Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Devedikeni olarak sol

YANILSAMALAR (illusion) ülkesi Türkiye’de entelektüel (!) saygınlık kazanmak istiyorsanız, solu ve sosyal demokratları eleştireceksiniz.

"Sol, halkın sorunlarıyla ilgilenmiyor, slogan üretiyor. Türkiye’de solun her zaman iktidar potansiyeli var ama siyaset yapma biçimi yanlış. Soyut laflar edip sadece iktidarın yaptıklarına karşı çıkıyor" diyeceksiniz.

"Sol, statükocu Kemalizm’den kurtulmalı" diyeceksiniz.

"Sol demokrasiye inanmıyor" diyeceksiniz.

"Türkiye’de sağ solda, sol da sağdadır!" diyeceksiniz.

"Sol Avrupa Birliği’ne, ilerlemeye, değişime, dönüşüme karşıdır; sol gerici ve statükocudur" diyeceksiniz.

"Ey sol geldiysen üç kere vur!" diye haykırarak keramete kıç attırabilirsiniz! Atış serbesttir.

Bu formülü uygulayanların yazıları, beleşine yazar kullanan gazetelerin pazar eklerinde kesinlikle yayınlanır!

MÜŞTERİ İHTİYACI!

Sağcılar, İslamcılar göbeklerini hoplatarak, soldan müstafiler de kasılıp el ovuşturarak solu ve sol partileri eleştiriyorlar. Hepsinin ağzında hep aynı yapışkan sakız. Öyle bir manzara çiziyorlar ki müşteri hazır ama sol ürettiği malı seçmen-müşteriye satamıyor. Bir satış stratejisi yok, müşteri temsilcisi yok ya da yetenekli değil.

Müşteri var mı, olduğu varsayılan müşterinin solun sunduğu ürünlere ihtiyacı var mı? Bunu düşünen yok! Hemen "müşterinin istediği ürünleri üretsin sol" demeyin, o göz boyası sağın işi. Sol, sağın politikalarını kullanamaz. Örneğin din, gelenek, töre gibi klasik sağın egemenlik alanlarında top koşturamaz.

HAYALLERİM VE BEN

1946-50 seçimlerinde bir çocuk Demokrat Partili olarak iyice politize olmuştum. Seçim meydanlarında muhalif tabiatıma uygun olduğu için DP bayrakları taşıyorum. 10-14 yaşlarımdaydım. 1952’den itibaren, mirasın toplumsal adaletsizlik yarattığını düşünmeye başladığım için duygusal olarak sol düşünce ile tanıştım. Kendiliğinden, kendiliğimden!

Solun önündeki yasal ve etik engellerin kaldırılması durumunda halkın CHP ve DP dışında bir partiye kitle halinde oy vereceğini düşünüyordum. Yeter ki bir emekçi parti seçimlere katılmak hakkına sahip olsun.

Emekçilerin partisi Türkiye İşçi Partisi (TİP) 1965 yılında seçime katıldı. Mehmet Ali Aybar’ın "İşçiler, köylüler, emekçiler, marabalar!" haykırışıyla başlayan ilk konuşmasını radyoda duyduğum zaman hüngür hüngür ağladım. 28 yaşımdaydım.

HAYKIRIŞA % 2.9

Mehmet Ali Aybar, "Sömürüye son, herkes emeğinin karşılığını alacak!" diyordu.

TİP o seçimlerde ancak yüzde 2.9 oy aldı ve en adil seçim sistemi olan ulusal artık sistemiyle 15 milletvekili çıkardı. Bu 15 milletvekilinden biri Çetin Altan idi.

Daha sonraki seçimde, seçim sistemi değiştiği ve seçmen-müşteri "Herkes emeğinin karşılığını alacak!" ilkesine pek itibar etmediği için oy oranı artmadı. Ama TBMM’de ilk kez etkili bir muhalefet oluştu. 1970 yılında "Kürt halkının varlığı"ndan söz eden kongre kararı nedeniyle kapatıldı.

(Devam edecek.)
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI