Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Deniz Arcak, ancak...

Türk pop müziğinin, kendini yeniden konumlandırmaya çabaladığı 90’lı yıllarda, yaptığı üç albümle kendine ait bir kulvar açmıştı Deniz Arcak. Çok güçlü bir sesi, sesinin de farklı bir rengi vardı.

Ancak yaptığı işler çoğu zaman yeterince ticari olmadı.

Geçtiğimiz günlerde bir röportajını okudum; ‘Beni albüm satışları değil, şarkı söylemek ilgilendiriyor’ demiş. Daha sonra bir başka soruya yanıt verirken de; caz ve blues söylemek istediğini, ancak popla daha çok insana ulaşmanın mümkün olabildiğini söylemiş.

Bu iki yanıtın arasındaki çelişkinin de ötesinde, Deniz Arcak’ın çıplak gözle gayet rahat görülebilen bir kararsızlığı var kendiyle ilgili. ‘Tamam popüler olmak kötü bir şey değil, olalım. Ama laf da gelmesin, piyasa olmuş demesinler. Herkes bizi sevsin ama, diğerlerini sevdiği gibi olmasın, bir başka olalım.’

Mümkün müdür böyle bir şey? Belki mümkündür. Mümkün olmayan tüketiciden böyle bir şeyi talep etmek galiba. Nasıl algılanacağını belirleyen tek şey yaptığın iştir çünkü. Bir de yaptığın işlerin arasındaki tutarlılık bağı. Eğer MFÖ, yukarda yaptığım tanıma uyan bir popülarite yakalamışsa sırf bu nedenledir.

Deniz Arcak bir şarkı yazarı değil. Olmaya da çalışmıyor bildiğim kadarıyla. Ama çok iyi bir yorumcu, yorumcu olmaktan çok mutlu.

Son albümünü çıkarttığı 1996 yılının üzerinden tam sekiz yıl geçmiş. Millet, ‘Deniz Arcak diye bir kız vardı ne oldu o’ demekten bile vazgeçmiş, unutuldu unutulacak. Fuat Güner, Deniz Arcak’a albüm yapmayı tam sekiz yıl önce kabul etmiş. O gün bugündür ‘Kıpır Kıpır’a çalıştıklarını pek sanmıyorum. Demek ki araya problemler, tembellikler, vesaireler girmiş; koskoca sekiz yıl geçmiş. Ancak sekiz yıl sonra yeniden albüm yapıp, satmazsa satmasın diye düşünülmesi doğru mudur bilmiyorum. Ne Fuat Güner’in ne de Deniz Arcak’ın böyle düşündüğüne inanmak istiyorum.

Sadede gelelim. Elimizde bir adet Deniz Arcak albümü var. Adı ‘Kıpır Kıpır’. Prodüktörlüğünü önemli müzik adamlarımızdan Fuat Güner yapmış. Albümde Şehrazat, Fuat Güner, Özkan Uğur, Sezen Aksu gibi isimlere ait şarkılar var. Düzenlemelerin, pop-rock, Fuat Güner sound’u olduğunu söyleyebiliriz. Yeni değil, kötü de değil.

Samimi fikrimi soracak olursanız, MFÖ albümleri için bile Türkiye için ticari olma potansiyeli taşımayan zor bir sound. Dinledikçe ısınıyorsunuz ısınmasına ama milletin ısınmak adına benim kadar çaba harcayacağına ilişkin şüphelerim var.

Fuat Güner, yıllardır beslendiği, ilgilendiği bir sound’dan doğruluğuna inanarak düzgün bir iş çıkartmış. Deniz Arcak iyi şarkı söylemiş. Ancak Deniz Arcak’ın hatırı sayılır satış rakamlarına ulaşmak için gitmesi gereken yolun bu sound’dan geçmediğini düşünüyorum. Hele Firuz İsmailov düzenlemeleri, işi iyice yokuşa sürmüş. Sezen Aksu faktörüne rağmen çıkış parçası olarak ‘Eyvallah’ yerine ‘Kıpır Kıpır’ da denenebilirmiş (ama gitar partisyonlarını kaldırarak lütfen).

Bana soracak olursanız ‘Eyvallah’ın sözleri şarkıya gücünden epeyce kaybettirmiş. Albümün en güçlü şarkısı MFÖ klasiği ‘Bazen’. Onun dışında ‘Kül Oldum’ en çok ilgimi çeken şarkı oldu.

Sözleri, melodik yapısı ve düzenlemesiyle Arcak’a çok iyi gitmiş bir şarkı. Ben olsam tüm albümü bu yaklaşım üzerine kurgulardım. Öyle ya da böyle doğru formülü bulmak lazım.

Bana sorarsanız Deniz Arcak, 50-100 binlik satış bandını değil; 200-300 binlik olanını hak ediyor.
X