Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Devlet belgelerini Demirel'den aldım

    Hürriyet Haber
    22 Aralık 2001 - 01:51Son Güncelleme : 22 Aralık 2001 - 01:51

    Demirel'in, ‘‘İspiyoncu, müzevir ve köstebek’’ diye suçladığı Cüneyt Arcayürek, dün bir açıklama yaptı ve ‘‘Kitap yazmaya beni teşvik eden oydu. Kimi devlet belgelerini bana verirken güveni tamdı’’ dedi.

    Yazdığı ‘‘Sessiz Darbe’’ adlı kitabı nedeniyle Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, ‘‘İspiyoncu, müzevir ve köstebek’’ şeklindeki suçlamalarına hedef olan gazeteci-yazar Cüneyt Arcayürek, dün yaptığı bir açıklamayla Demirel'e yanıt verdi. Arcayürek, yanıtında, ‘‘Kitapları yazarken Sayın Demirel'den izin alma gibi bir sorumluluğum olamazdı. Ben Köşk'teyken bana sık sık olan bitenleri not edip etmediğimi sorardı. Zira yaşadığı olayların bilinmeyen yönlerini, hatta belgeleriyle açıklayan kitaplar yazmamamı teşvik ediyordu. Hiçbir zaman yayınlamayı aklımdan geçirmediğim kimi devlet belgelerini bana verirken güveni tamdı’’ dedi. Arcayürek, açıklamasında şunları söyledi:

    TEK YÖNLÜ

    ‘‘Türkiye'de önde giden devlet adamları yaşanan ve yaşadıkları olayların sadece kendi söylemleri, açıklamaları, yorumlarıyla kendi açılarından ‘tek yönlü' olarak yazılmasını ve böylece halka, hatta tarihe mal edilmesini istiyorlar. Oysa yakın geçmişin ilginç olayları topluma yansıtılmayan yönleriyle de incenelenerek yazılmalı ki , ‘Resmi tarih' gerçekliğini koruyabilsin.

    ALTAN'IN SÖZLERİ

    Ünlü yazar Çetin Altan; (19.12.2001) de Sabah'taki köşesinde şunları yazdı: ‘Cüneyt Arcayürek'in tarihsel birer belge niteliğinde kitaplarını okuyanlar; bazı ünlü siyasetçilerin, kendi çıkarlarına göre yaptıkları hesap, plan ve uygulamalarla; o sırada kamuoyuna karşı yaptıkları demagojik açıklamalar arasındaki farkın büyüklüğünü görerek, sürekli yedikleri kazıkların da boyutlarını öğrenmiş olurlar.'

    Ben Çetin Altan'ın bu irdelemelerine birşey eklemek istemiyorum. Kitapları yazarken Sayın Demirel'den izin alma gibi bir sorumluluğum yoktu, olamazdı da. Üstelik şimdi anımsayacaklar mıdır bilemiyorum; Sayın Demirel, ben Köşk'teyken bana sık sık olan bitenleri not edip etmediğimi sorardı. Zira Sayın Demirel yaşanan ve yaşadığı olayların bilinmeyen yönlerini, hatta belgeleriyle açıklayan kitaplar yazmamı teşvik ediyor ve istiyordu.

    SIK SIK ARARDI

    Köşk'te görev yaptığım sırada, ‘Topalardığım dedikoduları, başı sonu belirsiz iddiaları' yansıttığımdan söz ediyor Sayın Demirel. Peki ama Köşk'te hemen hergün tam 3 yıl boyunca akşam üzerleri beni çağırması, en az 15, bazen 45 dakika ve daha fazla sürede güncel olaylar üzerinde benimle konuşup fikir alışverişi yapması, hatta bilgiler, belgeler vermesi, geceleri evden sık sık telefonla araması, toplarladığım dedikoduların kaynağı mı acaba? Sayın Demirel, hiçbir zaman yayınlamayı aklımdan geçirmediğim kimi devlet belgelerini bana verirken güveni tamdı. Ama nedense bu kitaplar yayınladıktan sonra birden kendisine yakışmayan sözcüklerle bana hücum etmeyi yeğlemesindeki anlamı bir türlü kavrayamıyorum.

    AHLAKIM SAĞLAMDIR

    Gerçek, gerçektir. Sayın Demirel'in üstlendiği büyük ve sorumlu görevlerdeki gerçekler tahkire varan sözcüklerle örtülemez. 50 yılı aşan meslek hayatımda ve kişisel yaşamımda ahlakımın sağlamlığıyla iftihar ediyorum. Ki Sayın Demirel bu iki önemli ve yaşamsal ögeye sahip olduğumu bilenlerin başında geliyor...’’
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı