"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Deniz Seki’ye kafa atanlar

Kaldığımız yerden devam... Nerede kalmıştık? Deniz Seki’de... Sıra sizde... Sizin mail’lerde... Bugüne kadar destek verenler öne çıktı. Ama her olayda olduğu gibi, karşıt görüşler de var. Bugün esas olarak Deniz’e kafa atanları okuyacaksınız....

YOKSA İÇERİDE TEDAVİ Mİ OLUYOR?

“Deniz Seki’nin dava tarihi açıklandığında bazı programlarda şöyle denildi: ‘Mahkemenin ileri bir tarihe atılmasının tek nedeni Deniz Seki’nin içeride uyuşturucu tedavisi görmesi. Çıktığında bir daha bu işlere bulaşması istenmiyor, kendi iyiliği için içeride tutuluyor.’ Acaba bizim ‘ihmal’ ya da ‘haksızlık’ olarak gördüğümüz konunun arka planında, gerçekten böyle bir şey mi var? Deniz Seki şu anda tedavi mi görüyor?” (Ege.)

* Hayır Ege. Böyle bir şey yok. Deniz Seki’nin bir bağımlılığı yok. Tedaviye ihtiyacı da yok. Eğer öyle bir ihtiyaç olsaydı, mahkeme böyle bir hüküm verirdi, ama vermedi. Verseydi Seki, tedavi için cezaevi aracıyla AMATEM gibi bir yere götürülecekti. Sizin düşündüğünüz türden bir koruma, kollama, yok yani...

NİYE BALBAY DEĞİL DENİZ SEKİ?

“Deniz Seki’ye gelinceye kadar, onlarca bilim adamı, rektör, gazeteci ve komutan içeride yatmakta. Hem de sorgusuz, sualsiz. Onları neden görmezden geliyorsunuz? Tamam, bu ülkedeki yargılama sistemi yanlış. Ama sizin haber yapmak için seçtiğiniz kişi de yanlış. Deniz Seki mi bu ülkenin gençlerine örnek olacak? O bu topluma ne verebilir ki? Niye onu sütten çıkmış ak kaşık gibi gösteriyorsunuz? Neden meslektaşınız Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, rektörler ya da emekli komutanlarla görüşme yapmıyorsunuz?” (Kazım K.)

* Hepsi yapılabilir, neden olmasın? Yapılmalı da. Ama gelin bir konuda anlaşalım, ben kimseyi aklamadım. “Deniz Seki uyuşturucu kullanmadı” demedim. “Suçsuz” da demedim. Aksine, “Suçu neyse çeksin, ama bir an evvel mahkemeye çıksın, durumu netleşsin” istedim. Süreci yargıladım, sürece ayna tuttum. Dahası, bu süreci yaşayan yüzlerce insan olduğunu söyledim. Sizinle bu konuda hem fikiriz. Ama siz Seki’yi beğenmiyorsunuz, onu küçümsüyorsunuz diye, onu haber yapmamak da bir “ayrımcılık” olmaz mıydı?

SIRADAN VATANDAŞ DEĞİL ÜNLÜLER

“Benim sinir olduğum şu: Birtakım şeyler ‘ünlü’lerin başına gelince, akan sular duruyor. Yanlışlıkların düzeltilmesiyle ilgili yazılar medyada yer buluyor, ama ‘sıradan vatandaşlar’ için böyle olmuyor.” (Birsen S.)

* Bu söylediğinizde haklılık payı var ama bunda okurların da payı var! Haber, ünlülere ait olduğu zaman bayıla bayıla okuyorlar, ünsüzlere gelince, es geçiyorlar. Bir de tabii Münevver gibi vakalar var. Ünlü müydü? Değildi. Ama mart ayından beri gündemimizde. Elbirliğiyle katilinin yakalanması için uğraşıyoruz.

DÜZGÜN BİR YAŞAM PORTRESİ ÇİZMİYOR

“Uyuşturucu kullanan, kullanmakla kalmayan bunu pazarlayan biri için kamuoyu oluşturmaya çalışıyorsunuz. Sizi kınıyorum. O, kendini zehirleyen biri, bunu da geçtim, başkalarına da pazarlayan biri. Öyle çok düzgün bir yaşamı olan bir insan portresi de çizmiyor. Evli erkeklerle beraber olma konusunda hiç de çekingen değil. Bu kadının nesini savunuyorsunuz?” (Cihan G.)

* Ne fenasınız Cihan Bey. Siz mahkemeyi kurmuş, onu yargılamışsınız bile! Evli bir adamla birlikte oldu diye 218 gün hapiste de yatmasında bir sakınca yok öyle değil mi? Buna önyargı deniyor. Buna insafsızlık deniyor. Hem sana ne kardeşim, herkes istediği ile birlikte olur, sana mu düştü onun ahlakını sorgulamak! Dikkatinizi çekerim, bu kadın daha mahkemeye bile çıkmadı. Ama sizin gibiler, uyuşturucudan değil, yaşantısından dolayı onu çoktan yargıladı bile.

MAGAZİNEL SORMUŞSUNUZ

“Maalesef magazinel sorular sormuşsunuz. Kahve falında gözüken hakimler gibi. Keşke, kendisine bu maddeye nasıl ve nerede başladığını, eğer şu anda içeride yatması iftira ise, hangi sebeplerle başına bunların geldiği gibi ciddi ve anlamlı sorular yöneltseydiniz.” (Çiğdem Y.)

* Çiğdemciğim, güzelim, ben hâkim ya da yargıç değilim. Ona, bu soruları soracak insanlar var merak etme. Yaptıklarının hesabını mahkemede verecek. Hem ben bu kadar sorabiliyorum, gel sen daha iyisini sor!

ÇOCUĞUM İÇİN PROTESTO

“Uyuşturucu ticaretiyle uğraşan bir insanı savunmak sizce ne kadar doğru? Sizin de çocuğunuz var. Bunun iyi bir yaşam tarzı olmadığını bilmeniz gerekiyor. Bence artık bu işlerin de bir sınırı olmalı değil mi? Sizi protesto ediyorum. Kendim ve çocuğumun geleceği için.” (Hakan K.)

* Ben de çocuğumun bir hukuk devletinde yaşamasını istiyorum. İnsan haklarının ihlal edilmediği bir ülkede. İnsanların adil yargılandığı bir yerde... Beyefendi, bu kadının uyuşturucu ticareti yaptığını nereden biliyorsunuz? Yapıp yapmadığını bize ancak mahkeme söyler değil mi? Çıkamıyor maalesef, mesele bu. Çıksın, ciğerimi ye güzel kardeşim!

YENİ DOĞMUŞ BEBEĞİN AHI

“Size sadece yeni doğmuş bir çocuğun ‘ah’ını hatırlatmak istiyorum. O çocuğun kim olduğunu siz de biliyorsunuz, ben de. Deniz Seki, bence bu ‘ah’ın bedelini ödüyor. Çünkü bu dünya, etme bulma dünyası.” (Emre D.)

* Emre, siz hayata da böyle bakıyorsanız yandınız! Bu son derece hastalıklı bir düşünme tarzı! Allah korusun bir yakınınız kanser olsa, içinizden, “Hak ettiği için kanser oldu!”mu diyeceksiniz? Pes!

X