Ege Haberleri

EGE

    Denizaltında isyan

    Hürriyet Haber
    17 Mayıs 2000 - 00:00Son Güncelleme : 17 Mayıs 2000 - 00:01

    Bodrum Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü, Yarımada'yı kuşatan denizi kaplayıp kıyılara vuran deniz canlısının türünü belirledi. Temel besin kaynağı kirlilik olan salpa maxima, ‘‘Deniz bitti’’ mesajını veriyor.

    BODRUM Yarımadası'ndaki körfezlerde ilk görüldüğünde çok bilinen deniz anasına benzetilen salpa maxima, Ege Denizi'nde doğal bulunmasına karşılık, su yüzeyine çıkıp kendini açıkça göstermesi uyarı olarak algılanmalı. Maximanın gittikçe artan yoğunlukta olması ve tüm deniz yüzeyini kaplayacak duruma gelmesi, denizlerimizde çevresel koşullardaki bozulmanın en açık kanıtı.

    Özellikle kanalizasyon kökenli besleyici elementler ve upwelling (Denizlerin diplerindeki besleyici elementlerce zengin suların rüzgarların etkisiyle yüzeye çıkması) sonucu denizin gübrelenmesi maximalar için elverişli ortam oluşturuyor. Yani planktonik organizmların çoğalmasına paralel olarak, bunların üzerinde beslenen maxima gibi canlılar da aşırı çoğalıyor.

    Körfezlerden sinyal

    BODRUM Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Deniz ve Balıkçılık Biyoloğu Dr. Ekrem Buhan, çok yönlü ve ağırlaşan insan baskısı altındaki Güllük ve Gökova körfezlerinin ekolojik yapısının hızla bozulup biyolojik çeşitliliğinin onarılamayacak şekilde çevre kirliliğinden etkilendiğini söylüyor. Dr. Buhan, bölgenin kendi özel fauna ve florası zarar gördüğünden göçmen ve istilacı türlerin yerleşmesine fırsat verildiğini belirterek, şunları söylüyor:

    ‘‘Salpa maximanın aşırı çoğalması, terörist yosun diye tanımlanan caulerpa racemosa'nın her tarafa yayılması, Posidonia oceanica'nın (deniz çayırlarından erişte) hızla gerilemesi, çok sayıda türün tükenmesi, yeni göçmen ve istilacı türlerin körfeze yerleşmesi, aslında körfezlerimizin ekolojik hasarını gösteriyor. Zaman geçirilmeden körfezlerimizde ekolojik izleme programları oluşturulmalı. Bu körfezler elden çıkmadan gerekli önlemler zamanında ve acilen alınmalıdır.’’

    SALPA MAXIMA

    - İçinde Akdeniz'in de bulunduğu ılıman denizlerde yaşayan oseanik (Denizlerin 200 metre derinlikten sonraki bölgeyi kapsayan su kütlesi) bir türdür.

    - Varili andıran ve 25 santime ulaşabilen bu hayvan jelimsi şeffaf yapıdadır.

    - Çift cinsiyetli olan bu deniz canlısı tek başına yaşar.

    - Üreme davranışı olarak birçok bireyin biraraya geldiği, 40-50 metrelere varabilen uzun zincirler şeklinde koloniler oluşturabilirler.

    - Kirlilik kaynaklarının bulunduğu yüzeye yakın sularda yaşarlar.

    - Planktonla beslenir, planktonca zengin bölgeleri tercih ederler.

    - İnsan derisine teması halinde kızarıklık ve yanma etkisi gösteren bu canlının diğer zararları araştırılıyor.

    Ekolojik hasar

    ÇEVRENİN uğradığı zarara ilişkin bilgiler, görülenlerle sınırlı kalıyor. İnsanın görme yeteneğinin sınırları çok dar. Ekolojik kirlilik görülenden fazla. Deniz dibindeki kirlilik, su yüzüne çıkınca farkediliyor. Her türlü kirliliği yutan denizler, artık bunu gizleyemiyor, isyan ediyor. Çok tanınmayan canlılar bile, deniz diplerinden kirlilik haberi getiriyor. Atık ve artıklarla beslenen salpa maxima da, o kadar çoğaldı ki, deniz altına sığmıyor. Onlar, denizdeki ekolojik hasarın ürünleri. Çevre katliamının ağaç kesip akarsuları kirletmekle, toprakları çoraklaştırıp çöle çevirmekle sınırlı kalmadığının kanıtı. Hala görmediğini söylemek için ya insafsız, ya kör olmak gerek. Siz görüyor musunuz?

    Yüreğindeki güller solmasın

    ONLARIN yüreğine daha fazla sevgi sığıyor. İnsanları, hayvanları, ağaçları hesapsızca seviyorlar. Yaşamı tümüyle sarıyorlar. İçlerindeki gül bahçeleri fırtınalara, sağanak yağmurlara boyun eğmiyor. Mert de içindeki gül bahçesini farkedenlerden. Okul bahçesindeki gülü, gözü ölçüsünde koruyor. Bugün bir tomurcuk açtı Mert'in gülü. Belki yarın solacak ama ertesi gün bir başka tomurcuk daha. Hep açacak. Mert de onları daima koruyacak. Tıpkı sevgisini yüklediği tüm canlılar gibi. ‘‘İçinizdeki gülleri soldurmazsanız, yaşamı daha çok seversiniz’’ diyor.

    Hayat ve denge

    FİZİK dünyasında, zıt güçlerin mücadelesi evrenseldir. Yaşayan doğa da, zıtlar yasasına uygun olarak değişiyor. Hayat, ölüme karşı durmaksızın süren bir mücadele şeklini alıyor. Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir canlı yok olurken binlerce yeni tür bırakır ardında. Ölümün hayat üzerindeki zaferini görebiliriz ama tür ölçüsünde üstünlük hayattadır. Arkadaşımız Mehmet Kurt, bu fotoğrafı Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de çekti. Bu kelebeğin halen yaşaması mucize olabilir. Hayat sürdükçe, doğanın dengesi içinde kelebekler hep yaşayacak. Bir diken, bir kelebek. Yaşam ve denge işte bu.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı