"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Devlet elinizde açıklayın

DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül açık açık bizleri "Yabancı servisler tarafından yönlendirilmekle" suçladı.

Fevri bir şey yazmayayım diye kendime 24 saatlik bir ara verdim.

Bu 24 saat içinde bu ağır suçlamaya nasıl cevap vermeliyim diye düşündüm.

* * *

Önce "Ciddiye almayıp, dalga geçeyim" dedim.

Çünkü ciddiye alıp cevap vermeye kalkışsam, suçlamanın ağırlığına uygun bir cevap vermek gerekirdi.

Bu da, Türkiye Cumhuriyeti'nde başbakanlık yapmış, şimdi de Dışişleri Bakanlığı gibi çok önemli koltukta oturan, üstelik de gayet iyi ilişkiler içinde bulunduğum bir siyasetçiye karşı kullanılacak üslup olmazdı.

Sonunda dalga geçmeye karar verdim.

Dün sabah, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan'ı aradım.

Onunla Moskova'daki katiplik dönemine dayanan bir arkadaşlık hukukumuz vardır.

Biraz ona da sığınarak aynen şunu söyledim:

"Sevgili Namık, bugün seni biraz geç aradım. Saat farkı dolayısıyla önce Washington'dakilerin kalkmasını bekledim. Malum CIA'dan talimat alacağım. Tabii tek kaynakla yetinmedim. Bir de CIA'nın Türkiye'deki istasyon şefini arayıp, aldığım talimatı ona da onaylattım. Sonra MOSSAD'la görüştüm. Böylece manşeti hazırladım. O yüzden seni aramakta biraz geciktim."

İyi bir diplomat olarak, tepki vermeden beni dinledi ve sadece şunu söyledi:

"Bakan demokrat bir insandır. O kasıtla söylemedi."

* * *

Telefonu kapattıktan sonra kendi kendime düşündüm.

Bu işin şakaya gelir yanı yoktu. Gül, demokratik bir ülkede bir bakanın asla ağzına almayacağı ağır bir suçlama yapmıştı.

Hiç bir gazeteci bunun altında kalamazdı.

Önce şunu söyleyeyim. Söyledikleri mantıksız ve kendi içinde çelişkili.

Bir yandan, ABD ve İsrail'in; HAMAS ziyaretine karşı çıkmadığı söylüyor.

Öte yandan bu ülkelerin bizleri yönlendirdiğini iddia ediyor.

Bu durumda ABD ve İsrail ikili mi oynuyor?

Hükümet'e "Çok iyi yaptınız" diyor, el altında bizlere, "Bu rezalettir, haydi üzerine gidin" talimatı veriyor.

Allah'ım ne yalanlar, ne dolanlar...

Demek ki ABD ve İsrail de, aynı AKP gibi oynuyormuş.

Bir yandan bizlere telefonlar açıp, "Vallahi billahi biz değil parti davet etti" diyorlar.

Öte yandan konuyu Bakanlar Kurulu'nda konuşup, ortak aklın kararı ile, bizzat hükümetin davet ettiğini söylüyorlar.

Ortada bir ahlak sorunu var. Ama kimin?

Kimseye hakaret etmeden sadece görüşlerini yazan bizlerin mi?

Yoksa telefonlarda söylediklerinin tam zıddını hem de hiç rahatsızlık duymadan telaffuz edebilenler mi?

* * *

Söyledikleri gazeteci olarak gerçekten ağırıma gitti.

O nedenle bu ziyareti eleştiren yazılara yer veren bütün gazetelerin yöneticilerine, bütün köşe yazarlarına seslenmek istiyorum.

Sevgili Sedat Ergin, Fatih Altaylı, Yavuz Semerci, İbrahim Yıldız.

Hangi yabancı servislerden talimat aldınız?

HAMAS ziyaretini zamansız diye eleştiren siz Taha Akyol; Emin Çölaşan, Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, İlter Türkmen, Semih İdiz ve ötekiler.

Yabancı servisler karşılığını neyle ödediler? Dolarla mı, Euro ile mi?

* * *

Hızımı alamayıp, bizzat Dışişleri Bakanı Gül'e sesleniyorum:

Artık hepimiz biliyoruz ki, devletin bazı organları telefonlarımızı sistematik olarak dinliyor.

Devletin bütün imkanları elinizde.

Mahkeme kararına hiç gerek yok. Kendi adıma size yetki ve izin veriyorum.

HAMAS'ın siyasi kanadı liderinin geldiği gün, kimlerle ne konuşmuşuz?

Açıklayın lütfen.

* * *

Şu çelişkiye bakın.

Danimarka Başbakanı, ülkesinin başına tamiri güç tarihi bir belayı saran gazeteyi savunuyor.

Bizim ülkemizin başbakanlık da yapmış bir dışişleri bakanı ise içinde tek hakaret ifadesi olmayan eleştirileri bile, "yabancı ülkelerin servislerinin talimatını yerine getirme" olarak görüyor.

Ve şu zihniyete bakın ki, onlar için Hüsnü Mahalli "iyi gazeteci", bizlerse "yabancı ülke ajanı".

Avrupa Birliği üyeliği yolundaki Türkiye için hazin bir karşılaştırma değil mi...
X