Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Demokrasi ve hukuk

İSVİÇRE bırakın temsili demokrasiyi, kökten demokrasi uyguladı. Halkoyuna başvurdu, topu topu 500 bin oy farkla, 300 bin Müslüman’ın ibadet ettiği camilerin minaresini yasakladı.

Buyurun buradan yakın. Demokrasi ise demokrasi. Hem de en katıksız hali. Çoğunluk kararı sandıktan çıktı. Milli irade eliyle şeriat yazıldı. Amma ve lakin vicdana sığar mı, hayır.


Nüfusun yüzde 4’ü mağdur edildi mi, evet. İsviçre artık laik mi, kesinlikle hayır. Devleti de, bireyi de din ayrımı yapıyor mu, evet.


* * *


Demek ki
demokrasilerde hukukun işlemesi için kurumlar lazım. Örneğin kuvvetler ayrılığı olmalı. Meclis yasayı yapmalı, yürütme uygulamadan sorumlu olmalı, bağımsız yargı denetimi üstlenmeli. Çok kitabi kaçtıysa üzgünüm ve hemen İsviçre’den örnek verebilirim. Mesela İsviçre’de herhangi bir mahkeme minare yasağını, insan haklarına, din ve ibadet özgürlüğüne karşı bulsa... Demokrasiye ihanet mi sayılır? Yoksa Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kapatmayan bizdeki Anayasa Mahkemesi gibi demokrasi abidesi mi ilan edilir?


Bu soru kolaydı...


Ya üniversite sınavına bomba koyan meslek lisesi mezunlarına eziyet çektiren Danıştay kararına ne demeli? Zor geldiyse yanıtını yine kuvvetlerin işbölümüne dayalı olarak arayalım. Yasama toplumun ihtiyacı olan yasaları çıkartmalı, anayasa değişikliği gerektiren durumlarda bir zahmet uzlaşma aramalı. Hükümet yani yürütme bu kurallara milimine kadar uymalı. Yargı erki siyasetin yerine karar vermek zorunda bırakılmamalı.


* * *


Çok basit
gibi görünüyor. Ama demokrasi ile hukukun barış içinde bir arada yaşaması çok sağlam ve derin kültür gerektiriyor. Haydi bizdeki demokrasi genç diyelim. Ama, görmüyor musunuz, “Arkamda şu kadar oy var, istediğimi yaparım” mantığı İsviçre gibi ülkede dahi toplumun kimyasını nasıl bozuyor. O yüzden herkesin takkeyi önüne koyup düşünmesi zamanıdır. Yalnızca çoğunluğa dayalı demokrasi anlayışı bırakın özgürlük getirmeyi,

en temel insan haklarını bile kısıtlayabiliyor. Elin oğlu şiir okuyacak süngü minare, kubbe miğfer bırakmıyor. Yıkıp geçiyor.

 

Parası batmıyor ama

 

SANIRIM hâlâ öyledir, ortaçağdan itibaren papaları koruma görevi İsviçreli paralı askerlere bırakılır. Yani İsviçreli hazretler din ve para işlerini iyi bilir. İslam’ın minaresi keyiflerine batar ama Körfez diktatörlerinin milyarlarca dolarına bekçilik etmekte beis görmezler. Nazilerin yaktığı Yahudilerin servetlerinin üzerine oturur, eroin parasından haraç alırlar. Böyle millete böyle demokrasi yakışır zaten muhterem. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI