Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Deprem vergisi nerede?’ İnek içti ‘İnek nerede?’, Dağa kaçtı

OLAYLARLA ilgili günü gününe bilgi sahibi olup siyasi tepkimizi göstermek yerine, yeri geldiğinde şikayet etmeyi seven bir millet olduğumuz için, Van depreminden beri şunu da konuşuyoruz: ‘Yahu bu deprem vergileri ne oldu?’

Bu soruyu soranlar herhalde şunu düşünüyor: Van’daki depremin olası hasarı için biz yıllardır para ödüyoruz, devlet gitsin gerekeni yapsın.
‘Gereken’in ne olduğu hakkında bir fikir vermesi için söyleyeyim: Van’da 700 bin kişinin evlerine girmediği, sokakta yaşadığı hesaplanıyor; Van’daki evlerin yarısının depremden değişik derecelerde hasar gördüğü söyleniyor.

* * *

Yani, gereken bir anlamda Van’ı yeni baştan inşa etmek.
Peki kim inşa edecek Van’ı yeniden? Tabii ki devlet. Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar şimdiden Van’a yerleşti, TOKİ şimdiden çalışmaya başladı bile.
Önce Vanlıların geçici barınma sorunu çözülecek, sonra da kalıcı çözüm uygulanacak.
E buna da ciddi para/kaynak lazım. O nereden buluncak? Hemen, eskinin deprem vergilerine çeviriliyor gözler.
Oysa, bizim ‘deprem vergisi’ diye bildiğimiz, 1999 depreminin üzerinden 12 yıl geçmiş olsa da hâlâ ödemeye devam ettiğimiz ve edeceğimiz vergiler, 99 depreminin yol açtığı ve açacağı giderleri karşılamak için konmuştu.
Acaba o giderler tam olarak karşılandı mı? Tam kaç para harcandığını bilmediğimiz için, ‘deprem vergisi’ adı altında bugüne kadar toplanmış olan yaklaşık 28 milyar liranın bu harcamalara ve o harcama finansmanının faizine yetip yetmediğini bilmiyoruz.
Kaldı ki, 99 depremi kaynaklı hâlâ harcanması gereken paralar da var. Kamu binalarının güçlendirilmesi işi öylece ortada duruyor. İstanbul’daki kamu binaları ve riskli yolların yüzde 10’u bile deprem güçlendirmesi görmedi henüz.

* * *

Kaldı ki, ‘deprem vergisi’ adı verilen ekstra vergilerden gelen paranın illa depreme harcanması da gerekmiyor; çünkü o para bir havuza dökülüyor, o havuzdan da devletin her türlü harcamasına ve yatırımına para ödeniyor.
Deprem vergisinin hesabını sormak tümüyle yersizdir demiyorum elbette ama hesap sormaya başlayacaksak, buna 1999’dan beri beklenen İstanbul depremi için neden hâlâ tüm önlemlerin alınmadığını sorarak başlamalıyız.
Hesap soracaksak, yaşadığımız onca acı tecrübeye rağmen neden hala adam gibi işleyen bir afet yönetim sistemi kuramadığımızı sorarak başlayabiliriz.
Hesap soracaksak, Van gibi bir deprem bölgesinde kuvvetli bir depreme nasıl olup da bu kadar hazırlıksız yakalandığımızı sormalıyız.
Hesap soracaksak, sadece büyük olaylardan sonra yaşadığımız duygu patlamaları sırasında değil sürekli sorabilmeliyiz.

Kalıcı bir Afet Yönetim İdaresi şart

EN fenası ve güçlüsü deprem olmakla birlikte bu ülkede yaşanan afetler sadece depremden kaynaklanmıyor. Dikkatli bir gözle bakacak olursanız, ülkemizin orasında burasında her hafta en azından bir tane afet yaşandığını görebilirsiniz. Bir yerde sel olur, öbür yerde deprem, berikinde toprak kayması... Ama büyük ama küçük, felaketlerimiz, doğal afetlerimiz var.
Varolmasına var ama bizim ülkemizde bir kalıcı ‘Afet Yönetim İdaresi’ yok. Onun yerine, afetler oldukça devreye giren sonra da dağılan geçici bir idare biçimimiz var. Çeşitli devlet kurumları buraya ödünç elemanlar veriyor, o elemanlar da afet boyunca görev yapıyor, sonra eski yerlerine dönüyorlar.
Bilgi ve tecrübe birikmiyor; afet yönetimi konusunda eğitimli kadrolar oluşmuyor.
Oysa bizim bir kalıcı Afet Yönetim İdaresi kurmamız lazım. Bu idare, afet anında devreye girmeli, afet dönemi için gerekirse olağanüstü yetkiler kullanmalı ama afet sonrasında da sürekli iç eğitim yapmalı, afetlerle ilgili prosedürler oluşturmalı.
Van depremi sonrası yaşanmakta olan koordinasyonsuzluk ve bürokratik hiyerarşiden kaynaklanan engeller dün dahil depremzedelerin aleyhine işlemeye devam ediyordu.
Bunu önlemek için kalıcı bir Afet Yönetim İdaresi’ne ihtiyacımız var.

Adapazarı dersleri:
Yeni Van’ı mı inşa edeceğiz?

RAKAMLAR çok çelişkili ama sorunun büyük olduğu her halinden belli.
Van’daki binaların yarıdan fazlası taş yığma ve kerpiç sıvama evlermiş. Deprem sayesinde öğrendik.
Yine Van’daki binaların yarıdan fazlası depremden şu veya bu ölçüde zarar görmüş durumda.
Vanlı Hüseyin Çelik’in söylediğine göre 700 bin kişi halihazırda evlerine girmiyor veya giremiyor; barınma ihtiyacı had safhada.
Anlaşılan o ki biz Van’ı yeniden inşa edeceğiz.
Ama hiç değilse bu sefer Adapazarı’nda yapılan hatayı tekrar etmeyelim, şehri başka bir yere taşımayalım, olduğu yerde yeniden ve sağlam biçimde yapalım.
Adapazarı’nda yeni bir şehir inşa ettik ama eskisi yaşamaya devam ediyor; esas hayat da hala eskisinde. Demek ki ciddi miktarda kaynak ısraf ettik.
Aynı şeyi Van’da yaşamayalım; gerekirse şahısların evlerini, binalarını kamulaştırıp yerine sağlam bina yapalım ama şehrin yerini değiştirmeyelim.

X