‘Devlet kimler için yaratıldı’

Hürriyet Haber
18.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Gece yarısı mutlu, yarı üzgün kendimi yatağa bırakmıştım. Galatasaray 5 atabileceği maçı berabere bitirmiş, ama yenilmemişti de. Eğer Avrupa'ya karşı ezeli değersizlik duygularımız depreşmemiş olsa ya da Galatasaray'ın başında bir Avrupalı kafa bulunsa, işi bitirmiş olacaktık. Demek ki sabretmeden başarıya ulaşılmıyordu. Ve belirli aşamaların aşılması gerekiyordu.

Sabah uyandığımda aklıma ilk gelen soru şuydu:

‘‘Allahım ben bugün ne yazacağım.’’

Duş, kahvaltı ve uçak yolculuğu sırasında hep bu sorunun cevabını aradım. Ama uçakta bir yandan iflah olmaz Galatasaraylılığım tuttuğu için ara sıra taraftarlarla birlikte ‘‘En Büyük Cim Bom Bom’’ diye bağırdım.

Derken uçak İstanbul'a indi ve ben kafamdaki soruyla başbaşa kaldım.

* * *

Pasaport kuyruğundan çıkmak ve kendimi iç hatlara atmak yaklaşık 45 dakika sürdü. Orada Hürriyet'i elime aldım ve manşetüstü haberde ‘‘Torino Aslanı’’ başlığını gördüm. Gülümsedim. Ben bu başlığı aylar önce bir spor yazımda kullanmıştım.

Sonra gözlerim manşete ilişti. ‘‘Ak Çarşamba'ya Güvence’’ yazıyordu.

İtiraf edeyim ki ilk aklıma gelen, Ak Çarşamba mucidi hükümetin başı Mesut Yılmaz'ın, sağlığında anasından emdiği sütü burnundan getirdiği rahmetli Turgut Özal oldu. ‘‘Mesut Yılmaz fena halde kapana kısılmış; tam anlamıyla kuyruğundan yakalanmış’’ diye düşündüm. Bu gibi konularda çok ciddi bir devlet adamı imajı vermeye çalışan başvekil, gerçekten burnunu fena sürtmüştü. Yurtdışında bir yerde burnu üstüne okkalı bir yumruk yediği günlerden daha da beter duruma girmişti. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı açıkça, ‘‘Türkiye'de bir gün için devlet yoktur; karapara için de ilanihaye devlet olmayacaktır’’ diye haykırıyordu.

Üstelik bunu, yüzü hiç kızarmadan yapıyordu.

Mesut Yılmaz'a ‘‘Helal olsun sana’’ demekten başka çare yoktur.

* * *

Peki Türkiye'de devlet ne için vardı? Sokakta dans eden 11 yaşındaki çocukları içeri tıkmak için mi devleti yaratmıştık? Meclis'te pankart açan gencecik delikanlıları içeri tıkmak için mi devleti yaratmıştık? Savaşmak, vurmak, kırmak, işkence etmek ve böyle yaparak ‘‘düşünce’’ denen sonsuz yüceliği önlemek için mi devleti yaratmıştık?

İnsanların vicdanları ve inançlarına baskı koymak için mi devleti yaratmıştık?

Güçlü olana selam çakmak, sizi ezmek için mi devleti yaratmıştık?

Bu devletin temeli neydi? Bu devletin dişi kimi kesiyor, kimi kesmiyordu?

Bu soruların cevabı yiğitçe açıklanırsa ben de şapka çıkaracağım.

Ama biliyorum ki, bu yürek onlarda yok.

Sadece diş gıcırdatmakla yetineceklerdir.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı