"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Demokrasi çizmelerini kimler giymeli

EGE Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı Sıtkı Şükürer’in, “Demokrasinin çizmeleri” adlı yazısı, özenle seçilmiş kelimelerle kurgulanmıştı.

Satır aralarına yedirilen mesajlar da dikkat çekiciydi.
Gerçek olan şu ki...
Hangi düşünceyi temsil ediyorsanız edin; hangi gruba üye olursanız olun; alternatifsiz tek yol demokrasiden geçiyor.
Bütün arayışlarımız, bütün savunmalarımız, bütün beklentilerimiz de yine demokrasi çerçevesinde kalmalı.
Bu kadar açık ve net...
Bu yazıdan hareketle bazı detaylara da dikkat çekelim.
Birincisi...
Sıtkı Şükürer’in yazısıyla ilgili yorumlarınızı bekliyorum.
Çünkü yazı geniş kitleleri ilgilendiren; tek yönlü değil, farklı görüşleri de içine alan bir bakış açısıyla kaleme alınmıştı.
Şükürer; kendine göre bir Türkiye fotoğrafı çektiği gibi özeleştiriyi de, çözüm önerilerini de aynı anda sunmuştu.
Elbette katıldığımız, katılmadığımız yanlar olacak.
Önemli olan bunları konuşuyor ve tartışıyor olmak...
Yazıyla ilgili varsa yorumlarınızı bekliyorum.
İkincisi...
Türkiye’de daha fazla demokrasiyi sanki sadece sahiller, Türkiye’nin kıyı kesimleri istiyor gibi bir görüntü hakim...
Bu algı mı, gerçek mi?
Önce bu sorunun yanıtını arayalım.
Bireysel özgürlükleri, yaşam biçimiyle ilgili beklentileri ve kaygıları sahillerin dile getiriyor olması, diğer bölgelerin ‘demokrasi talepleri’i göz ardı ettiği anlamına mı geliyor?
Ya da çıkan sesleri cılız buluyor da olabilirsiniz.
Hatta aynı yorumu Türkiye’nin kıyı kesimleri için de yapabilirsiniz.
Yani sahillerin demokrasi vurgusunu daha güçlü yapması gerektiğini de savunabilirsiniz.
İdeali Türkiye’nin her bölgesinden, her kesiminden bu taleplerin güçlü bir ses tonuyla dillendiriliyor olması...
O yüzden Sıtkı Şükürer’in yazısını bir kez daha okumanızı tavsiye ediyor ve yorumlarınızı bekliyorum.

Bir plan için 10 yıl beklemek

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun mütevazı ve sabırlı bir kişiliği var.
Yaptıklarını çok anlatmayı sevmiyor; çok sıkışmadıkça savunma yapmıyor.
Yedi yıldır; özellikle kentin alt yapısına yatırım yapıyor.
Son dönemlerde Tire’ye, Ödemiş’e, Beydağ’a gittiniz mi bilmiyorum; Menderes’ten Aliağa’ya kadar bütün ilçelerin alt yapıları tek tek tamamlanıyor.
Buralarda asfaltlanmayan tek yol kalmamış.
Arıtmalar tamamlanıyor; yaşayanların günlük hayatlarını kolaylaştıracak projelere öncelik veriliyor.
Aslında çok konuşulmayan bir ayrıntı daha var.
Belediye, diğer birçok büyükşehre göre borcunu artıran değil; azaltan bir görüntü de sergiliyor.
İzmir, toplam 1 milyar 800 milyon TL olan Hazine borcunu önce 900 TL’ye düşürdü, bu rakam bugünlerde 500 milyon civarında...
Belediyelerin Hazine’ye yük olduğu bir dönemde, İzmir’in bu hassasiyetini de bir kenara not etmek gerekir.
Kocaoğlu, İzmir Ticaret Odası Meclisi’nde yoğun sorularla karşılaşmış.
En çok da metroyla ve doğal olarak Hatay bölgesinde iş yapan esnafla ilgili...
Kabul etmek gerekir ki; esnaf bu konuda büyük bir tolerans gösterdi.
Başlayıp kesilen inşaatlar, sonra yeniden yapılan ihaleler ve çalışmalarla; hem bu bölgede oturanlar, hem de iş yapanlar büyük bir sıkıntı yaşadı.
Kocaoğlu, bunun farkında ve projenin hızlanması için 24 saat çalıştıklarını söylüyor.
Metronun tam anlamıyla bitmesinden sonra İzmir’in çok farklı olacağını düşünüyorum.
Birçok kişi gibi beni asıl ilgilendiren kentle ilgili yapılan yorumlarda sürekli gündeme gelen yürütmeyi durdurma kararları...
Örneğin tam 10 yıldır ‘Yeni İzmir Projesi’ni tartışıyoruz.
Kocaoğlu, açık konuşmuş:
“Yeni Kent Merkezi’nde sona geldiğimize, bir problem yaşamayacağımıza inanıyorum. Bugüne kadar bana gelen minimum 100-200 milyon dolarlık projeler 8-10’u geçti. Yargı yürütmeyi durdurmasın, yarın temeller atılır. 24 hadi, 30 ay içinde 2-3 milyar liralık yatırım yapılacak...”
Bir kentin gelişmesi başka türlü nasıl olur?
Yeni cazibe merkezleri yaratılır; kentin yapısına ve kimliğine uygun projeler öne çıkarılır.
İzmir’de her şey var.
Potansiyel var, olanaklar var, insan kaynağı var?
Yatırımcı da var, proje de...
En azından bu sefer Büyükşehir’in yeni kent planıyla ilgili alternatif planlarının ve çözümlerinin olması gerekir.
Çünkü çok iyi biliyorum ki; Türkiye’nin çok büyük grupları ve gayrimenkul yatırım ortakları sadece bu planı bekliyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI