Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Deniz Baykal gerçekleri

SEÇİM bitti, saldırı başladı. Deniz Baykal ve CHP bunları hak ediyor mu? Önce bir konuya dikkat çekeyim. Saldırı erken başladı. Seçimden hemen bir gün sonra. Karşı cephe Baykal ve partisini başarısız olmakla suçladı.

Biraz zamansız oldu.

Burada tamamen tarafsız bir gözle, Deniz Baykal olayını kısaca irdelemek istiyorum. Ben bugüne kadar partisine oy verecek kesimler ve kişiler içerisinde böylesine sevilmeyen bir genel başkan görmedim. Bu bir gerçektir. Bugüne kadar binlerce insandan duyduğum söz hep aynı oldu:

"Baykal olduğu sürece ben CHP’ye oy vermem."

Onların çoğu da benim tanıdığım ve normalde CHP’den başka bir yere oy vermesi mümkün olmayan kimselerdi. Yalanları yoktu.

Son seçimde nereye ve kime oy verdiklerini bilemem.

* * *

Bir gece Bekir Coşkun’un evinde yemeğe davetli idik. Deniz Bey, Bekir, Enis Berberoğlu, ben ve eşlerimiz. Bir aile yemeği idi. Henüz seçim kararı alınmamıştı. Masada sohbet ederken kendisine sordum:

"Deniz Bey kendi tabanınızda bile hiç sevilmiyorsunuz. Seveninizden çok sevmeyeniniz var. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?"

Baykal
sinirlendi ve sertleşti. Bunun doğru olmadığını söyledi.

Bir arkadaşımızın evindeydik ve soruyu soran ben de orada konuktum. Biraz ısrar etsem iş daha sertleşecek ve o güzel aile ortamında tatsızlık çıkacaktı.

Konuyu değiştirdik.

* * *

Şimdi seçim sonrasında AKP’nin zaferi kutlanıyor. Bu kutlamalar arasında Baykal’ın da istifası isteniyor. CHP bu seçimden yenik mi ayrıldı, başarılı mı oldu?

Elbette başarılı olmadı. Genel merkez yönetimi, partinin il ve ilçe örgütlerinin çoğu çalışmadı. CHP ülkenin belli bölgelerinde hiç yoktu!

Bu niçin böyle oldu, nasıl oldu, doğrusunu isterseniz onu bilemem.

Seçim aşamasında büyük hatalar yapıldı. Baykal’ın miting konuşmalarını ekranlardan izledim. Hep aynı şeyleri söylüyor ve etkisiz kalıyordu.

Sağ kesimden gösterdiği adayların çoğu, illerinde beklenen oy oranına ulaşamadı ve seçilemedi. Partisi sadece beş ilde birinci parti olabildi:

Ege’de İzmir ve Muğla, Trakya’da Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli. Altıncısı yok. CHP’nin kalesi olarak bilinen ve Çankaya’yı da kapsayan Ankara Birinci Bölgede bile devlet ve para gücünü iyi kullanan AKP birinci sıraya oturdu.

* * *

Şimdi Deniz Baykal’a istifa çağrıları yapılıyor. Erken ve zamansız. Varsayalım Baykal bırakıp gitti. Peki yerine kim gelecek? Ufukta belirmiş bir isim var mı? Yok! Toplumun umut bağladığı, "O gelirse iyi olur" dediği, kitleleri peşinden sürükleyecek hangi ismi onun yerine yakıştırıyorsunuz? (Partide ikinci bir adam yetiştirmemesi de Baykal’ın eksiğidir.)

Yine varsayalım, Baykal bırakıp gitti. Parti bu kez aynı hizip hesapları içerisine düşmeyecek mi? Belki de parçalanıp gitmeyecek mi?

Bunları Deniz Baykal’ı savunmak için yazmıyorum. Onun hatalarını, yönetim ekibinin etkisizliğini, Atatürkçü, laik, sosyal demokrat kesimlerde kendisine olan (haklı veya haksız) tepkileri ve sevgisizliği en iyi bilenlerden biriyim. Siyasetini sadece ve sadece "Baykal düşmanlığı" üzerinden yürütenleri de iyi biliyorum.

Ama gün, bugün değil.

Deniz Baykal
’ın bütün bu olanlardan ve gerçeklerden ders çıkarmasını diliyorum. Önemli olan "Oyumuzu şu kadar yılda şu kadar artırdık" diye savunmaya geçmek, ya da toplantılar düzenleyip "Derhal çekil git" demek değildir.

Yerine kim gelecek? Hangi kadrolar gelecek? Gelince ne yapacak? Sonrasında parti yeni bir parçalanma yaşayacak mı? Yaşarsa bu kimin, kimlerin ekmeğine yağ sürecek?

Bu olay çok yönlüdür ve ciddidir. Öyle duygusal laflarla çözümlenecek bir şey değildir.

Karşımızda karmaşık, çözülmesi çok zor bir problem var. Bunu çözmesi gerekenlerin en başında Deniz Baykal geliyor. Ekibiyle birlikte otursun, yanına ekibinden olmayan, ancak güvendiği bazı kimseleri de alsın, gerçekleri masaya serip durumu tartışmaya açsın: "Arkadaş ben nerede hata yaptım? Biz nerede hata yaptık?"

Aksi takdirde, Türkiye’nin şu ortamında sadece kendisi kaybetmez. Hem milyonlarca insanımızın inançla, yürekten bağlı olduğu ve Atatürk’ün bize miras bıraktığı Altı Ok ilkeleri, hem de ülkemiz kaybeder.

Acı olan da bu budur.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI