"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Depreme dair

Deprem sırasında, sonrasında televizyonda, sanal alemde gördüklerim, duyduklarım ve kendimce yaşadıklarıma dair bir sürü not aldım.

1- İnsanlık ölmemiş, orası kesin. Çoğunluk anında seferber. Hem de candan.
2- Benim ilk aklıma gelen TEGV oldu. TEGV’in Van ve Eriş’de eğitim-öğrenim birimleri var. İstanbul TEGV’den Arzu Özdemirci’ye çocuklarımıza, öğretmenlerimize bir şey olmuş olabileceğini düşünerek, korka korka bir e-posta attım. Neyse ki, iyilerdi. Hatta TEGV’in oradaki Park Yöneticisi Rezzan Bayram’dan gelen bilgileri paylaştı benimle. Eğitim birimi bir çeşit sığınak haline gelivermişti. Sığınan aileleri, çocukları tabiki hemen sarıp sarmalamışlar. Kucak açmışlar. Yardıma ihtiyaç var orada da. Oraya sığınan aileler ve çocuklar için her türlü desteğe ihtiyaç var. Aklınızda bulunsun.
3- Azıcık da olsa insanlığın ölmüş olduğu hissini veren densizler de var. Ama onları umursamaya değmez bence. Geçelim. Haklarında konuşarak onlara prim verip zaman kaybetmeyelim.
4- Depremden değil, yine yine yine, yanlış yapılanma ve kötü inşaat yüzünden kayıplarımız var. Gölcük’ten bugüne belli ki bu konuda yol alınamamış. Yazık. Günah ve rezalet. Yanyana iki bina, biri yerle bir, diğeri dimdik ayakta.
5- Bizler, ben yani mesela, ihtiyaç anında ne işe yarayabilirim, hiçbir fikrim yok. Bunca zamandır bu konuda hala daha ben bile adam olmamışım. Bana da bir yuh! Çok çaresiz ve kötü bir his. Birilerinden beklemeden kendim bu konuda bir şey yapmalı; belki bir ilk yardım kursu, belki de AKUT gibi bu işi bilen bir kurumdan eğitim almalıyım. Bunu da, illa deprem olunca hatırladığım için kendimden nefret ettim!
6- Doğal afetlerde öncelikli olarak yardım amaçlı yönelinmesi gereken kurumların bir listesi her daim el altında olmalıymış. Yalan yanlış bilgi alıp yayabiliyor insan can havliyle.
7- Kızılay ve AKUT belli ki aklımızda bulunması gereken ilk iki büyük kurum.
8- Deprem olmuş. Bitmiş. Yayında kavga eden ve ne dediğini asla anlayamadığım derecede teknik bilgi veren insan görmek istemiyorum ben. Sinir yapıyor insanda. Derhal ne yapılması gerektiğine dair bilgi veren bir yayına geçilsin istiyorum, buna ihtiyacım daha çok.
9- Tecrübeli insanların dediklerini sükunetle dinlemek lazım. Galeyana gelerek hareket edilecek bir konu değil deprem.
10- Bir bilene danışmadan uluorta ortaya atlayıp anlamsız kahramanlık yapmamaya dikkat etmek lazım.
11- Esas olanı bırakıp saçmalayan insanlara had bildirmeye çalışmamak lazım. Onlara vakit harcamak, suç ortaklığı yapmak veya “reklamın iyisi kötüsü yoktur, reklamdır” olayı gibi geliyor bana. Üstelik çok dikkat ve iyi niyet dağıtıyor. Dikkat.
12- Sosyal medya, sanal ortam beni hiç bu kadar etkilememişti. Dünya çapında birbirini tanımayan yerli yabancı herkes anında birlik oluverdi. Bu çapta bir iletişim güzelliğine daha önce hiç şahit olmamıştım. Sınırların yokoluvermiş haliydi bir bakıma. Yaşanan onca üzüntü içinde, gurbet ellerde elim kolum bağlı gibiyken kendimi bir şekilde yalnız ve ülkeme uzak hissetmedim, hoş bir histi.
13- İnsanların deprem anında bile, kadınların ped ihtiyacını ne kadar zor dile getirdiğine şahit oldum. Neden? Neden “kadınlara da ped lazım” yazamadı kimse? Aşalım bunları artık. Bir gün. Hemen. Şimdi.
14- Çalışmalar anında, deprem bölgesinde çalışmakta olan ekipler hakkında denli densiz konuşulması beni gerdi. Adamlar orada işin içindeler. Ekran başında durum değerlendirmesi yapmak, karalama yapmak ne kadar yapıcı anlam veremedim. Eleştiriler sanki kriz sonrası çıkarılması gereken dersler ve bir sonraki sefer yapılacaklar yapılmayacaklar tartışması zamanını beklemek zorunda...
15- Şu anda Van’a koşan insanları izledikçe sonrasını düşündüm. El ayak çekiliverince ne olacağını. Hadi şimdi herkes akın ediyor yardım etmek için, peki bundan 20 gün sonra yine insanlar hala daha esas o zaman Van’ın desteğe, insan gücüne ihtiyacı olacağını düşünecek mi mesela? Yine unutacak mıyız bu trajediyi... bir kere daha. Ne zamana kadar biz hep böyle balık hafızalı ve unutkan olacağız acaba?
16- Bir takım şirketlerin yaptığı yardımların detayını veren “basın bültenleri” gönderip bunu yazıya dökmemizi beklemelerinden hiç hoşlanmadım.
17- Bir takım şirketlerin beklentisizce yardım etmelerini büyük takdirle karşıladım.
18- Rihanna’nın attığı “Türkiye için dua ediyoruz!” twitinden garip bir mutluluk duydum. Hey Allah’ım nelere mutlu olur haldeyim biliyorum, ama öyle işte.
19- Dün sabah işe gittiğimde, bütün iş arkadaşlarımın samimiyetle üzüntülerini dile getirmeleri; ellerinden gelen bir şey olup olmadığını sormaları beni inanılmaz mutlu etti. Duygulandırdı.
20- Çocuklarımın okullarına arkadaşım Balkız Sümerler’in fikriyle, onun kaleme aldığı bir mektup yolladım. Dubai’deki okulların hepsinde her türlü afete dair yardım kampanyaları yapılıyor, bu sefer bizim için bir şey yapabilir miyiz diye. O kadar güzel geridönüşler aldım ki; ülkem adına, bizler adına sevindim. Hani hep Türk düşmanlığından bahsediyoruz ya... yalan. İnsanlara politik değil, sade insan olarak baktığınızda bunların hepsi hikaye.

Aldığım bütün notları bırakın bir kenara.
Sonuca bakın:

Hala deprem yüzünden değil, inşaat kalitesizliği, çalınan malzeme yüzünden ölüyoruz.

Ben bin tane not alsam, hep beraber saatlerce tartışsak, birbirimize kızsak, ağlasak, yalvarsak, milyonlarca vergi ödesek, dünyanın tüm desteğini alıp enkazlara dalsak...

Nafile...

Sorun belli, çözüm belli.

Eee?

Yonca
“zede”

X