Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Deprem tatbikatı

<B>GEÇTİĞİMİZ </B>cuma akşamı Kanal D'de muhteşem bir haber izledim. Ege Bölgesi'nde bir şehirde <B>‘‘deprem tatbikatı’’</B> yapılmış, Doğan Haber Ajansı muhabiri de bunu görüntüleyerek haberini yapmış.

Şehrin ismini vermiyorum çünkü biraz sonra söyleyeceklerimin o şehirle bir alakası yok, bir zihniyetle ilgili tavrım ve ayrıca sevdiğim bir yere de haksızlık yapmak istemiyorum.

Neyse, diyeceğim o ki bu son derece fantastik haber bizim insanımızda ‘‘yanlış’’ olan şeylerin tümünü bir anda gözler önüne serecek içerikteydi.

* * *

Olası bir depremde kimin nasıl davranacağının provasının yapılması gayet tabii ki akıllı bir hareket. Deprem tehdidi altında yaşayan tüm ülkelerde bu tür alıştırmalar yapılıyor sık sık ki asıl gün geldiğinde yaşanacak panikler en aza indirilsin, karışıklıklar azaltılsın, düzen kurulsun ve her insan o anda ne yapacağını bilsin. Bizim şehrimizdeki deprem tatbikatında da ortaya bir enkaz koymuşlar, içine de yaralı rolü yapan insanlar yerleştirmişler, polis, ambulans, doktorlar ve itfaiye orada.

Ancak provanın en gerçekçi davranan aktörleri onlar değil, enkazın etrafına toplanan vatandaşlar. Bu provada ‘‘maksimum gerçeklik’’ hedeflenmiş, bu yüzden de her acılı olayda ortaya çıkabilecek ayılanlar-bayılanlar, dövünenler, ağlayanlar, bağıranlar, kavga çıkaranlar da etrafa konulmuş. Ağlıyorlar, kızıyorlar, haykırıyorlar ve yetkililerle tartışıyorlar. Kavgalar çıkarıyorlar, yetkililere sinirleniyorlar. Orada televizyon ekranı olmasaydı yetkililere birkaç tane de çakacakları kesindi, ama kendilerini tuttular bence. Ve onlar öylesine başarılı ki bu provada bir anda tüm olay onları nasıl sakinleştiririz, kontrol altında tutarız meselesine yoğunlaşıverdi.

Tüm güçle enkaz altındakiyle uğraşılması gerekirken, gücün önemli bir bölümü ‘‘kalabalık kontrolüne’’ aktarıldı. İşin ilginç tarafı ‘‘yetkililer’’ de enkaz altından adam kurtarıyor gibi yaparlarken değil de kalabalığa düzen verirken daha profesyonelce, daha gerçekçi davranmaya başladılar. Gayet tabii ki insanlar profesyonel aktör olmadıkları halde, alışık oldukları şeyi yaparken çok daha iyi rol ortaya koyuyorlar.

Ve bir anda ortalık deprem provasından çıkıp Türkiye tarihinin bir mikro kozmosuna dönüşüveriyor. Bir nedenden dolayı otoriteye kızanlarla, onları ne olursa olsun düzene sokmaya çalışan otorite arasındaki süre giden çatışmanın hiç gereği olmayan bir provası daha yapılmaya başlıyor enkaz altından adam kurtarma provası yerine.

Meseleyi benim açımdan ilginç yapan bir nokta da tatbikata ‘‘ağlamacı’’ olarak konulanların nasıl olup da o anda da bu kadar gerçekçi ağlayıp dövünmeyi başardıklarıydı. İnsan onlara bakarken ‘‘Acaba ağlamaya bu derece ihtiyaçları mı vardı da bir fırsatını bulur bulmaz kendilerini koyuverdiler’’ diye düşünmeden edemiyordu.

* * *

Geçenlerde Taksim'de bir gece kulübünün önünde adam yaralama olayı oldu. Ambulans olay yerine yarım saatte geldi. Adam hafif yaralansaydı hastaneye yetişmesi için sadece karşıya geçmesi yetecekti çünkü hastane oradaydı zaten, ama yürüyemediği için yarım saat beklemek zorunda kaldı. Boğaz'da kaza oldu geçen gün, araba içinde sıkışan yaralılar var, ‘‘yetkililer’’ olaya müdahale ettiler, bu arada bir tanesi bağırdı etraftakilere ‘‘Haydi gençler el verin de kurtaralım şunları’’ diye. Gençler de el verdiler gayet tabii ki. Haberde arabanın üstünde bir yerlerdeki sıkışmanın açılması için tepinen de vardı, demirle araba kapısına vuran da.

Sonra tabii yaralılar dışarı bir şekilde çıkarıldı ve yine karga tulumba taşındı. Bu memlekette acaba kazadan sonra yanlış taşındığı için yılda ne kadar kişi ölüyor veya sakat kalıyor, bunun bir araştırması var mıdır ki? Bizim gerçeğimiz bu, buna alışığız ve ister bireysel yaşamımızda ister toplu halde bir trajediyle karşı karşıya kaldığımızda gerekli müdahalenin yapılmayacağını, bunun yapılmasının nedense mümkün olmadığını artık hepimiz bir şekilde kabul etmiş durumdayız.

Hayatımızın bu değişmesi mümkün olmayan acı gerçeğini unutmak için bulduğumuz çözüm ise ‘‘tatbikatlarda’’ muazzam başarılara ulaşmaktı bir aralar. Yangın, kaza tatbikatlarında dünya ölçeğinde yarışma yapılsa Türkiye'den gidecek tim mutlaka şampiyon olurdu, o kadar iyiyiz yani bu işte. Gerçek hayatta başaramadığımız her işi tatbikatta , provalarda muhteşem bir şekilde başarıyorduk biz.

Ancak son zamanlarda tatbikatlar bile bir tuhaf olmaya başladı. Geçenlerde yine haberlerde gördüm , ortaokulda yangın tatbikatı vardı. Yine ‘‘maksimum' gerçekçi olsun’’ diye olsa gerek fazla duman salmışlar ortaya, çocukların hepsi az kalsın o dumandan zehirleniyorlardı, ucuz kurtuldular. Yine o tatbikatta yukarda bekleyen çocuğu kurtarmak için merdiven uzattılar, itfaiyeciler merdivenden yukarı çıktıklarında orada çocuğun olmadığını gördüler. Tatbikatta uzun süre kayıp çocuk arandı, en sonunda onun korkup eve kaçtığı anlaşıldı. Anlayacağınız gerçek yaşamımızdan sonra tatbikatlarda bile kontrolü kaybetmek üzereyiz artık.

Son deprem tatbikatı en azından bu açıdan gönül rahatlatıcıydı çünkü onu düzenleyenler tatbikat üzerinde tam kontrole sahiptiler ve bu yüzden de gerçek yaşamda olan tüm yanlışları aynen ve tek bir yanlışımızı sektirmeden provaya taşımayı başardılar.

En azından onların gerçek yaşamda olmayanı tatbikatta varmış gibi göstererek yalan söylemek gibi bir derdi yoktu ve bu yüzden de onlara bir teşekkür borçluyuz.
X