Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Demokrasi katılmaktır demokrasi paylaşmaktır

Kurthan FİŞEK

Büyükbaba iyi söyledi, abanın altından sopayı gösterdi: ‘‘Ya ittifak, ya başkanlık sistemi...’’

Kolektif akıl-mantık-sağduyu, tek kişinin ‘‘kerameti kendinden menkûl’’ zekasından yüz kere evlâdır.

O yüzden, başkanlık sistemini sevmem...

Geçelim...

* * *

‘‘İttifak’’ olabilir mi?

Zor...

Son kamuoyu araştırmalarına göre, birinci parti konumundaki Fazilet Partisi (% 18) ittifak edemez, çünkü, müttefik bulamaz...

Noolur, noolmaz... Tank-mank çarpar.

Büyükbaba işareti verdi: ‘‘RP-DYP benzeri bir birlikteliği kaldırmaz Türkiye...’’

Doğru teşhis...

Hele, sahra dürbünüyle bakılırsa...

* * *

Büyükbaba yine önemli bir noktaya parmak bastı. Kör gözüm parmağına...

‘‘Merkez sağ da, merkez sol da bölünmüş durumda...’’

DSP-CHP birleşir mi?

Mümkün değil... Tabanları ayrı... Biri köktenlaik, öbürleri umutgüvercini peşinde...

DYP-ANAP birleşir mi?

Mümkün değil... Biri kentsoylu, öbürü köykökenli...

Birbirlerinden oy çalarlar mı?

Zor dostum zor...

* * *

Sözün özü, Türkiye'nin acil siyasi gündeminde ‘‘erken seçim’’ varsa, ‘‘koalisyon’’ da var demektir.

Rahmetli Marx'ın buyurduğu ‘‘tez-antitez-sentez’’ çıkmıyor bu birliktelikten... ‘‘Zıtların birliği’’ de olmuyor.

Haydi gari, çıkalım bu işin içinden...

Tekbaşkanlığın alternatifi koalisyon...

* * *

Acaba öyle mi?

‘‘İlkel’’ dediğimiz, ama, bütün güzelliğini o temizliğinden, o ilkelliğinden alan Afrika kabilelerinden öğreneceğimiz bir sürü şey var.

Meselâ, Aşanti, Bakongo, Ewe, Fang, Fanti, Fulani, Hausa, Hutu, İbo, Kikuyu, Tutsi, Yoruba, Zulu kabilelerinden...

Baskın Oran'ın ‘‘Azgelişmiş Ülke Milliyetçiliği: Kara Afrika Modeli’’ (1977) kitabına gidiyor elim...

‘‘Komünalist olan geleneksel Afrika siyasal düzeninde, kararlar, azınlık görüşüne karşı çoğunluk görüşünün üstün gelmesi şeklinde değil, toplulukta bir oydaşmanın (konsensüs) belirmesi şeklinde algılanmaktadır. Kabileyle ilgili bir karar alınması gerektiği zaman, kabile şefi, diğer ihtiyarlarla birlikte bir ağacın altına çekilmekte ve tartışmalar ortak bir karara oydaşma yoluyla varıncaya dek sürdürülmektedir...’’

Demek ki, ‘‘ilkel’’ dediğimiz Afrika kabileleri, Avrupa'nın ancak yirminci yüzyıl ortalarında bulduğu, yirmi birinci yüzyıla girerken bizim aramaya bile üşendiğimiz şeyi çoktan keşfetmişler...

Koalisyonu...

Coalescere'yi...

Latince'den tercümeyle, beraber yürümeyi, beraber büyümeyi...

Bizimkilerse koalisyonun cılkını çıkardılar. Beraber yürüyeceklerine ayrı yollara gidiyorlar, beraber büyüyeceklerine hep birlikte küçülüyorlar.

* * *

Alternatif olarak ‘‘demokrasi’’yi denesek mi acaba?

Yirminci yüzyıla olmasa bile, ‘‘yamyam’’ bellediğimiz Afrika kabilelerine yetişiriz belki de...













X