Derviş: İtibarımız mali disipline bağlı

Hürriyet Haber
24.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye ekonomisinin itibarının içerde ve dışarda yükselmesinin en önemli belirleyicilerinden birinin, kamu dengesini iyileştiren "mali disiplin" olduğunu bildirdi. Derviş, Türkiye'ye dönük uluslarararası mali desteğin en önemli nedeninin ise "Ekonomi politikalarının kararlılıkla uygulanmaya devam edileceği" inancı olduğunu vurguladı. Derviş, yaptığı yazılı açıklamada, kararlı maliye politikalarının, kamu maliyesinde hızla toparlanma sağlanacağı mesajı verilmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekti. Geçen yıl sergilenen ve 2002 yılında da süreceği taahhüt edilen bu disiplin sayesinde, iç piyasalarda istikrarın sağlanması yolunda önemli aşama kaydedildiğini ve dış piyasalarda da, Türkiye'nin kredibiletisinin yükseldiğini ifade eden Derviş, şunları kaydetti: DESTEĞİN NEDENİ, POLİTİKALARDAKİ KARARLILIK"Uluslararası mali kuruluşların yöneticilerinin Türkiye'nin ekonomik programına desteklerini 2002 yılından itibaren, daha orta vadeli ve kapsamlı bir program çerçevesinde artarak devam ettirme niyetleri ve bunu icra kurullarına götürme kararlarının en önemli nedeni de, 2001 sonlarından bu yana süren diyalog sürecinde, bu kuruluşlarda yerleşen "ekonomi politikalarının kararlılıkla uygulanmaya devam edileceği inancıdır.""SINAVI BAŞARIYLA VERDİK"Derviş, "İçinde bulunduğumuz dönem, Programın başarısına ulusalararası mali kuruluşların da katkılarıyla, ivme kazandırma imkanı bakımından, kritik bir dönüm noktasını oluşturmaktadır" dedi. Derviş bu nedenle, piyasalarda hissedilen nispi rahatlamanın ve geleceğe yönelik iyimser beklentilerin, ekonomi politikaları uygulamalarındaki disiplini zaafiyete uğratmasına müsaade edilmemesi gerektiğini vurguladı. Bakan Derviş, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye ekonomisinin, 2000 yılı Kasım ve 2001 yılı Şubat aylarında yaşanan mali krizlerin ardından, 2001 yılının geri kalan bölümünde önemli bir sınavı başarıyla verdiğini bildirdi. Derviş, 2001 yılında bazı dönemsel sıkıntılar yaşandığını, mali krizlerin etkisiyle ekonomide ciddi bir daralma olduğunu, ABD'ye yönelik 11 Eylül terörist saldırısının da, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye Ekonomisi için de ek bir risk oluşturduğunu hatırlattı.ÖNEMLİ MESAFE ALINDITüm bu olumsuzluklara rağmen, uygulanan disiplinli maliye ve para politikaları ile yapısal reform alanlarında atılan adımların, 2001 yılında ekonomik krizi aşama yolunda önemli mesafe alınmasını sağladığına dikkati çeken Derviş, ekonomi politikalarındaki disiplin ve kararlılığın, 2002 yılında da süreceğine ilişkin beklentilerin, hem ülke içinde hem de yurtdışında Türkiye ekonomisinin yeniden düze çıkacağına yönelik güveni artırdığını belirtti. "KARARLILIK SÜRDÜRÜLMEK ZORUNDA"Türk ekonomisinin itibarının içerde ve dışarda yükselmesinin en önemli belirleyicilerinden birinin, kamu dengesini iyileştiren olgunun "mali disiplin" olduğuna işaret eden Derviş, açıklamasında devamla şöyle dedi: "Unutulmaması ve altı çizilmesi gerekir ki; Türkiye ekonomisi, çok ağır iki mali krizin üzerindeki etkilerini hala atma mücadelesi vermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde, programın başarısına, ulusalarası mali kuruluşların da katkılarıyla, ivme kazandırma imkanı bakımından kritik bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Bu dönüm noktasını aşmak, ancak ekonomi politikaları uygulamalarında, kararlılık ve eşgüdümle mümkün olabilecektir. Bu nedenle, piyasalarda hissedilen nispi rahatlamanın ve geleceğe yönelik iyimser beklentilerin, ekonomi politikaları uygulamalarındaki disiplini, zaafiyete uğratmamasına müsaade edilmemesi, tam tersine bu rahatlamayı ve iyimserliği haklı zeminlere oturtmak ve kalıcı hale getirmek için kararlılığın sürdürülmesi gerekmektedir."GELİR DAĞILIMINDA İYİLEŞME ÖNCELİKLER ARASINDAAyrıca atılan her adımda, getirilen her yeni düzenleme ya da düzenleme değişikliğinde, özellikle toplumun dar kesimlerini gözününde bulundurarak, gelir dağılımında iyileşme sağlayacak tedbirlerin ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında olduğunu belirten Derviş, açıklamasında şunları kaydetti:"Böyle düzeltmeler, kaynağı bulundukça her zaman yapılabilir ve yapılmalıdır. Ancak, refah artışının ve istihdamın baş koşulu, sağlıklı büyümedir. Kolaycı veya kalıcı olması olanaksız çözümler ise sağlıklı büyüme sürecine geçişin önündeki en önemli engeldir. Dolayısıyla, toplumdaki tüm kesimlerin, bu gerçekleri gözönünde bulundurmalarında büyük yarar vardır."
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı