Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Demokrasi mi yoksa domates salçası mı?

<B>DEĞERLİ </B>dostum Tarık Akan’ı sıkıştırmak için sorulan sorunun esinlediği üç yazı, doğal olarak bu yazıya varacaktı ve vardı. Yollar kesişti. Soru sorandan da, yararlanandan da soyutlanıp bağımsızlık kazandı. Avrupa Birliği gündemine eklenirse hiç şaşırmamak gerek.

KALP SORULAR

Siyaset ve ‘köşe yazarları’ dünyasında pek gözde ve dişi sorular vardır. Benim gözümde iki para etmeyen kalp sorulardır bunlar:

Demokrasi mi yoksa yurt güvenliği mi?

Düşünce özgürlüğü mü yoksa ulusal çıkar mı?

Özgürlükler mi yoksa ulusal güvenlik mi?

Sanki ikisi birlikte olmazmış gibi. Ben demokrasiyi, yurt güvenliğini, düşünce özgürlüğünü, ulusal çıkarı, özgürlükleri ve ulusal güvenliği birlikte, cumhuriyetin yapısı içinde yan yana, üst üste, alt alta, zincirleme olarak istiyorum.

Kim ki yukarıda siyah mürekkeple basılmış soruları sorar ve insanları tercih etmeye zorlar, ona güvenmem. Bilirim ki bir dalavere çevirmektedir, Mersinlilerin diliyle bir ‘polim’ yapmaktadır.

ADRESSİZ CUMHURİYET

Demokrasi sözcüğünün üzerine bastırarak ‘Demokrasi mi yoksa cumhuriyet mi?’ diye sorarlar.

Gururla, ‘cumhuriyet’ diye yanıtlayacak olursan yandın, ‘Demokratik cumhuriyet var, İslami cumhuriyet var, totaliter cumhuriyetler de var!’ derler ve insanı konuştuğuna pişman ederler.

Kardeşim ben ne diye adresi belli olmayan herhangi bir cumhuriyetten söz edeyim. Benim cumhuriyetimin adı belli: Türkiye Cumhuriyeti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kusurları varsa eğer hep birlikte düzeltiriz.

Hayır olmaz; çünkü ‘Türkiye Cumhuriyeti Kemalist’tir, Jakoben’dir’ derler. Mete Tunçay gibi, 1923 Cumhuriyeti devrimlerini halka sormadan, ona karşın yapmıştır derler. Sonra 3 Ekim 2005 gecesi NTV’de Emre Kongar’la tartışan Mehmet Barlas gibi, ‘Dış siyasetin halka sorulduğu, halk önünde, halka açık yapıldığını kim görmüş?!’ derler.

Emre Kongar da kaçın kurrası hemen taşı gediğine gönderir:

‘Hani şeffaf politikadan, açıklıktan yanaydınız?’

AYIP, 1950 SONRASININ

Türkiye Cumhuriyeti’nin tanımı, Anayasa’nın değiştirilmesi olanaksız 2. maddesinde yazar: ‘Türkiye Cumhuriyeti (...) demokratik, laik ve SOSYAL bir hukuk devletidir.’

Başka demokrasiler benim umurumda bile değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Cumhuriyet’i demokrasi’yi içeriyor. Demokrasinin içi boş ise bunun utancı 14 Mayıs 1950’den bu yana iktidara gelen partilere aittir. 1923 Cumhuriyeti’nin (tarihsel, zamansal ve siyasal konjonktür açısından) bu ayıpta hiçbir payı yoktur. ‘Var!’ diyenin alnını karışlarım.

Bu arada Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilemez niteliklerinden birini büyük harfle yazdım: Türkiye Cumhuriyeti bir SOSYAL devlettir. AKP hükümeti ile AB’nin dikkatine sunulur!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI