Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Devlet komplosu

Emin ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, Oya Armutçu'nun bugünkü Hürriyet'te yer alan haberi, bir ibret belgesi. Devlet eliyle atılan iftira ve çamurun somut göstergesi.

Alevi kökenli ve şimdi Yargıtay üyesi olan Yusuf Kenan Doğan, CHP'li Adalet Bakanı Seyfi Oktay tarafından müsteşar yapılmıştı. Bakanlığa daha sonra gelen Mehmet Ağar, Doğan'ı görevden alıyor. Doğan, Danıştay'da dava açıyor. Görevden alma işleminde hukuka uygunluk ve kamu yararı olmadığını belirten Danıştay, bu işlemi durduruyor.

Bakanlık, bu görevden almaya kılıf hazırlamak amacıyla, Yusuf Kenan Doğan hakkında bir rapor hazırlamaya başlıyor! Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu, bakanlıkta ve Doğan'ın bir süre kaldığı Hakimevi'nde görevli personelin ifadelerine başvuruyor. Temizlikçiler dahil 70 dolayında bayan personelin ifadeleri aynı:

‘‘Yusuf Kenan Doğan bana cinsel tacizde bulundu, şöyle yaptı, böyle yaptı...’’

Rapor Mehmet Ağar ve Şevket Kazan döneminde hazırlanıyor, hazırlayanlar Şevket tarafından terfi ettiriliyor, Sungurlu döneminde ise Danıştay'a gönderiliyor ki, Doğan aleyhine bir karar verilsin!.. Danıştay bu raporu ‘‘ciddiyetsiz’’ bulup reddediyor ve bakanlığa iade ediyor.

Aynı dosya Yargıtay'a gönderiliyor ki, Doğan yargılansın!.. Çünkü kendisi halen Yargıtay üyesi. Yargıtay da aynı gerekçeyle iade ediyor.

Adalet Bakanlığı'nın düştüğü durumu düşünün!

Yüksek yargı organlarından sonuç çıkmayınca, ‘‘düzmece’’ rapor bu kez şeriatçı basına sızdırılıyor. Şeriatçı basın bu konuya balıklama atlıyor ve manşetten günlerce veriyor. Sonra bir başka gazete aynı iddiaları yine manşetten yayınlıyor.

***

Sevgili okuyucularım, Adalet Bakanlığı tarafından yüksek yargıya gönderilen bu raporun içinde başka kişilerle ilgili iğrenç iddialar da var. Bunları burada yazmaktan utanç duyarım. Bunlar, çok saygın kişiler arasında yaşandığı iddia edilen aşk ilişkileri! İsimleri vermiyorum. Amaç onları siyasi yönden yıpratmak. Nedenini ve ‘‘siyasal ayrıntılarını’’ da burada veremiyorum.

Adalet Bakanlığı gibi bir kuruluşun raporunda bu gibi iddia ve dedikodulara yer verilmesi, tam anlamıyla rezalettir.

Amaç neydi? Bu kuruluşa atanmış olan Alevi kökenli müsteşar, görevden alınmalıydı. Bunu sağlamak için tezgâh kurulmalı, gariban ve hiçbir güvencesi olmayan bayan personelin cinsel taciz konusunda ‘‘itirafları’’ alınmalıydı.

Kısa bir süre bu amaca ulaştılar. Basın, bu raporu günlerce yayınladı. Yusuf Kenan Doğan hiç yanıt vermedi. Ama bu inanılmaz tezgâhı da, haftalarca uğraşıp açığa çıkardı.

Şimdi işin devamını izleyin.

***

Şerefiyle, onuruyla günlerce oynanan, gerçek anlamda işkence çektirilen ve devlet eliyle komploya kurban edilen Yusuf Kenan Doğan'a o raporda isimleri geçen bayanlar geldiler. Tam 75 kişi, müfettişler tarafından alınan ifadelerini işten atılma tehdidiyle verdiklerini belirtip noter önünde gerçekleri el yazılarıyla açıkladılar.

‘‘Ortada taciz falan yoktur. Yönetim bize baskı yaptı. İşten çıkarmakla tehdit etti...’’

Bu ifadeler kocaman bir klasörde toplandı.

Tezgâh kurulurken, bakanlığın istediği doğrultuda ifade vermeyen 95 küçük personelin işine son veriliyor. İyi ifade verenler her aşamada terfi ediyor veya kadroya alınıyor. Suçlayan ifadelerin çoğu sahte çıkıyor.

Bu raporu hazırlayan müfettiş, Refah'lı Adalet Bakanı Şevket Kazan tarafından ödüllendirilip Teftiş Kurulu Başkanı yapılıyor.

Günümüzün Adalet Bakanı Oltan Sungurlu da, Şevket'in bu kadrolarıyla çalışmayı sürdürüyor!

***

Sevgili okuyucularım, şu devletin kimlerin elinde ne durumlara düşürüldüğünü üzülerek izliyoruz. Müsteşar'ın iptal davası Danıştay'da karar aşamasına geldiğinde, bu dosya Danıştay'a ‘‘belge’’ olarak gönderiliyor! Danıştay bunu ciddiye almıyor ve geri iade ediyor.

Adalet Bakanlığı aynı dosyayı bu kez Yargıtay'a gönderiyor ve Yusuf Kenan Doğan hakkında soruşturma yapılmasını istiyor.

Dosya Yargıtay tarafından da ciddiyetsiz bulunup geriye gönderiliyor...

Ve devletin Adalet Bakanlığı, bu durumlara düşüyor!

En sonunda dosyayı şeriat çığlıkları atan bir gazeteye veriyorlar ve orada günlerce tefrika edilmesini sağlıyorlar.

Dosyada yüksek yargı mensubu bazı kimselerle bazı siyasetçiler arasında ‘‘aşk ilişkileri’’ kuruluyor! Tamamen yalan.

Sadece Yusuf Kenan Doğan'a değil, ismini burada vermediğim insanlara da utanç verici iftiralar atılıyor.

Adalet Bakanlığı böyle bir oyuna nasıl gelir?

Diyelim ki geldi, bu işin tezgâhçıları nasıl görevde tutulur?

***

Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, bugünden tezi yok bu konuda doyurucu bir açıklama yapmak zorundadır. Çünkü bu çirkin ve yalanlarla dolu seks dosyası, kendi döneminde yüksek yargı organlarına gönderildi ve iade edildi!

Görevden alınmış olan bir müsteşarın açmış olduğu davayı etkilemek için bu ciddiyetsiz ve yakışıksız işe girişmek, devletin Adalet Bakanlığı'na yakıştı mı?

Memlekette ‘‘adalet’’ böyle mi sağlanır?

Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay bu hadise için ‘‘Susurluk olayından beter bir rezalet’’ diyor.

Yusuf Kenan Doğan yarın bir basın toplantısı yapıp bu rezaleti bütün belgeleriyle kamuoyuna açıklayacak. 55 yaşındaki bu 30 yıllık hukukçuyu günlerce işkenceye tabi tuttular, şerefiyle oynadılar, düzmece belgelerle ırz düşmanı, emrinde çalışan kadın personele sarkıntılık yapan bir kimse olarak tanıttılar.

Doğan şimdi Adalet Bakanlığı, bu tezgâhı yaratanlar ve alet olanlar hakkında çok yüksek tazminat davaları açmaya hazırlanıyor. Günlerce şerefiyle oynandı. Bu davalardan trilyon kazansa, acaba kendisine yapılan haksızlığı ve çektiği ıstırabı gidermek mümkün olur mu?

Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, kendi bakanlığı tarafından hazırlanan, yüksek mahkemeler tarafından reddedilen ve hiçbir yerde kabul görmeyince şeriat çığlıkları atan basına sızdırılan bu seks raporu konusunda derhal açıklama yapmalı ve özür dilemelidir.

Devlet bugüne kadar seks raporu hazırlamamış, magazin medyasında bile yer almayacak iğrenç aşk dedikodularını belgelerinde kullanmamıştı!

Çok şükür, sayelerinde onu da görmüş olduk. Yazıklar olsun.

***

Emin Çölaşan'ın notu: Ali Şener dünkü yazımla ilgili olarak gönderdiği açıklamada, aranan Özal Baysal'ı uzun zamandır görmediğini, polislerin kendi bürosunda asılsız ihbar sonucu ve arama emri olmadan arama yaptıklarını, ancak bu durumun kendisini rencide ettiğini belirtiyor.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI