Gündem Haberleri

    Devrim Arabaları ikinci kez yolda

    Deniz Öner
    28.04.2009 - 11:37 | Son Güncelleme:

    Türk tiyatrosunun dev isimlerinin oyuncu kadrosunda yer aldığı Devrim Arabaları’nın yapım aşamasından beyaz perdeye kadar olan serüvenini Tolga Örnek’le konuştuk.

    Bir hikaye düşünün ki Türkiye açısında bir ilk olmasına karşın tarihe ‘benzini bitip yolda kalan araba olarak’ geçiyor. Türk Tarihi için kara kaplı defterin bir sayfasını oluşturduğu iddia edilen bu hikaye beyaz perdede “İmkansızı gerçekleştirmek için cesur yürekler gerekir” sloganıyla hayat buluyor. Devrim Arabaları filminin yönetmeni ise Atatürk, Hititler, Gelibolu belgeselleriyle tanıdığımız Tolga Örnek.

     

    İlk kez 24 Ekim'de vizyona giren ancak 'Mustafa' belgeseliyle çakıştığı için 150 bin kişi tarafından izlenen film, şansını bir defa daha deneyecek. Türkiye’nin ilk yerli otomobili 'Devrim'in nasıl üretildiğinin arkasındaki insani ve duygusal hikayeyi anlatan filmin yeni vizyon tarihi 1 Mayıs.

      

    Taner Birsel, Ali Düşenkalkar, Serhat Tutumluer, Halit Ergenç, Selçuk Yöntem, Altan Gördüm, Vahide Gördüm, Sait Genay, Uğur Polat, Onur Ünsal, Seçil Mutlu gibi Türk tiyatrosunun dev isimlerinin oyuncu kadrosunda yer aldığı Devrim Arabaları’nın yapım aşamasından beyaz perdeye kadar olan serüvenini Tolga Örnek’le konuştuk.

     

     

     

    Devrim Arabaları filminden kareler - Foto Galeri 

     

    Devrim Arabaları filminin fragmanı

     

     

     

    Türk ve Dünya çapında belgeselleriyle tanınan birisiniz ve ilk defa uzun metrajlı bir film ile izleyici karşısına çıkıyorsunuz. Devrim Arabaları filmini çekmeye ne zaman karar verdiniz? Karar verme süreci nasıl gerçekleşti?

     

    Ben 2004 yılında Aydın Engin'in kaleme aldığı bu konuyla ilgili bir yazı dizisini okudum. Daha önce Devrim Arabaları’nın hikayesini hiç bilmiyordum. Türkiye’ye has etkileyici, çok şaşırtıcı ve sinematik bir hikaye. Ayrıca bir ülkenin ilkleri; ilk üniversite, ilk hastane, ilk cumhurbaşkanı, ilk savaş, ilk barış veya ilk otomobili, o ülkenin tarihini oluşturuyor. Bu film de bizim hikayemiz. O yüzden çok fazla düşünmeden gerçekleştirme kararı aldım.

      

    Türkiye Tarihi açısından Devrim Arabaları'nın önemi nedir sizce?

     

    Aslında akıllarda olumsuz sonucuyla kalan bir hikaye. Biraz da basın bu duruma sebebiyet vermiş sanırım. Zaten biz olumlu işleri bile olumsuz hale getirmeyi çok seven bir toplumuz. Sanırım biraz da kendi başarımızdan ve başarıya iltifat etmekten korkuyoruz.

     

    Tarihi önemine gelince, filmdeki karakterlerin hepsi Atatürk döneminde okumuş, ‘Atatürk Eğitimi’ ile yetişmiş, bir kısmı yurt dışında eğitimlerine devam edip karışlığını vermek üzere ülkelerine dönmüş, o zamanın eğitiminin ne kadar da başarılı olduğunu gösteren insanlar. Aslında bir arabanın oluşmasından çok Atatürk dönemi zihniyetinin ne kadar doğru olduğunu göstermesi acısından çok önemli.

     

    Amerika’da sinema eğitimi aldığınızı biliyoruz fakat esas ihtisasınızın metalürji üzerine. Nereden geldi bu sinema aşkı? Film izleyen, filmlere meraklı bir aileden mi geliyorsunuz?

     

    Film sevgisi yoğun olan bir aile içinde yetişmedim ama ben filmlerle büyüdüm. İnanılmaz bir sinema saplantım ve tutkum vardı. Aklımda kalan anılarımın hemen hemen hepsinin içerisinde sinemayla ilgili bir anekdot vardır. Ya film izlerken ya film izlemeye giderken başıma bir şeyler gelmiştir. O yüzden sinema hayatımın bir parçası oldu. Ayrıca filmi sadece çekmeyi değil yapım aşamasını da film ile ilgili haberleriyle ilgilenmeyi de, posterlerini de broşürünü de, ufak oyuncaklarını da... her şeyini seviyorum.

     

    Hayatınızı etkileyen, sizin için kült bir film var mı? En sevdiğiniz yönetmen hangisi?

     

    En çok sevdiğim yönetmen Stanley Kubrick diyebilirim. Onun dışında film ayırt etmiyorum. Şu ülke sinemasını daha çok seviyorum demiyorum. Hangi film iyiyse, beni etkiliyorsa kimin çektiği ya da hangi ülkeden geldiği benim için pek de önemli değil.

     

    Filmin çekim aşaması nasıl geçti?

     

    Devrim Arabaları, senaryoya başlama aşamasından bitimine kadar tam 1 sene sürdü. Sadece çekimler ise 6.5 haftamızı aldı.

     

    Dönem filmi çekmenin zor olduğunu hep duyuyoruz. Gerçekten zorlandınız mı?

     

    Dönem filmini çekmek çok zor çünkü inanılmaz detay var dikkatle kontrol edilmesi, araştırılması gereken unsur var. Dönem filminde telefon, gazete bile o zaman a ait olmalı. Bunlar elimizde yeteri kadar olmadığı için tekrar üretilmesi gerekiyor ya da kiralanması. İstanbul sokaklarda kameranızla serbest bir şekilde dolaşıp görüntü alamıyorsunuz. Dönem filminin en zor olan kısmı bu.

     

    Filmin geçtiği atölyeyi Beykoz Kundura Fabrikası’na tekrar kurduk. Avantajımız fabrikanın 4 duvarının dokusu çok iyiydi ama içerisindeki hemen hemen tüm detayları sanat grubumuz tekrar yaptı. Çok ağır ve zor bir işti. Ama başardığımıza inanıyorum.

     

     

    KADROYU BİR ARAYA GETİRMEK ZOR OLDU DEMEYİ ÇOK İSTERDİM AMA OLMADI

     

     

    Türk tiyatrosunun dev oyuncularıyla hayat bulan filmin kadrosunu nasıl bir araya getirdiniz. Onların yönetmeni olmak nasıl bir duygu? Zorlukları oldu mu sizin için?

     

    Bu kadar iyi, bu kadar tecrübeli oyuncuyla çalıştığınız zaman aslında bir yönetmen olarak içerikle ilgili işiniz çok kolaylaşıyor. Çünkü siz büyük bir zenginlik içerisine herhangi bir şey söylüyorsun ama onlar bir anda, sana senin istediğinden farklı ve çok daha güzel alternatifler sunabiliyorlar. O yüzden çok şımartıldım diyebilirim. Hepsi iyi oyuncu, hepsi tiyatro kökenli ve kariyerleriyle ön planda olan oyuncular oldukları için birbirleriyle etkileşimleri de çok iyiydi. Hem set dışında hem set içerisinde etkileşimleri ve sıcaklıkları bence filme de yansıdı.

     

    Gerçekten kadroyu bir araya getirmek zor oldu demeyi çok isterdim ama olmadı. Biz en başta tanınan iki başrol oyuncu ile yola çıkmak istedik. Ama bir anda birinin oynadığını duyan bir diğer oyuncu da aramıza katılmak istedi. Bu açıdan çok şanslıydım. Zaten tüm oyuncular hikayeyi çok sevdi. Hepsi bu konunun anlatılması, işlenmesi gerektiğine çok inandılar ve birbirlerinin oynama ihtimallerini duyunca sanki herkesin oynaması diğerini rahatlattı. Ve bir anda bir baktık ki ortaya böyle bir kadro çıktı. Çok da büyük bir lüks ve zenginlikti hem film için hem de benim için.

     

    Araba merakınız var mı?

     

    Araba merakım hiç yok. Hatta kullanmam bile. Ehliyetim var ama Amerika’dan Türkiye’ye döndüğümden beri herhalde 3 defa araba kullandım. Artık kullanmadıkça da fobi haline geldi. Sadece acil bir durumda kullanabilirim diye düşünüyorum.

     

    Film, ikinci defa sinema salonlarında seyirciyle buluşacak. Daha önce vizyonda ne kadar kaldı hasılatı ne oldu?

     

    “Devrim Arabaları” ilk kez 24 Ekim 2008’de gösterime girdi ve vizyonda 6 hafta kaldı. 150 bin kişi tarafından izlendi. Ne yazık ki bizim umduğumuzdan altında bir izleyici sayısıydı. Bunun 2 katı kadar kişi tarafından izlenir diye bekliyorduk. Ama izleyenlerden çok iyi geri dönüşler aldık. Birbirlerine tavsiye etmeleri çok önemliydi bizim için. Film gösterimden kalktıktan sonra pek çok ödüle de aday oldu. Pek çok kişi filmin neden gösterimden kalktığını, tekrar vizyona girip girmeyeceğini sordu. Böyle bir ilgi gelince fazla düşünmeden filmi tekrar seyirciyle buluşturmaya karar verdik. Sinema salonlarından dağıtımcı kuruluşa kadar herkesten destek aldık. Aslında herkes bu filmin daha fazla izleyiciye ulaşmasını hak ettiğini düşünüyor ve bu durum bizi çok sevindiriyor.

     

    1 Mayıs’ta film tekrar gösterime girecek.Şimdiki beklentileriniz neler? Ne gibi değişiklikler yaptınız?

     

    Film tekrar 71 kopyayla gösterime giriyor. Filmin içeriği açısından hiçbir değişiklik yok ama filmin afişi değiştirdik. Bu sefer daha fazla ilgi ve beklenti var gibi hissediyorum. O yüzden en az ilki kadar izleneceğini düşünüyorum.

     

     

    Bir filmin ikinci defa vizyona girdiğinde ilkinin verdiği heyecanını kaybedeceğini düşünüyor musunuz?

     

    Evet o ilkinin heyecanı ve tılsımı uçabilir ama pek çok insan için “Devrim Arabaları” ilk defa vizyona giriyormuş gibi olacak ve o heyecanla izleyeceklerine inanıyorum. İzleyenler ise zaten tekrar izlemek istediklerini söylüyorlar.

      

     

    BU FİLMİ KADINLAR DA İZLEMELİ!

     

     

    Devrim Arabalı aslında otomobil sektörünü, Türkiye’nin 60’larını, ekonomik ve politik durumunu inceleyen bir film. Ama filmde çok duygusal, kadınsı unsurların da yer aldığı, içinde aşkın, arkadaşlığın hatta yer yer mizahın da yer aldığını görüyoruz. Peki siz “kadınlar bu filme gelmez” gibi bir endişeye kapıldınız mı?

     

    Bu filmden en çok kadınlar ve gençler etkileniyor. Çünkü bu bir insan, insanlık hikayesi. İnsanı yer yer güldüren, yer yer duygulandıran ama bittiğinde üzerinde derin, duygusal izler bırakan insanların hikayesi bu. O yüzden bu filmi kadınlar da çocuk ve gençler de izlemeli.

     

    Bu film ilişkilerle, dostlukla ilgili, bir başarının, azmin hikayesidir. Ayrıca hikayede kadının da yeri çok önemli. Mesela Vahide Gördüm'ün oynadığı Suna karakteri olmasa Taner Birsel’in canlandırdığı Gündüz karakterini tam olarak anlamamız mümkün değil.

     

    Film sonrası iki tane Devrim arabanız oldu. Sizin üretiminiz Devrim Arabaları şimdi nerede?

     

    Filmden sonra biri siyah biri de beyaz iki tane arabamız oldu. Şimdilik garajda muhafaza ediyoruz. Birini TEM stüdyolarına koyacağız orada sergilenecek. Diğeri ise Sanayi Bakanlığı’nın açacağı bir müzede sergilenecek.

     

    Eskişehir halkı senelerdir şehirlerinde sergilenmesine rağmen halkının filmden sonra Türkiye’nin ilk arabası Devrim’e olan ilgisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

     

    Çok enteresan gerçekten. 47 sene sonra değerini bilmek mi gerekiyor diye soruyor insan kendine. Ama yinede çok hayırlı bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Belki de unutulan bir değerimizi tekrar gün ışığına çıkarmış olduk. Keşke Türkiye'de her başarının değerini zamanında bilsek.

     

    Akademi 35Buçuk adında yeni oyunculuk okulu açtınız. Böyle bir hayaliniz var mıydı nasıl gerçekleşti?

     

    Aslında bu Altan ve Vahide Gördüm’ün bir hayaliydi. Biz filmden sonra kendileriyle dost olduk. Hatta haftada 3 akşam ailece görüştüğümüz dostlarımız oldu. Onların bu okul projeleri beni de çok heyecanlandırdı ve böyle bir işin içinde olmak istediğimi söyledim.

     

    Hem akademi hem oyunculuk hem de bir prodüksiyon merkezi olsun istedik. Daha doğrusu burayı bir sanat evi haline getirdik. Oyunculuk derslerinin yanı sıra seslendirme, spikerlik, diksiyon dersleri olacak. Bu okulun asıl felsefesi teoriyi pratiği etkin bir şekilde birleştirmek.

     

    Akademi 35Buçuk’daAltan Erkekli, Sungur Babacan, Altan - Vahide Gördüm gibi değerli oyuncular ders veriyor. Bunları da göz önünde bulundurduğumuz zaman öğrencilerimiz zengin tiyatro sinema ve televizyon tecrübeleri olan tiyatroculardan eğitim alabilme sansını yakalayacaklar. 25 Nisan’da eğitim hayatına başlayan bu okul filmden bize geriye kalan çok güzel bir armağan oldu.

     

     

    Bundan sonraki planınız nedir? Uzun metrajlı filmlere devam mı edeceksiniz?

     

    Kesinlikle uzun metrajlı filmlere devam edeceğim. Bundan önce hep oyuncularla çalışmak istedim. Ben oyuncu yönetmeyi çok seven bir yönetmenim ve ben uzun metrajında kalbinin oyuncular olduğunu düşünüyorum. Siz ne yaparsanız yapın ne kadar iyi kurgu veya senaryo yazarsanız yazın eğer oyuncular karakterleri ile inandırıcı değil ise bütün hikaye çöküyor. O nedenle oyuncularla keyifle çalışabileceğim özgürce hikayelerimi anlatabileceğim uzun metrajlı filmlere devam etmek istiyorum.                

     

    Sırada nasıl bir filmle karşımıza çıkacaksınız? Yine bir dönem filmi mi çekeceksiniz?

     

    Şimdi üzerinde çalıştığımız filmin çekimlerine Kasım’da başlayacağız. Bu sefer dönem filmi değil bugünü konu alan politik gerilim bir film olacak.

     

    Son olarak, insanlar neden “Devrim Arabaları”nı izlemeli?

     

    Kendilerindeki ve Türkiye’deki umudu keşfetmek için izlemeli. Hem kendileriyle gurur duymaları hem ülkeleriyle gurur duymaları, ülkelerindeki, kendilerindeki ve arkadaşlarındaki umudu keşfetmek için izlemeliler. Çünkü bu bir duygusal, başarı, dostluk, irade ve umut filmi.

     

     

            

     

    Meraklılarına bir not; filmi izledikten sonra dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in talimatıyla 1961 yılında o zamanki adıyla Eskişehir Demiryolu Fabrikası'nda imal edilen ve yaklaşık 10 yıldır TÜLOMSAŞ bahçesine sergilenen ilk Türk otomobili “Devrim”i ziyaret edebilirler.

    <ı> 

    <ı> 

    <ı> /images/100/0x0/55eb3e51f018fbb8f8b490d9

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı