Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Devlette çete itirafı

    Oya ARMUTÇU-Şaban SEVİNÇ/ANKARA
    17 Şubat 2005 - 01:55Son Güncelleme : 17 Şubat 2005 - 01:55

    İlk kez eski bir başbakan Yüce Divan önüne çıktı. TÜRKBANK ihalesiyle ilgili yargılanan Yılmaz, "Çetelerin devlet içinde bağlantıları vardı" dedi.
      Utanç duymuyorum

    Kamu çıkarlarını gözeterek, Türkbank ihalesini takip ettim. Amacım Türkbank’ın yanlış kişilerin eline geçmesini önlemekti. Bizzat ilgilendim, çünkü çetelerin devlet içinde bağlantıları var. Çakıcı’nın bant kaydı Emniyette aylarca saklandı. Neden saklandığını sorduğumda, ‘Unutulmuş’ denildi. Devletin elindeki bilgilere ulaşmak için özel kanalları kullanmak zorunda kaldım.

    ‘TÜRKBANK ihalesine fesat karıştırdığı’ iddiasıyla Yüce Divan’da yargılanan eski Başbakan Mesut Yılmaz, ihaleyi ‘kamu çıkarlarını gözeterek’ yakından takip ettiğini belirtip, ‘Amacım Türkbank’ın yanlış kişilerin eline geçmesini önlemekti. Çünkü çetelerin devlet içinde bağlantıları var’ dedi.

    Yılmaz, ‘600 milyon dolara varan kamu varlığının satışı, boyutu itibariyle Türkiye’de her zaman bir başbakanın ilgi alanı içerisine girer. Onun için konuyu yakından takip ettim. İhaleye fesat karıştırdığımı söylemek akla, vicdana hukuka aykırıdır’ dedi. Yılmaz, şunları söyledi:

    İSTİHBARAT NOTU GELDİ:

    Türkbank ihale süreci 1998 yılı Mayıs’ında başladığında Emniyet’ten istihbarat notları geldi. Organize suç örgütü lideri olan birinin Türkiye’de bazı kişileri telefonla aradığı ve ihalenin Korkmaz Yiğit’e verilmesi yönünde baskıda bulunduğu bildirildi.

    MALİ DENGELERİ ALTÜST OLURDU:

    Durumu Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner’e aktardım. Yiğit’e ön izin verilmemesini istedim. Ancak, aynı şahıs Bank Express’i devralmıştı ve Hazine Müsteşarlığı da bunu onaylamıştı. Böyle bir durumda bu şahsa ön izin vermemek suretiyle ihaleye girmekten men etmemiz halinde, mevcut bankasına bir hücum söz konusu olacaktı. Türkiye’deki mali dengeleri altüst edecekti.

    CİNDORUK’UN TAVSİYESİ:

    Yiğit
    çeşitli kanallardan benden randevu istedi. Ancak, randevu vermedim. Eski DTP Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk’un, görüşmemin faydalı olacağı sözü üzerine kendisini arayıp, randevu verdim. Yiğit ile Meclis’te 10 dakika görüştük. Görüşmede Cefi Kamhi de vardı. Yiğit görüşmede üç konuyu dile getirdi. Kendisinin suç örgütü lideri olan kişiyle teması olmadığını söyledi. Bu bilgilerin kendisini saf dışı etmeye yönelik olduğunu anlattı. İhalenin, başka bir gruba verilmesi yönünde söylemler olduğunu ifade etti. Yiğit, banka için yeterli mali kaynağı olduğunu belirtti. Gelişmeler gösterdi ki bu üç husus da doğru değildir.

    MİT’E SORDUM:

    MİT Müsteşarı ile görüşmemde de Çakıcı ile Yiğit arasında olduğu söylenen ilişkinini bilgisini istedim. Böyle bir çalışmanın olmadığı söyledi.

    EMNİYET’İ SIKIŞTIRDIM:

    5 Ekim 1998’de Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit ile toplantıda, ihalenin durdurulması konusunda TMSF’ye yazı yazılmasını kararlaştırdık. Üç gün sonra bir basın mensubundan ilk defa Yiğit-Çakıcı arasındaki kasetin varlığını öğrendim. Emniyeti sıkıştırınca kasetin deşifre metnini gönderdiler.

    KASETİ BENDEN SAKLADILAR:

    Emniyet’in istihbarat notları delil niteliği yoktur. Bu nedenle ihalenin iptali yoluna gidilmedi. Başbakan olarak somut delil ararken, Çakıcı-Yiğit arasında 21 Mayıs 1998’de yapılan telefon konuşması benden ve mahkemeden aylarca saklanmıştır.

    KASET UNUTULMUŞ:

    Ses kaydının medyaya sızıp ortaya çıkmasından sonra Emniyet yetkililerine sorduğumda, ‘İhmal kasıt yok, rafta unutulmuş’ yanıtını verdiler. Bu bant dönemin Emniyet Genel Müdürü Sayın Bilican’dan da saklandı.

    KOMPLOYA MALZEME YAPILDI:

    Bu kaset bize değil ama Fikri Sağlar’a verilmiştir. O da kaseti açıklamıştır. Bu delil gizlenerek, komploya malzeme yapılmıştır.

    ÜLKE GERÇEKLERİNE UYMAZ:

    İhaleye bu kadar ilgilenmem ve emir ve talimat vermek yerine benim bu işe müdahalem kamunun hakkıyla ilgidir.

    ÇETE LİDERLERİ YAKALANDI:

    Özellikle başbakanlık olarak sağladığımız özel imkanlar sayesinde 1-2 ay içinde o tarihe kadar yurtdışında bulunan bütün çete liderlerinin teker teker yakalanarak Türkiye’ye getirilmiştir.

    KARIŞMASAYDIM DAVA OLMAZDI:

    Bu işe müdahalem kamunun hakkını koruma noktasında olmuştur. İhaleye mafya bulaşmışsa ve 500 milyon doların altında satılırsa, ihaleyi onaylamayacağımı söyledim. İhale 500 milyon dolarla sonuçlandı. Başbakan olarak o olayda sorumluluğum yok, müdahalem olmadı, yetki aşımı ve kanuna aykırılık yok. Hiç karışmasaydım bu dava olmazdı, o zaman da sorumluluğumun gereğini yapmamış olurdum.

    BAŞIM DERDE GİRMEZDİ:

    Çetelerin bu işe girdiğini öğrendiğimde yetkimi kullandım, kullanmasaydım, başım derde girmez ama olaylar da aydınlığa çıkmazdı.

    Komisyon dedektif bürosu gibiydi

    YILMAZ’ın avukatı Uğur Alacakaptan, gazetecilerin yoğun ilgisi nedeniyle sıcaktan gözlüklerinin camı buğulanınca, ‘Göremiyorum’ diye memnuniyetsizliğini dile getirdi.

    Alacakaptan, TBMM Araştırma ve Soruşturma Komisyonu’na ağır eleştiriler yöneltti. Araştırma Komisyonu’nu ‘dedektiflik bürosu’ gibi çalışmakla suçlayan Alacakaptan, soruşturmanın, siyasi rant sağlamaya dönük ve hukuka aykırı yapıldığını öne sürdü. Alacakaptan, ‘50 yıllık hukukçuyum, hayatımda böyle bir şey görmedim, duymadım. Bu, tamamı siyasi amaçla yapılan işlemlerle huzurunuzu işgal etmekten başka bir şey değil’ dedi.

    İlk itiraza kıl payı ret

    YÜCE Divan, davanın reddine ilişkin talebi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok’un da görüşü doğrultusunda, kılpayı reddetti. Avukatlarının Yılmaz’ın aynı iddiayla daha önce Yüce Divan’a sevk kararını TBMM’nin reddettiği, bu kararın ‘kesin hüküm’ gibi değerlendirilerek, davanın da reddedilmesine ilişkin itirazı 5’e karşı 6 oyla reddedildi.

    Öğretim üyesiyim

    YILMAZ, duruşma salonunda rahat tavrıyla dikkat çekti. Kimlik tespiti sırasında, Yılmaz mesleğinin sorulması üzerine, ‘Almanya’da Ruhr Üniversitesi’nde öğretim üyesi’ yanıtını verdi.

    Duruşma 24 Mart’ta

    YÜCE Divan, 8 kişinin tanık olarak dinlenilmesi kararıyla davayı 24 Mart’a erteledi. Yüce Divan Başkanı Mustafa Bumin, Celal Balaban, Aydın Esen, Yener Dinçmen, Adnan Yaylacı, Osman Tunaboylu, Kutlu Aktaş, Sema Erdem ve İbrahim Oktay’ın tanıklığı için davetiye çıkarılacağını açıkladı. Bumin ayrıca Korkmaz Yiğit hakkında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın tutanakları, Çakıcı hakkında ‘çete oluşturmak ve ihaleye fesat karıştırmaktan’ yürütülen soruşturma dosyasının istenmesine karar verildiğini bildirdi.

    Kimyam bozulmadı

    MESUT Yılmaz, duruşma arasında bir gazetecinin ‘Son dönemde vücut kimyası sık sık gündeme geliyor. Bu gelişmeler sizin de kimyanızı bozdu mu?’ sorusu üzerine, ‘Hayatım boyunca benim kimyam hiç bozulmadı’ yanıtını verdi. Yılmaz savunmasına başlamadan önce kendisinin Türkiye Cumhuriyeti devletinin Yüce Divan’da yargılanacak ilk eski Başbakanı olduğuna da vurgu yaparak, davanın esasına geçilmesine karar verilmesinden gerçeklerin ortaya çıkması adına büyük memnuniyet duyduğunu da söyledi.

    Aile desteği

    MESUT Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz ve kardeşi Turgut duruşmayı izlemek için mahkeme salonuna geldi. Berna Hanım, Güneş Taner’in eşi Beyza Taner’le konuşmadı. Duruşmaya ara verildiği sırada Berna Hanım aşırı kalabalıktan ezilme tehlikesi geçirdi.

    ANAP’lı kadınlar alkışla karşıladı

    YILMAZLAR’ı Anayasa Mahkemesi’ne gelirken, bina girişi ile bina karşısında bekleyen yaklaşık 60-70 kadar ANAP’lı alkışlarla karşıladı. Bazı ANAP’lılar Yılmaz’a, ‘Başbakanım bizim alnımız ak’ diye bağırdılar. Çok sayıda ANAP’lı eski bakan ve milletvekili de Berna Yılmaz ve Turgut Yılmaz’la birlikte duruşmayı izleyerek, mahkeme salonunda Yılmaz’ı yalnız bırakmadı. Galatasaray Eski yöneticisi Abdürrahim Albayrak da duruşmayı izledi. Duruşmayı izleyen bazı ANAP’lılar şunlar: ANAP Genel Başkanvekili Halil İbrahim Özsoy, Yaşar Dedelek, Eyüp Aşık, Burhan Kara, Cengiz Altınkaya, Salih Yıldırım, Rüştü Kazım Yücelen, Ahmet Kabil, Şadan Tuzcu, Cavit Kavak, Ahmet Neidim, Yusuf Namoğlu, Nejat Arseven, Erkan Kemaloğlu, Sühan Özkan.

    Yılmaz ve Taner’in arası açık

    1998’deki Türkbank skandalı nedeniyle Yüce Divan’da dün başlayan yargılama, eski Başbakan Mesut Yılmaz ile eski Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner’in zoraki barışmasını sağladı. Bir süredir dargın oldukları bilinen Yılmaz ve Taner’in dünkü duruşmadan bir gece önce avukatlarının talebi üzerine Ankara Sheraton Oteli’nde duruşma için hazırlık toplantısı yaptıkları öğrenildi. Ancak bu zoraki barışa rağmen ikili arasındaki soğukluk, dün Anayasa Mahkemesi koridorlarında da hissedildi. Yılmaz ve Taner eşleriyle ayrı köşelerde oturup duruşma saatini beklerken birbirleriyle hiç selamlaşmadılar. Taner duruşma salonuna kendisinden önce girerek sanık sandalyesine oturan Yılmaz’ın yanına gidip soğuk bir şekilde tokalaştı ve ardından da kendisi için ayrılan sanık sandalyesine oturdu.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı