’da ise ordu tarafsız kaldı.

     

    Üçüncü olarak, muhalefetin coğrafi ve demografik olarak izole edilmiş olması. 70 kent ve ilçede protestolar yaşandı ancak ülkenin dört bir yanına dağılmış protesto hareketleri güvenlik güçleri tarafından kolayca bastırılıyor. İsyancı yerleşim birimleri arasındaki koordinasyon çok düşük. Birçoğu Suriye’nin dışından faaliyet gösteren internet siteleri, organizasyondan çok video saçmakla uğraşıyor. Şu nokta da mühim ki, Suriye’deki muhalefet Kahire’deki Tahrir Meydanı veya Libya’daki Bingazi gibi bir odak noktasına sahip değil. Başkent Şam ve ikinci büyük şehir Halep, Suriye nüfusunun yüzde 50’sini barındırıyor ancak bu şehirler ağırlıklı olarak rejim taraftarı. Demografik açıdan, muhalefet genelde yoksul Sünni Müslümanlardan oluşuyor. Eğitimli orta sınıf isyana girmezken, Hıristiyan, Kürt ve Alevi azınlıklar da onları takip ediyor. Buna karşılık, Tahrir Meydanı Mısır halkının her kesiminden insanı buluşturdu.

     

    Dördüncü olarak, çok az Suriyeli kendilerini vurmaya, hapse atmaya ve işkence etmeye gücü yetecek güvenlik güçlerinin karşısına çıkmaya cesaret edebiliyor. Muhbirlerin kaynadığı bir bölgede, Times’a konuşmaya cesaret edecek çok az insan çıktı. Aynı zamanda, Suriyeliler Esad’ın devrilmesi halinde başlarına gelebileceklerden de korkuyor. Rejim, böyle bir durumda Lübnan ve Irak’ta olduğu gibi Suriye’nin de mezhep çatışmalarına sürüklenebileceği öngörülerini güçlendirdi.

     

    Son olarak, Batı’nın Suriye’ye müdahale etmesi gibi bir durum söz konusu değil. Bugüne kadar yapılan tek müdahale, rejimi destekleyen İran’dan geldi.

     

    ESAD EKONOMİYE DİKKAT ETMELİ

    Öte yandan, Suriye rejimi isyan hareketini bastırabilir ancak bu zafer Şam yönetimine pahalıya patlayabilir. Kendi halkını katletmek konusunda gösterdiği niyet, Suriye’yi yeniden firavun ülkeleri listesine koydu. Tüm bunların ötesinde, isyan Suriye’nin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu doğrudan yabancı yatırıma darbe vuracak. GSYİH’nın yüzde 15’ini karşılayan turizm, isyan hareketi yüzünden çöktü. Rejimin artan fiyatlar karşısında para basması ve yakıt yardımı yapması enflasyonu artıracak. İşsizlik çok ciddi boyutlara ulaşacak.

     

    Batılı bir yetkili, “Orta sınıf iş sahibi olduğu, kirasını ve mutfak masrafını ödeyebildiği sürece Esad’a bağlı kalacak… Ancak ekonomi şimdiden büyük darbe almaya başladı… Esad altı ay içinde ekonomik ihtiyaçları karşılayamaz hale gelirse, daha büyük bir isyan hareketi karşısına çıkabilir” ifadesini kullandı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı