Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Devleti göreve çağırıyorum

<B>TÜRK </B>Tarih Kurumu Başkanı <B>Yusuf Halaçoğlu </B>tutturmuş, <B>‘Latife Hanım arşivini ille de açıklayacağım’ </B>diyor. Dünkü <B>Milliyet</B>’te yer alan sözleri ilginç! Hem de <B>yarın </B>açıklayacağını söylüyor! Aynı sözleri daha önce İslamcı basına söylemişti. Bu ne acele, neyin acelesi! Belli ki arşivi okumuş.

Şimdi size bundan 27 yıl önce bu konuda alınan mahkeme kararını açıklıyorum. Arşivde yüzlerce belge var. Bunların geniş bir dökümünü yan sayfada göreceksiniz.

‘Dosya No. 976/299. Verilen karar gereğince belli gün ve saatte tesbit isteyen vekili ile birlikte ben hakim Fethi Erdem (öteki isimler sayılıyor) ve Bilirkişi Ord. Prof. Reşat Kaynar’la birlikte kasanın bulunduğu bankaya gelindi. Hazırlanmış odaya girildi. Anahtar ile kasa açıldı. Torbalar içindeki belgeler masa üzerine getirilip tetkike başlandı.

(Bu bölümde belgeler tek tek sıralanıyor. 105 başlık altında yaklaşık 200 belge var. Notlar, mektuplar, telgraflar, şifreli mektuplar...)

Gereği düşünüldü. İncelemesi yapılan belgeler iple bağlandı. Mahkeme mühürü ile mühürlendi ve diğerleriyle birlikte kasaya konuldu. Öteki incelenemeyenler beyaz torba içerisine eskisi gibi konuldu, mühürlendi, tümü birlikte kasasına konuldu ve kasa anahtarı başkatibe teslim edilmek üzere zabıt katibine verildi. Tarafların ittifakı ile diğer son incelemenin 8 Şubat 1977 Salı günü yapılmasına karar verildi. 12 Ocak 1977. (Ziraat Bankası Harbiye Şubesi’nde yapılan işlemin bu bölümünde hakim, mahkeme görevlileri, Latife Hanım’ın mirasçıları ile avukatlarının ve banka görevlilerinin imzaları var.)

* * *

İkinci inceleme yine aynı kadroyla, bu kez Osmanlı Bankası kasasında yapılıyor.

‘Banka Müdürlüğü’nün daha önce tebliğ edilen yazımız gereğince üst katta özel yerde uygun bir odanın tahsis edildiği görülmekle, kasa mevcuduyla birlikte bu yere getirilip incelemeye başlandı.

Tarih Kurumu’nu ilgilendiren belgelerin ve Kurumu ilgilendirip de hatıra niteliğindeki yazı ve belgelerin ayrılması istendi.

(Bu bölümde 115 başlık altında 200’ü aşkın belge sıralanıyor.)

‘Gereği düşünüldü. Bilirkişi tarafından tarihi belge olarak isimlendirilen belgeler beş ayrı küçük paket yapılıp sicimle bağlandıktan sonra banka tarafından verilen torba içerisine beşi dahil konuldu ve ağzı mahkeme mühürü ile mühürlendi... Kasa kilitlendi ve mühürlendi. 32 numaralı kasanın anahtarı Başkatibe teslim edilmek üzere Zabıt Katibine verildi ve tutanak imza altına alındı. İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi. 19 Nisan 1977.’

(Belgenin altında yine hakim, avukatlar, mirasçılar ve görevlilerin isim ve imzaları var.)

* * *

Bu arşiv daha sonra Türk Tarih Kurumu tarafından isteniyor ve aynen oraya veriliyor. Belgeler mühürlü! İyi de, şimdiki Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu bunları nasıl, hangi sıfatla okumuş? Yoksa mühürler sökülmüş mü? Bunları açıklamak için niye bu kadar çaba harcıyor?

Mahkeme kararında yüzlerce belgenin yanında ne olduğuna ilişkin başlıklar var. Bazıları dikkatimi çekti:

‘Bir defter halinde 172 sayfalık Latife Hanım’ın Arap harfleriyle yazılmış roman stilinde bir eseri. Kendi el yazısıyla.

Latife Hanım’ın not defteri.

Mustafa Kemal Paşa’nın Latife Hanım’a gönderdiği aşk mektupları.

Boşandıktan sonra Mustafa Kemal Paşa’ya mektubu. Zarfın üzerinde göndermekten vazgeçtiği yazılıdır.

28 sayfalık eski Türkçe ve Fransızca yazdığı not defteri.

Çok sayıda böyle ‘özel’ notlar.

Bir gece notu.

Kadınlık yaşamını anlattığı notlar...

Ve daha niceleri.

Belgeler arasında açıklanması hiçbir sakınca yaratmayacak olanlar elbette ki var. Ancak, özel yaşam belgeleri de olduğu anlaşılıyor. İşte birileri, bu özel yaşam belgelerini aportta bekliyor. Bunlar yakın gelecekte Atatürk’ü boşandığı eşinin kaleminden yıpratmak için kullanılacak. Özellikle İslamcı medya bunların peşinde. Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu bunları bilmiyor mu?

Endişem şudur: Ne kadar ayıklanırsa ayıklansın, kime teslim edilirse edilsin, ‘özel yaşamı’ kapsayan belgeler günün birinde haraç mezat ortalığa düşecek, medya pazarında satışa sunulacak.

Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, devletin öteki kurumları nerede? Bu konu Türk Tarih Kurumu Başkanı olan şahsın yetkisinde midir? Mühürlü belgeleri nasıl okumuştur ve kimin adına böyle bir kararı tek başına vermektedir?

Devlet nerede?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI