Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Denktaş’ın analiz yeteneği üzerine

<B>KIBRIS ’</B>ta<B> ‘Hayır’</B> cephesinin başını<B> Rauf Denktaş </B>ve <B>Denktaş’</B>ın hayat boyu danışmanı<B> Mümtaz Soysal </B>çekiyorlar.

Bu ikiliye göre, Kıbrıs’ta Annan Planı’nın getirdiklerine bakmamak lazım. Rauf Bey ve danışmanı, ‘uzun dönemde’ planın büyük sakıncalar yaratacağını söylüyorlar.

Tabii ben ve benim gibi bu ikilinin geçmişini bilenler duruma gülüyorlar.

Çünkü bu ikili bırakın uzağı, burunlarının önünü bile göremezler. Kimilerince ‘büyük politikacı’ olarak adlandırılan Rauf Denktaş, ne yazık ki olayları kavrama ve anlama konusunda pek de başarılı değildir.

Bunu ben söylemiyorum tarih söylüyor. Hem de Kıbrıs tarihi.

Yıl 1974, Kıbrıs’ta Eoka sonunda amacına ulaşmış ve Nikos Sampson liderliğinde bir grup Kıbrıs’ta darbe yapmıştır. Darbecilerin hedefi Enonis’i gerçekleştirmektir.

Kıbrıs’ta daha sonra Türkiye’nin ‘Barış Harekatı’na neden olacak bu gerilim yaşanırken, Rauf Denktaş farklı bir telden çalmaktadır. ‘Konuları iyi değerlendirmeyi bilen’ Denktaş, 15 Temmuz 1974 günü Sampson darbeyi yaptığında Bayrak Radyosu’ndan bir açıklama yaparak, ‘Bu iş Rumların iç işidir, karışmayın, evlerinizde bekleyin’ demiştir. Yani Denktaş’a göre ortada Kıbrıs Türk toplumunu ilgilendiren bir durum yoktur. Darbe Makarios’a karşı yapılmıştır ve Rauf Bey zaten Makarios’tan hoşlanmamaktadır. Denktaş konuyu bu boyutuyla ele alır ve ona uygun bir çağrı yapar.

Oysa aynı saatlerde Başbakan Ecevit Ege gezisini yarıda kesmiş ve Ankara’ya dönerek 1960 Antlaşması’nın açık ihlali olan darbeye karşı alınacak önlemeleri değerlendirmeye başlamıştır.

Ecevit’e Rauf Denktaş’ın radyoda yaptığı konuşmanın içeriği iletilir. Ecevit ve dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş çılgına dönerler. Ortada ciddi bir sorun vardır ama Denktaş konunun farkında değildir. Türk toplumu adına Türkiye’nin garantörlükten doğan haklarını kullanmasını isteyeceğine ‘Konu Rumların iç meselesi’ diyen bir Türk toplumu lideri vardır.

Ankara hemen Denktaş’ı uyarır. ‘Bu iç mesele falan değil, sakın böyle açıklamalar yapma’ denir. Daha sonra Türkiye 20 Temmuz’da Ada’ya garantör hakkıyla müdahale eder ve kimse buna ses çıkaramaz.

Ankara’nın uyarısı olmasaydı, Denktaş’ın tavrı Türkiye’nin garantörlükten doğan hakkını kullanmasını iyiden iyiye imkansız hale getirecekti. Bu tarihi gerçeği pek kimse hatırlamaz. Ama bilenler bilir.

Biz bunu sevmek olarak tanımlamıyoruz

UZAĞI görüp sorunları tespit konusunda Mümtaz Soysal da Denktaş’tan aşağı kalmaz.

Mümtaz Hoca’nın vatanseverliğinden, dürüstlüğünden kimse şüphe edemez ama sadece vatanseverlik ve sadece dürüstlük yetmez.

Üzerine, akıl, ileri görüş, vizyon gibi eklemeler yapmak gerekir.

Şimdi kalkıp bana kimse ‘Koskoca profesör’ demesin, onunla ilgili de Türkçemizde güzel laflar bulunur.

Mümtaz Hoca iyidir hoştur da, Türkiye’ye onun verdiği zararı kimse verememiş, Türk hazinesini hiç kimse tek başına onun kadar zarara sokmamıştır.

Hatırlacaksınız, bundan 11 yıl kadar önce Türk Telekom’un özelleştirilmesi söz konusuydu.

Dünyada Telekom özelleştirme furyası başlamak üzereydi ve henüz GSM sistemi gelişmediği için telekomlar ciddi para ediyordu.

Yani tam zamanıydı.

Türk Telekom’a da o dönemde 20 ila 30 milyar dolar arası bir fiyat biçiliyordu.

Ve işin ilginci Türkiye’nin o dönemki dış borcu da hemen hemen bu kadardı.

Yani Telekom satılsa Türkiye’nin dış borcu sıfırlanabiliyordu.

Mümtaz Soysal, bütün vatanseverliği ile ortaya çıktı ve tek başına ‘aslanlar’ gibi mücadele ederek Telekom’u sattırmadı.

Ardından Avrupa’daki bütün telekomlar büyük fiyatlara satıldılar ve işin modası geçti.

Şimdi Türk Telekom’un satışı yine gündemde.

Biçilen fiyat ise 3 ila 5 milyar dolar arası.

Yani fiyat hemen hemen 6’da bire inmiş.

Buna karşın Türkiye’nin o zamanki 30 milyar doları bulmayan dış borcu bugün 200 milyar dolara dayanmış.

O zaman Türkiye’nin dış borcunu tek başına karşılayan Telekom satış geliri, bugün dış borcun yıllık faizini karşılayamayacak hale gelmiş.

İşte Mümtaz Soysal’ın ileri görüşü, işte hiç kuşku duymayacağımız vatanseverliği.

Bazen düşünüyorum da, acaba bazıları vatanı bu kadar sevmese daha mı iyi olurdu diyorum.. Yoksa acaba ‘sevmek’ fiilini anlayışlarında bir sorun mu var?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Dostlarımızın sahip oldukları güzellikleri kendi sahip olduğumuz güzellikler gibi kabul ettiğimiz zaman.
X