Devlete borcunuzu ödeyin mesleği yeniden yıkayalım

Hürriyet Haber
24.10.2003 - 01:54 | Son Güncelleme:

Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, dün 60 kadar medya mensubunun katıldığı basın toplantısında, ‘‘Bizim sektörü kötü bataklığın içine düşürdüler. Sektörümüz Haliç'in eski haline döndü. Medyayı taarruz aracı yaptılar’’ dedi. Doğan, ‘‘Borcunuzu ödeyin, gelin mesleği yıkayalım’’ çağrısı yaptı.

Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, ‘‘Türk medyası o kadar kötü bir bataklığın içine girdi ki, bazı yayın kuruluşları ellerindekileri taaruz aracı olarak kullanıyorlar’’ dedi. Doğan, ‘‘Gitsinler devlete borçlarını ödesinler, mesleği yeniden yıkayalım’’ çağrısında bulundu. Düoğan, son zamanlarda kendisine yönelik yayınlar üzerine Doğan Holding'de kendisine yöneltilen bütün soruları tek tek yanıtladı.

Aydın Doğan, kameraların önüne çıkmak istemeyen diğer medya patronlarıyla da istedikleri zaman Gazeteciler Cemiyeti'nde biraraya gelip tartışmaya hazır olduğunu söyledi.

ÇAMURA BATMIŞ İNSANLAR

‘‘Çamura batmış bu insanların sıçrattığı pislikler benim de üstümü başımı kirletmeye beni de rahatsız etmeye başladı’’ diyen Aydın Doğan, ‘‘Bizim sektörümüz Haliç'in eski haline dönmüşse, ben de oradaki büyük balıksam orada kendimi korumaya çalışıyorum’’ dedi. Sıçratmalardan yara aldığını söyleyen Aydın Doğan, şöyle konuştu:

‘‘Türk medyası o kadar kötü bir bataklığın, o kadar kötü bir pisliğin içine girdi ki, marka vermek istemiyorum, ama hepsi ellerindeki yayın kuruluşlarını birer taarruz aracı olarak kullanmaya başladılar. Şu anda Türkiye'de yapılan bu. Bizi sana benzetemiyoruz Aydın Doğan, seni çekerek bize benzeteceğiz' diyorlar. Çamura batmış bu insanların sıçrattığı pislikler benim de üstümü başımı kirletmeye beni de rahatsız etmeye başladı. Okumuyorum, bakmıyorum.’’

MEDYA BİRİNCİ İŞİMİZ

Medyadan para kazanan biri olarak bu yaşananlara çok üzüldüğünü belirten Aydın Doğan, ‘‘Ben medyadan para kazanıyorum. Bütün ailem ve çocuklarım medyada çalışıyor. Medyayı birinci işimiz görüyoruz, bunun geleceğine kendimizi adadık’’ dedi. Doğan, şöyle devam etti:

‘‘Medyada elimde bulunsun yarın lazım olur, yarın benim üzerime gelirlerse onlara şantaj yaparım. Birkaç gazeteciyi de kiralarım, ondan sonra Aydın Doğan mı haber yapıyor, ben de ona yazarım. Mesleğimiz kirlendi. Hepimizin paçalarından tuttular pisliğin içine çekmeye çalışıyorlar. Ben o pisliğin içine girmemek için gayret sarfediyorum. Ama o sıçratmalardan ben de maalesef yara alıyorum. Ama ben başımı yastığa koyunca rahat uyuyorum. Alnımdan kara sinek geçmedi.’’

Uzan, ‘Motorola işini yazmayın’ demeye geldi

Aydın Doğan, Cem Uzan ile ilgili bir soru üzerine de şunları söyledi:

‘‘Cem Uzan iki yıl evvel Bodrum'daki evime geldi 2 saate konuştuk. Cem Uzan'ın asıl Motorola ile ilgili haberleri yapmamamızı istedi. Biz de bu haberleri dünya basını yapıyor, biz yapmazsak görevimizi yapmamış oluruz dedik. Yalan, çarpıtıcı, kasdi bir haber olmayacağı garantisini verdik. Sonra dağıtım şirketimizin bir kısmını satmamızı istedi, satabiliriz dedik. Ama ikisini karıştırmamasını söyledik. O da bunları cebindeki teybe kaydetmiş. Motorola haberlerini yapma, 50 milyon dolar vereyim demeye kadar götürüyor, ama adamlar herseyi bitirmiş artık, gangester.’’

Demir Halk’a bakan olmadı, biz aldık kıymete bindi

Demir Halk Bank'ın BDDK'dan ucuza alındığı yolundaki iddiaları da yanıtlayan Aydın Doğan, şunları söyledi: ‘‘HSBC, Demirbank'ı alırken Demir Halk'ı pahalı bulup bıraktı. BDDK bunu ayırıyor, 5-6 ay satışta kalıyor kimse almıyor. Demir Halk Bank'ı biz ucuza almadık. Demir Halk, BDDK'nın elinde 5-6 ay askıda kaldı, kimse almadı. Biz alınca kıymete bindi. Kör öldü badem gözlü oldu. Burada biz kár edip, kamu zarar ettiyse, ben aldığım fiyata vermeye razıyım. Bu sözümü taahhüt olarak kabul edin. Tabii üç yıllık banka faizlerini katarak, isteyen varsa, Demir Halk'ı aldığım fiyattan satmayı, kim talipse vermeyi taahhüt ediyorum.’’

Yolsuzlukla savaştım garip şekilde suçlandım

Aydın Doğan, dün basın mensuplarının sorularını yanıtlamaya başlamadan önce yaptığı konuşmada, 2001 yılında yaşanan krizin Türk halkını tepeden tırnağa olumsuz etkilediğini, krizin ana nedeninin bankacılık sektörünün olduğunu hatırlattı. ‘‘Kriz basın sektörünü de olumsuz etkiledi. Maalesef batan bankaların yarısına yakının elinde medya vardı’’ diyen Aydın Doğan, şunları söyledi:

‘‘Medya kuruluşlarının bankalarından usulsüz olarak kullandıkları paraları ve yolsuzlukları haber yaptığımızda, olaya bir medya savaşı görünümü vermeye girdiler. Devletten mal kaçırmalar, bir gecede ismi değiştirilen şirketler, kurumlara değil şirketlere sağlanan ayrıcalıklar ve bunların yarattığı zararlar. İşte ben bu haksızlıklara ve yolsuzluklara karşı çıktığım için kendimi garip bir suçlama mekanizması içerisinde buluyorum. Haksızlıklarla ve yolsuzluklarla mücadele etmeye kararlı olduğum için bazı çevrelerin sürekli olarak karalamalarına muhatap oluyorum. Elinde medya gücü olmayan kişilerin yaptığı yolsuzluklara karşı çıktığımız zaman alkışlanıyoruz. Ama elinde medya gücü olan ve yolsuzluk yapan kişilerle mücadele ettiğimiz zaman da buna ‘medya savaşı' deniyor.’’

HORTUMCUYU AYIRIN

Aydın Doğan, ‘‘medya sektörü, maalesef gazete ve televizyonlarını ellerindeki öteki işlerin taarruz birliği ve savunma kalkanı olarak kullanan bir işadamı türünün istilası altında. Bu olayın içine girdiğinizde karşımıza cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve usulsüzlükleri çıkıyor’’ dedi.

Doğan, devleti hortumlayanlarla, devleti bir kazanç kapısı olarak görenlerle, medyayı halk adına kullanma çabası içinde olanlar, birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti. Doğan, ‘‘Namuslu ile namussuz, iyi ile kötü arasındaki fark, ancak mesleğini korkusuz, tarafsız, dürüst ve araştırmacı olarak yapan siz değerli arkadaşlarım tarafından halka gösterilebilir’’ dedi.

‘Tekel’ değil, en çok satan grubuz

Aydın Doğan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in medyada tekelleşmeye ilişkin görüşlerinin anımsatılması üzerine, Türkiye'de medya tekeli bulunmadığını savunarak, ‘‘Sayın Cumhurbaşkanı medyada tekelleşme konusunda maalesef peşin hükümlü. Türkiye'de medya tekeli varsa o da Çukurova Grubu'dur’’ dedi.

Aydın Doğan, medyada tekelleşme olduğu yolundaki iddialara ilişkin soruları da şu sözlerle yanıtladı: ‘‘Tekel deyince sadece yazılı basın kastediliyor. Türkiye'de 4 milyon 350 bin gazete satılıyor, bunun 1 milyan 750 bini benim grubumdaki gazetelerden oluşuyor. Tekel var diye peşin hükümle olmamak gerek. Benim gazetelerim çok satıyor.’’

Diğer gazetelere ticari amaçlı destek veriyorum

Aydın Doğan, Ilıcaklar'ın Tercümanı, Vatan ve Yarın gazetesini şahsi hesabından mı şirket hesabından mı desteklediğine ilişkin bir soru üzerine de, ‘‘Şahsi hesabımdan değil. Verdiğimiz destek ticari bir destek. Dağıtımını bizim grup yaptığı için bayilerimiz bu dağıtımdan daha çok menfaat salıyor. Baskısını yaparak boş kapasitemi kullanıyorum. Ticari bir anlaşmadır, baskı yapıyoruz, dağıtıyoruz, belli oranda kredi yapıyoruz, yaşamları için destekliyoruz. Kimseyi sübvanse etmiyoruz. Biz devlet değiliz. Yeni makinalar getiriyoruz, kapasitemiz boş olursa başka gelenleri de basarız’’ diye konuştu.

Siyasetçi değil gazete sahibiyim

Aydın Doğan, siyasi konularda kendisine yöneltilen sorular üzerine de, ‘‘Ben siyasetçi değilim, ben gazete sahibiyim. Biz yayıncılık yapıyoruz. Siyaseti yönlendirmiyoruz. Siyaseti şuraya buraya götürme misyonumuz yok’’ dedi. Doğan, AKP ile ilişkilere yönelik sorular üzerine de, ‘‘Ne AKP'nin politikalarını belirlemeye soyunduk, ne de bütün faaliyetlerini onaylıyoruz. Özgür basın yoksa demokrasi olmaz. Ülkeyi iyi yönetenlerin, halkın yanında. Kötü yönetenlerin her zaman karşısındayız’’ diye konuştu.

Bugünkü aklım olsaydı bankacılığa girmezdim

‘‘Bugünkü aklım olsaydı bankacılığa girmezdim’’ diyen Aydın Doğan, bankacılığa ilişkin sorular üzerine de şunları söyledi:

‘‘Bankam Türkiye'de ratingi en yüksek üç bankadan birisi. Ama benim çocuklarım bankacılık yapmak istemiyor. Ben de yılda bir yemeğe gidiyorum. Niye aldınız derseniz, artık dünyada medya kuruluşları büyük sanayi kuruluşları haline geldi. Ama bugünkü aklım olsaydı bankacılığa girmezdim.

Bilgin bana olan borcunu ödemedi

Aydın Doğan, Sabah grubundan alacağına ilişkin olarak yöneltilen bir soru üzerine, ‘‘Dinç Bilgin hapisteyken, 36 milyon dolara yakın finanse ettim Sabah'ı. Satıştan alıyordum, bizden ayrıldıkları dönemde 6-7 milyon dolar borçları kalmıştı. Onu taksite bağlamıstık, sonra ödeyeceğiz dediler. Ödemediler, mahkeme hálá devam ediyor’’ yanıtını verdi.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı