İK/Yeni Ekonomi Haberleri

İK YENİ EKONOMİ

    Denetim sektörü: Dişini sıkan rahata eriyor

    Hürriyet Haber
    09.01.2012 - 10:02 | Son Güncelleme:

    Üniversiteden yeni mezun birçok genç, bağımsız vergi denetim şirketlerinde işe girmek istiyor. Fakat bu yerlerde çalışmak kolay değil. Stres ve belirsiz çalışma saatleri nedeniyle birkaç yıl sonra başka şirketlere geçiyorlar. Bu sürede edindikleri tecrübelerle çok rahat iş bulabildikleri için bu şirketleri kariyerleri için basamak olarak görüyorlar.

    Denetim sektörü: Dişini sıkan rahata eriyorBağımsız vergi denetim ve danışmanlık şirketlerinde çalışmak birçok gencin hayali. Üniversiteden yeni mezun olan gençler kariyerlerinin ilk yıllarında böyle bir kurumdan geçmek istiyorlar. Burada aldıkları eğitim, tecrübe (ve CV’lerine bu prestijli şirketlerin adını yazmak) ve ulaştıkları network onlara daha sonra başka kapılar açıyor, yeni iş fırsatları sunuyor. Bu yüzden de bağımsız vergi denetim ve danışmanlık şirketlerinde çalışmak kariyerde bir basamak, atlama tahtası olarak da görülüyor. Talep çok ama kapı dar. Bu şirketler en iyileri almak ve (sirkülasyon çok olduğu için) bu gençlerden en iyi verimi almak istiyorlar. Özetle, bu şirketlere girmek de, sürekli kendini eğitmeyi bilmek de, yoğun tempoya ve strese dayanmak da öyle kolay değil.

     Fazla mesaileri yazmayın
    2007-2009 yıllarında bir bağımsız vergi denetim şirketinde çalışan A.H. anlatıyor. Vergi bölümünde asistan (junior) olarak işe başlamış. Üniversiteden yeni mezunmuş ve ilk iş deneyimiymiş. 23 ay devam etmiş burada çalışmaya ve işe başladıktan 1 sene sonra semi-senior olmuş, senior (kıdemli müdür) olmadan 2009 yılında ayrılmış. Senior olana kadar bekleyememiş. İşe başladıklarında imzaladıkları sözleşme dahilinde, o seneki şirket eğitimine katıldıkları durumda 6 ay boyunca işten ayrılamıyorlarmış. Ayrılırlarsa da eğitim ücretini tazminat olarak ödemeleri gerekiyormuş. Çalışma şekilleri ise ekipler halinde oluyormuş. Her ekip bir partner’a (ortak) bağlı. Bir ekipte müdürle birlikte 7-8 kişi oluyormuş. Her ekibin de kendi müşterileri ve bütçeleri varmış. Çalışma saatlerinin yoğunluğu da ekibin müşteri hacmine bağlı. Bölüm içinde kimi ekipler çok fazla mesai yaparken, kimi ekipler normal saatler içinde çalışıyormuş. Ayrıca fazla mesai için herhangi bir ücret ödenmiyor, yapılan fazla mesai saatleri ücretli izin olarak ekleniyormuş. A.H., bu hususta şöyle bir adaletsizlik olduğunu anlatıyor: “Bazı ekipler bütçeleri doğrultusunda bu fazla mesaileri sisteme yazabilirken, bazı ekipler bütçeleri yetersiz olduğu için fazla mesaileri sisteme giremiyorlardı. O yüzden fazla mesailerin izin olarak eklenmesi çok işleyen bir durum değildi. Yöneticiler genelde ‘fazla mesai yazma’ derlerdi.”

    Vergi denetçileri olarak 1 sene içinde 3 ayda bir olmak suretiyle 4 kere müşteri denetimine giderlermiş. Bir buçuk ayı ofiste geçirir, bir buçuk ay da müşterilerde denetimde olurlarmış. Ofiste geçirdikleri zamanlarda özel bir durum yoksa çalışma şartları rahatmış. Fakat denetim döneminde iş değişiyormuş. Eleman sayısı az, müşterinin fazla olması nedeniyle çok yoğun bir dönem oluyomuş. Gece 2-3’lere kadar çalıştıkları günler oluyormuş.
    İş hem yoğun hem de devlete karşı bir yükümlülük yerine getirildiği için sorumluluğu da fazla olan bir iş. Buna bir de müşteri ve zaman darlığı da eklenince yoğun zamanlarda stres de katlanılmaz oluyormuş. Çalışmalar hep ekip halinde yapıldığı için bu stres ekip olarak yaşanırmış. Buna sorumlu ortaklar da dahilmiş.

    “Bir şirkette 2 sene geçirmek belki ilk söyleyişte çok az bir zaman gibi geliyor” diyen A.H., çalışırken yaşadıklarını deneyimlediklerini öğrendiklerini diğer sektörlerde çalışan arkadaşlarıyla kıyasladığında onlara göre 5 sene çalışmış gibi olduğunu söylüyor. Sonunda havlu atmış.

    Bazı üniversitelerin mezunları çabucak zengin olmak istiyor
    Bağımsız vergi denetim şirketleri yeni mezun (ve hırslı) gençler arasında her zaman çok gözde. Bu şirketlere başvuran çok, girebilen az. Genelde Boğaziçi, Sabancı, İstanbul, Marmara, Ege, 9 Eylül gibi okulların iktisat, işletme, hukuk vb bölümlerinden mezunları alıyorlar. Kaynaklar İngilizce, adaylardan mutlaka iyi İngilizce istiyorlar. Grant Thornton Başkan Yardımcısı Nazım Hikmet adayların çoğunun dil yetersizliğinden elendiğini söylüyor. “İngilizce’nin üniversitede değil, kolejde öğrenilir. Düz liseden mezun, Marmara Üniversitesi İngilizce okumuş mesela. Notları iyiyse çağırırız, başarılıysa alırız ama İngilizceyi ne kadar biliyor diye de düşünürüz.” Grant Thornton, sadece belli başlı üniversitelerden eleman alıyor. “Müşterilerimiz büyük, köklü müşteriler. Biz de isim yapmış üniversitelerden eleman alırız” diyen Hikmet, Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’yle de çalışmadıklarını ekliyor: “Bizim meslekte sadakat çok önemlidir. Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ mezunları genelde çabucak zengin olmayı istiyor. Esas önemli olan sadakat yok.”

    İşe girişte de ya devletin ya da kurumun yaptığı sınavlara giriliyor. Bazı şirketler mülakat da yapabiliyor. Bağımsız vergi denetim ve danışmanlık şirketlerinde kariyer basamakları piramit şeklinde yükseliyor. Yani taban (asistanlar), nüfus olarak en çok olan kısım. En tepede ise partnerler yer alıyor. Tepeye çıktıkça kişi sayısında azalma oluyor. Asistanlık süreci 2-3 yıl devam ediyor. Bazı kurumlarda asistan ve kıdemli asistan şeklinde de ayrılabiliyor. Ardından ekip başı, müdür yardımcısı, müdür, kıdemli müdür, direktör ve ortak seviyesine kadar yükselebiliyorlar. Piramitin katları arasındaki süre yaklaşık 2-3 yıl fakat tepelere çıktıkça bu süre de artıyor. Kariyer yolu genel olarak böyle olsa da bazı şirketlerde unvanlarda küçük değişiklikler görülebiliyor.

    Başlangıç 1.500-2.000 TL
    Bağımsız vergi denetim ve danışmanlık şirketlerinde değişik departmanlarda çalışılabiliyor. Bunlara birkaç örnek vermek gerekirse bağımsız denetim, vergi denetimi ve danışmanlığı, kurumsal finansman ve danışmanlık... Bağımsız denetimde belli mevzuatlar, çerçeveler eşliğinde mali tablolarının bağımsız denetimini yapılıyor ve bu denetim sonucunda da görüş bildiriliyor. Vergi denetimi ve danışmanlığının denetim kısmında, şirketlerin kurumlar vergisi beyanamelerini doğru doldurup doldurmadıklarına ilişkin inceleme yapılıyor. Danışmanlık da vergiyle ilgili akla gelebilecek her türlü konuda danışmanlık veren bir bölüm. Kurumsal finansman tarafında şirket birleşmeleri, satın almaları, değerlemeleri gibi konularda danışmanlık veriliyor. Danışmanlık bölümü ise şirketlerin performanslarının iyileştirilmesi, risklerinin yönetilmesi, kontrol edilmesi ile ilgileniyor. Bu bölümler kurumdan kuruma değişiyor. Bazılarında transfer, gümrük, KDV gibi çeşitli alt dallar da olabiliyor.

    Bu şirketlerde yaş ortalaması 25-28. Genelde içeriden yetiştirmeyi tercih ediyorlar. Şu anki tepe yöneticiler, partnerler genelde şirkete asistan olarak başlayanlar. Fakat bazı durumlarda da dışarıdan alımlar yapılabiliyor. Bu daha çok yeni açılan bir alan olduğunda veya spesifik bir konu için uzman alınacaksa dışarıdan işe alım yapılıyor. 1.500-2.000 TL ile işe başlayanlar senior-manager (kıdemli müdür) olduklarında maaşları 10 bin TL’ye (net) kadar çıkabiliyor.

    4-5 yıl buralarda çalış da...
    Dışarıdan bakıldığında iyi bir kariyer yapmak için güzel bir başlangıç olarak görülüyor. Fakat bu durum her zaman geçerli değil. Üniversitedeyken kendisine “Bu şirketlerde 4-5 yıl çalış, sonra rahatsın” dendiğini söyleyen S.P., işin fedakarlık istediğini söylüyor. Asistanlık döneminde işin biraz şansa kaldığını ifade eden S.P., bazılarının gerçekten iş yaptığını bazılarının da fotokopi çekmek getir götür işleri yapmak gibi ofis işleriyle uğraştığını söylüyor. İşi almadaki en büyük nedeninin de sosyal bir hayatı olmamasına bağlayan S.P., “Öğrenciyken de çok faal bir sosyal hayatım yoktu. Birçok hobisi olan, gezmeyi seven arkadaşlarım bu işe girdiklerinde ilk yıllarda eski alışkanlıklarının neredeyse hepsinden vazgeçtiler. Seviye atladıkça o günlere dönebileceğimizi söylüyorlar” diyor. İşi yaparken çok dikkatli olmaları gerektiğini, bunun da strese neden olduğunu belirten S.P., çalışma saatleri çok esnek, gece yarılarına kadar çalıştığımız oluyor. Planlı programlı yaşamayı sevenler için pek uygun bir iş değil. Pazar günü bir telefon gelir ve işe gitmek zorunda kalırsınız. Her an her şeye hazır olmak gerek” diyor. Marmara Üniversitesi mezunu D.U., 2008-2010 yılları arasında böyle bir şirkette çalışmış. İlerisi için planı finans departman yöneticisi olmakmış. D.U., bazen bütün haftasonu çalıştığını, iş hayatını diğer her şeyin önüne aldığını söylüyor ve ekliyor: “Bizden de beklenen buydu aslında. Sağlığımızı geri plana attığımız dönemler de oluyordu.” Kendisiyle benzer işi yapan çok kişi olduğu için aradan sıyrılmanın zor olduğunu ifade eden D.U., bu işi yapabilmek için gerçekten denetim alanını sevmek gerektiğini söylüyor: “Müşterilere gidip geliyoruz, yoğun dönemlerde işin ne zaman biteceği belli olmuyor. O dönemlerde hiçbir plan yapmadan sadece işe odaklanıyoruz. Hata yapmamak bizim işimizde çok önemli. En ufak bir hata bile can sıkıntısına neden oluyor. Kanun, mevzuat da işin içinde olduğundan üzerimizde fazladan bir baskı hissediyoruz. Büyük bir kısmımızın başka sektörlere geçme nedeni de bu.”

    Kapı açan bir okul olarak görülüyor
    Müşterilere gitmek, onları denetlemek, rapor hazırlamak kimisinin de hoşuna gidebiliyor. Şirkette kalanlar ve yükselenler de daha çok bu kişiler. Denetçi unvanının almak, saygı görmek bu sektörde kalmak için yeterli olabiliyor. Ayrılanların ise başka işe, sektöre geçmelerindeki en büyük nedenler dışarıdan iki, üç misli maaş teklif edilmesi ve yaptıkları işin stresine, yoğunluğuna dayanamamaları. Okul olarak görülen bu şirketlerde birkaç yıl çalışıp çeşitli eğitim alanlar zaten yabancı dil de bildikleri için başka sektörlerde firmalarda çok rahat iş bulabiliyorlar. Bağımsız vergi denetim ve danışmanlık şirketlerinde çalıştıkları dönemde birçok kurumun içine girdikleri, onları denetledikleri için hemen hemen her sektör ve kurum hakkında bilgi sahibi de oluyorlar. Bu da iş değiştirmek istediklerinde daha bilinçli bir karar vermelerini sağlıyor. Bu şirketlerde ne kadar çok çalışır, ne kadar çok tecrübe edinirlerse ayrılıp başka bir işe geçtiklerinde o kadar yüksek bir pozisyondan başlayabiliyorlar.

    “Burası tatil kampı değil, burada çok ağır çalışacaksın, 4-5 yıl çalıştıktan sonra, mali müşavir olduktan sonra gitmek istersen gideceksin” diyen Grant Thornton Başkan Yardımcısı Nazım Hikmet, her raporun kendileri için bir sınav olduğunu söylüyor: “Denetim raporunu alacak olan müşteri, o raporu ne zaman istiyorsa o güne hazırlanıyor. Bizde saat 6 oldu, servis kalkacak, hadi bana müsaade yok. Çalışma saatleri değişken. Bazen iş olmaz, erken çıkmak için izin alırlar. Ama iş varsa, ben burada kalıp çalışıyorsam onlar da kalacak. Metrobüsle mi evine gidecek, yağmur mu var, kar mı var hiç fark etmez.” Bir kişinin isminin raporda yanlış yazılmasının bile müşteri gözünde itibar kaybına neden olacağını ifade eden Hikmet, çok hassas davrandıklarını ve bu nedenle Grant Thornton’da 60 yaşında emekli olma kuralı olduğunu söylüyor.

    CFO’lar hep bu sektörden geliyor
    Ernst & Young İnsan Kaynakları Direktörü Ebru Deliktaş Vardar, gençlerin buraya geldiklerinde aslında iş hayatına girme eğitimi aldıklarını söylüyor: “İşin teknik kısmını, nasıl konuşması, davranması gerektiğini öğreniyorlar. Özel sektördeki bütün firmaların CFO’larına baktığımızda hep bu şirketlerden gitmiş insanlar olduğunu görürüz.” Çalışma koşullarının çok yoğun olduğunu vurgulayan Vardar, bir anda bir sürü işi bitirilmesi gereken zamanlar olduğunu söylüyor: “Herkes bu işi yapmak istemiyor. Farklı bir sektörde yükselmeyi tercih edebiliyor. Burada bir şirketin mali tablosuna bakarak o şirketi analiz etmeyi öğreniyor, farklı şirketleri tanıyor. Sonra da bunun üzerine bir şeyler ekliyor ve yoluna devam ediyor. Burada kaldıkça rutine bindiğini düşünenler de var, müşteriye gidip rapor çıkarmaktan hoşlanan da.”

    Yeni Türk Ticaret Kanunu ile meslek yayılacak
    PwC İşe Alım Hizmetleri Lideri Mert Emcan, bu şirketlerde çalışanların üçüncü seneden sonra ekip yönetmeye başlamasıyla yollarının iyice açıldığını söylüyor: “Denetim tarafında her türlü firmanın finans departmanında özellikle raporlama, bütçe analiz ve muhasebe taraflarında kendilerine bir kariyer yolu açılmış olur. Denetimde Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun devreye girmesiyle çalışanları önümüzdeki dönemlerde çok ciddi fırsatlar bekliyor. Bütün raporlama ve denetim standartları değişeceği, daha uluslararası hale geleceği için denetimde görev alan insanların teknik yetkinlikleri en üst seviyede aranır hale gelecek ve piyasa kapışacak.” Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmesiyle bağımsız denetim ve vergi hizmetleri de daha fazla önem kazanacağını altını çizen Deloitte Vergi Hizmetleri Ortağı Hülya Yılmaz, mesleğin yayılacağını söylüyor: “Herkes bağımsız denetim yaptırmak zorunda kalacak. Daha da kıymetli bir meslek durumuna gelecek. Bu alanda tecrübesi olanlara kişisel iş fırsatı da çıkabilir.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı