Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Devr-i Özal’da da böyleydi

YILLAR önce de aynı utancı yaşamıştık. <br><br>1983 yılında Turgut Özal’ın liberal hükümeti iktidara gelmişti.

Medyanın büyük bölümü birdenbire Özal hayranı oluvermişti.

Yıllardan beri tanıdığımız, birlikte Babıâli’nin sıkıntılarını omuzladığımız arkadaşlarımızın pek çoğu Özalcı kesilmişti.

Her gün köşelerden başbakana övgüler düzülüyor, Özal için afili manşetler çekiliyordu.

Ekonomi harikaydı, Türkiye Özal’ın reformları sayesinde çağlar atlamıştı.

Başbakanın “Aklını kullan, köşeyi dön” tavsiyesine balıklama atlayan iktidar yandaşları ülkeyi bir güzel talan ettiler.

İlkelilik, dürüstlük, ahlak, değerlere bağlılık hepsi gözlerden uzak tutuldu.

Onlara göre Türkiye atılımlarıyla dünyanın yıldızı olmuştu.

Özal da dünya lideri...

İşte o günlerden birinde, gazetede yıllar içinde çizgisinde ciddi kırılmalar olan ünlü bir yazarla Özal’ın telefon konuşmasına tanık olmuştum.

Özal’a akla hayale gelmeyecek övgüler yağdırmıştı.

Konuşmasını da kendisinin ve çocuklarının saygılarını sunarak bitirmişti.  

O gün insanlara duyduğum saygı dağılıp paramparça olmuştu.

* * * 

Bugün bakıyorum da aynı yozlaşmanın içindeyiz.

Medyanın yine büyük bölümü bu kez AKP’nin peşinden sürükleniyor.

Bu sürüklenmeye bir de ülkeye ihanet demeyeyim ama büyük bir sevgisizlik eklendi.

Bugün, Özal’a düzülen övgülerin katmerlisi Başbakan Erdoğan’a yapılıyor.

Yine ekonomi harika.

Yine Türkiye uçuyor.

Yine insanlar mutlu.

Medya sayfalarının büyük bölümünde, köşelerde Tayyip Bey göklere çıkarılıyor.

Onun bir dünya lideri olduğu ilan ediliyor.

Gerçek bu mu? Şimdi biraz ona bakalım.

* * *

İç ve dış politikadaki endişe verici gelişme-leri bir başka yazıya bırakarak ekonomiye, De-nizli’de yaşanan drama odaklanmak istiyorum.

Krizin patladığı 2001’de tekstil merkezi olan Denizli’de 591 firma kapadı.

2008 ise 1690, 2009’un ilk 7 ayında 889 firma yok oldu.

On binlerce işçi işsiz kaldı.

Kentin en saygın işadamlarından biri olan Osman Nuri Sözkesen, güvenlik görevlisinin silahıyla yaşamına son verdi.

Onuru, iflas etmiş, borçlarını ödeyemez bir işadamı olarak yaşamasına izin vermedi.

Anadolu’nun sanayi çınarlarından biri olan Denizli Basma’nın kurucusu ve patronu Esat Sivri, fabrikasının kapısına kilit vurmak zorunda kaldı.

O gün işçileriyle veda yemeği yiyip yüreği yana yana “Paydos” dedi.

Esat Sivri’yi tanırım, dürüst, onurlu, ülkesini seven bir insandır.

Ama ülkedeki yanlış yönetim Esat Sivri’yi, Osman Nuri Sözkesen’i ve onlar gibi pek çok dürüst ve onurlu işadamını bitirdi.

AKP iktidarının, sermaye piyasasını kendine göre yeniden şekillendirme politikalarının daha pek çok işadamının başını yiyeceği de kesin.

Esat Sivri’nin CHP heyetine söyledikleri ne kadar hüzün verici.

Gözyaşlarını tutamayan saygın işadamı bakın ne diyor:

“Ben namusumdan battım. Alnım açık, utanmıyorum. Çünkü çalmadım çırpmadım. Her şeyime haciz geldi. Bana değil, memlekete yazık oluyor. Bu ülke, bu değerler bizim. Falan yere teşvik vermek için beni bitirmeye hakları yok. 37 yıl çalıştık, ürettik. Artık kavgalar bitsin, gerçek sorunlar konuşulsun.”

Bilmem iktidara övgüler yağdıranlar Esat Sivri’nin bu sözlerini anladılar mı?

“Anlasalar bile ne değişecek ki?” diyeceksiniz.

Yerden göğe kadar haklısınız.

 

X