Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Depresyona kesin çözüm

Geçenlerde telefonla konuştuğum pek ‘kurumsal kimlikli’ bir hanımefendi bana ‘Ebru Bey’ diye hitap edince, artık korkmam gerektiğini idrak ettim.

Hani annem bile telefonda sesimi tanıyamaz kıvama geldiğine göre, yabancı bir hanımefendinin sürçmesine denilebilecek bir şey yok; n’apalım...

Bizim binanın havalandırma sistemi ve günde iki-üç paket tüketimlik 14 yıllık sigara tiryakiliği sağolsun, ses tonum Hasan Mutlucan’ı aratmaz oldu.

Allah muhafaza memlekette bir daha ihtilál olması hálinde düzenlenmesi muhtemel Darbe-star yarışmalarına kahramanlık türküleriyle katılmayı düşünüyorum.

Sağlık muhabiri, konu uzmanı, güzel insan, gönül kadını arkadaşımız Mesude geçen gün yanıma gelip; ‘Sende muhtemelen faranjite ilerleyen sinüzit var’ dedi ve beni köhür kahır öksürüğümle başbaşa bırakıp masasına döndü.

Bu kronik tıksırık buhranı bir süre daha devam ederse, masamın dibine bir ‘Çevreye verdiğim geçici rahatsızlıktan dolayı özür dilerim’ tabelası dikmeyi planlıyorum.

Memlekete bahar, dallara çiçek bastı ya, ‘Bahar geldi şu olacak, bu olacak’ haberi çıkmayan bir gün geçmiyor.

Bir gün bakıyorsunuz, sanki Tayyip Erdoğan kurdele kesmiş gibi bir ifadeyle ‘Aşk mevsimi açıldı’ yazıyor.

Bir diğer gün, bir başka gazete bizleri ‘Bahar depresyonuna dikkat!’ şeklinde uyarıyor.

Tahminlerimizde yanılmadık tabii... İlkbahar ‘fasilitelerinden’ yana bizim nasibimize depresyon düştü.

Kıçımızı kırıp, canımız ciğerimiz, Aynştaynlar’dan Edisonlar’dan bilem akıllı binamız Medya Towers’da oturup, çayır çimen, börtü böcek üzerine fanteziler kuruyoruz. Adımız Hıdır, elimizden gelen budur yani.

Arkadaşlarla İkitelli’nin arasokaklarından yelesini rüzgára salmış beyaz atıyla koştur koştur gelecek bir Beyaz Atlı Prens bulunma ihtimáli üzerine tartışıyoruz.

Tahmin edeceğiniz gibi pek ihtimál vermiyoruz; birbirimizi doldurup, kaşıyıp, başarıyla duble depresyona giriyoruz.

‘Bahar depresyonuna dikkat’miş... Sanki depresyona karşı önlem alınabilirmiş gibi...

Bu sabaha kadarki ahvalimiz böyleyken böyleydi...

Fakat arkadaşlar, kendimi de telkin edercesine duyurmak isterim. Benim depresyon, bu sabah itibarıyla sona erdi. Ya bitecek, ya bitecek yani; Tansu Hanım modeli...

Zira bugün vahim bir vesileyle unuttuğumuz bir şeyi hatırladık: Hayat depresyonda geçirilemeyecek kadar kısa ve fazlasıyla değerli.

Bugün işe gelirken taksi, kırmızı ışıklarda durdu. Fakat karşıdan istikametten gelen bir araç frene basmakta gecikti ve tam yanımızdan karşıdan karşıya geçmekte olan yaya bir kadına çarptı ve onu en az iki metre havaya uçurdu.

Kadın, bezden bir bebek gibi, havada tam bir parende attı ve iplerinden boşalmış bir kukla gibi yere düştü.

Etraftan koşanlar çevresinde boğucu bir halka oluşturdu. Ben daha dehşetten beş karış açılmış ağzımı kapatmaya muvaffak olamadan ışığın rengi değişti, taksi, hiçbir şey olmamış gibi hareket etti.

Kadın, geride kalmış bir hayale dönüştü.

Yol boyunca baktım, baktım, baktım... Elele insanlar, gülüşen çocuklar... Çok şükür, çok şükür, çok şükür... Titredim ve kendime geldim.

Yahu, hayat bu be... Dört nala yaşamak lázım yani...

Depresyona karşı önlem almak için yapılması gereken, arada bir mezarlıklarda dolaşmaktır belki.

Depresyonmuş mepresyonmuş, bitti abi... Bir koşu gidip -muhtemelen yine yanlış- birilerine aşık olalım bari...

Asparagas

40 kere maaşallah

40 gün boyunca salça ekmek yemek zorunda kaldığını belirttikten sonra çektiği acıları ‘40 gün boyunca eşimin annesiyle birlikte cebimizde beş kuruş olmadan yaşadık. 40 gün parasızlıktan dışarı çıkamadım. 40 gün aynaya bakamadım. Saçlarımın düğümünü kuaför bile açamadı’ sözleriyle açıklayan ve 41. gün bir koşu gidip annesi Nevin Teoman ile barışan ve ‘Bana Hummer alıcan mı anneciğim?’ diye soran Seren Serengil’in ancak 40’a kadar saymayı bildiği ortaya çıktı. Kendisinin ve Cengiz İmren’in annesinin el ve ayak parmakları bitince aklının karıştığını ifade eden Serengil; ‘Saçımdaki düğümler de ne, siz esas benim beyindeki düğümleri görün’ dedi ve annesine ‘sosyete lobotomicisi’ diye bir şey olup olmadığını sordu: ‘Anne bana bi’ tane yaptırırız di mi? Sen yaptırmazsan Cengiz çıktığında üç-beş beste satar, ona ısmarlatırım sonra bak... Ekikiki...’
X