Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Devletin ‘‘mütedeyyin’’ vatandaşla bir derdi yok

Tufan TÜRENÇ

Bazı politikacılar, kapatılan Refah Partisi'nin tabanına akıllarınca göz kırpıyorlar:

‘‘Mütedeyyin (dine inanan) insanlarımız rencide edilmemeli. Samimi inanç sahibi olanların örtünmelerine kimse müdahale etmemeli.’’

Bu politikacılar devletin mütedeyyin insanlarla bir alıp veremediği olmadığını bilmiyorlar mı ki bu tip nutuklar atıyorlar.

Devlet, başını örten, hatta çarşaf giyen samimi inanç sahiplerine ne zaman karışmış, onlara ne zaman engel olmuş ki?

Devlet namazında, niyazında olan, orucunu tutan, dinine bağlı insanlarla ne zaman uğraşmış ki?

Son MGK bildirisinde de, bu duyarlı konu açık seçik vurgulanmıyor mu?

Türkiye'de yüz bine yakın cami var. Bunun suyunu akıtan, elektriğini yakan, bakımını üstlenen kim?

İmamını, müezzinini atayan, onlara maaş veren kim?

Devlet değil mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı dev kadrosuyla gece gündüz, mütedeyyin vatandaşları mutlu etmek için çalışmıyor mu?

İslamiyet en güzel, en eksiksiz Türkiye'de yaşanmıyor mu?

O zaman bu nutukların samimiyetle, dürüstlükle en ufak bir ilgisi var mı?

* * *

Devlet her dönemde mütedeyyin vatandaşının üzerine titremiştir.

Ama aynı devlet bugün din tüccarlığı yapan, laik, demokratik cumhuriyeti yıkmak için çalışan irtica yanlılarıyla da amansız bir savaşa girmiştir.

Devlet bunu yapmakta yerden göğe kadar haklıdır, geç bile kalmıştır.

Çünkü kendilerini akıllı zanneden çağ dışı kafalı bir sürü adam demokrasiyi kullanarak demokrasiyi yıkmayı hedefliyorlar.

Ne yazık bunlar kendilerine en büyük desteği, bazı uçuk kafalılarla kuzu postuna bürünmüş kurtlardan alıyorlar.

Şevki Yılmaz ve onun kafasında olanların demokratlıkla ne alakası var?

Ya cami önlerinde, ellerindeki kuranları saygısızca güvenlik güçlerine, yani devlete doğru sallayıp tekbir getirenler?

Onlar da mı demokrat?

Bu çağdışı din tüccarları mı Türkiye'yi 21. yüzyıla taşıyacak?

Bunların tek amacı var; demokrasiyi kullanarak Türkiye'deki laik, demokratik cumhuriyeti yıkıp yerine bir İslam cumhuriyeti kurmak.

Ama bazı kafalar hâlâ bunu görmüyorlar. Ya da göremeyecek kadar körleşmişler.

* * *

Devlet bugüne kadar devletliğini göstermedi.

Laik, demokratik cumhuriyetin yasalarını ödün vermeden uygulayamadı.

Siyasi partiler oy yitirme korkusuyla devletin temeline dinamit koymak için çalışanlara hep göz yumdu.

Ama artık deniz bitti. Sorun çok ciddi boyutlardadır.

İrtica yanlıları bundan sonra demokrasi postuna bürünerek demokrasinin temeline dinamit koyamayacaklar.

İrtica ile savaşım artık devletin en önemli politikası oldu.

Bundan sonra hiçbir iktidar oy uğruna gerici güçlere hoşgörü gösteremez.

Devleti koruyan yasalar artık eksiksiz uygulanacaktır.

Bu savaşımda artık herkes elini taşın altına koymak zorundadır.

Laik, demokratik cumhuriyete sahip çıkmak lafla, slogan atmakla olmuyor.

NOT: Cumartesi günkü yazımda Gülay Aslıtürk'ün Şişli Belediye başkanlığını Mustafa Sarıgül'ün sol oyları bölmesi nedeniyle kazandığını yazmıştım. Burada anlatmak istediğim, sol oyların iki güçlü aday Fatma Girik ile Mustafa Sarıgül arasında bölünmesi nedeniyle Aslıtürk'ün aradan sıyrıldığıydı. O seçimde sıralama şöyle olmuştu: ANAP adayı Gülay Aslıtürk, DSP adayı Mustafa Sarıgül ve CHP adayı Fatma Girik.













X