Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Derviş 2’nci adamlığı tercih ediyor...

Bir ara siyaset dünyasında deprem yaratmıştı. Geleceğin yeni liderinin doğuşunu izliyor gibiydik. Toplumun gözünde Beyaz Atına binmiş bir Prens gibiydi. Yıllanmış siyasetçileri korkuttu. Son konuşmaları önümüzdeki dönem için kendine yeni bir konum arıyormuş izlenimini veriyor.<br>

Kemal Derviş’in Türkiye’ye inişini hepimiz hatırlarız.

Aman Allahım,neydi o günler...

Başbakan Ecevit ile Cumhurbaşkanı kavga etmiş, zaten kapıda bekleyen ekonomik krizi ateşlenmiş, dolar fırlamış, Ankara panik içinde, kimse ne yapacağını bilemiyordu ve kamu oyu dehşete düşmüştü.

Koalisyon tam bir şaşkınlık içindeydi.

Başbakan dağılmış.

Bahçeli, her zamanki gibi suskun veya eski klişelerden öteye gitmeyen hamasi konuşmalar yapıyor.

Mesut Yılmaz, durumun vahametini görüyor, ancak hareket edemiyordu.

Artık Ecevit’in mi aklına geldi, yakınlarında bulunan birileri mi söyledi veya IMF mi önerdi, bilemiyoruz, ancak Başbakan’ın davetiyle Washington’dan kurtarıcımız geldi.

Beyaz At’ının üstündeki Prens’in adı Kemal Derviş idi.

Gerçektende, her hali, her davranışı, konuşması, insanlara muamelesiyle tam bir Prens. Ankara’nın kaba havasına incelik getirdi.

Kamu oyu Prens’e inandı ve giderek benimsedi. Doğruları söyledikçe, daha da yapıştı.

Derviş, şimdiye kadar kimsenin ulaşamadığı bir güvenirlik reytingi kazandı.

Kısa sürede, hemen herkesin gözünde Türk siyaset dünyasına yeni bir Lider’in geldiği izlenimi doğdu.

Kemal Derviş’in etrafındaki kısıtlı bir çevre bu izlenimi giderek güçlendirdi. Sabırsız bir toplum olduğumuz için de, Derviş’e hemen yeni roller biçtik. Liderlik sorununu aştığımız gibi, parti aramaya başladık.

Derviş’in sosyal demokrat geçmişi ve Ecevit ile yakınlığı nedeniyle, onu hemen DSP’nin başına layık gördük. Ecevit zaten yaşlanmış ve gelecek seçimlere katılma olasılığı çok düşük görülüyordu. DSP liderliğini de Derviş’ten iyi kimseler dolduramazdı. Zaten Ecevit de, DSP’ye katılması için çağırıda bulunmuştu. Eğer bu senaryo tutmaz veya parti içi dirençler nedeniyle çok zorlanılırsa, Derviş için ANAP’ta biçilmiş kaftandı. Mesut Yılmaz ile dünyaları farklı değildi. Partinin dilinden anlıyor, ANAP’lılarda ona daha yakın hareket ediyorlardı. Eğer bu iki olasılık gerçekleşmezse, Derviş tek başına da bir parti kurabilirdi. Hatta İstanbul iş çevrelerinin yeni bir oluşum için kolları sıvadıkları, para dahi topladıkları konuşuluyordu.

Prens, ekonomiyi ele aldığı gibi, ilerde siyaseti de kontrolüne alacaktı. Kamu oyu eski liderler ve eski düzene öylesine kızgın ve bıkkındı ki,Prens’ini tercih ediyordu.

Derviş bütün bunlar tartışılırken, hiç ağzını açmadı ancak, uzunca bir süre bu söylentileri de yalanlamadı. Bu dönemde hem DSP, hem de ANAP’ta çok spekülasyon yapıldı. Liderler, kendi oyun alanlarına yeni, genç ve çok prestijli bir kişinin ortaya sürülmesinden çok rahatsız oldular.

Ancak aradan geçen aylar bazı şeyleri değiştirdi. Daha doğrusu Kemal Derviş, ekonomiyi düzlüğe çıkartmadan politikaya girmenin büyük bir dezavantaj olacağını gördü. Partiler dışı kaldıkça daha rahat hareket edebiliyor ve daha inandırıcı olabiliyordu. Ayrıca,Türkiye’de uygulandığı şekliyle bu tip bir siyaset ortamında liderliğe soyunmanın –hiç değilse bu aşamada- akıllıca birşey sayılmadığını görmüş olacak ki, kendini tamamen geriye çekti. Siyaset laflarını durdurdu.

Şu sıralarda daha da ileri gidip, siyasete girme niyetinin olmadığını söylüyor. Geçen hafta TRT’deki söyleşisinde, bu yaklaşımını tekrarladı.

Ankara’daki hava da çok değişmiş durumda.

Ekonomik önlemlerin tutmaya başladığı izleniminin yaygınlaşması ile birlikte, Derviş’in tam aksine kollarını sıvayacağını ve politikaya göz kırpmasını bekleyenler, tam aksiyle karşılaştıkça rahatlama havasına girmişler.

Ancak yine de dikkat etmekte yarar var.

Derviş belki liderlik konumunun getirdiği yükü kaldırmakla ilgilenmese dahi, siyasetin tamamen dışında kalması da beklenmemelidir. Prens hala gireceği herhangi bir partiye önemli prestij ve oy taşıyacak bir isimdir. Acele edip onu siyaset hesaplarından silmek çok hata olur.

Seçimlerin 2003-2004 yıllarına kaldığı izleniminin yoğunlaşmasından dolayı arayışlar şimdilik hızını kaybetmiş gibi görünüyor. Ancak unutmamak gerekir ki burası Türkiye ve her an dengeler tepetaklak olur, herşey değişiverir. Derviş’in kamu oyundaki prestiji de, eskisi kadar olmasa dahi, hala nice lideri çifte katlayacak kadar yüksek. Üstelik Beyaz At da sahibini bekliyor...
X